1. Anasayfa
  2. Yargıtay
  3. 22. Hukuk Dairesi
  4. İŞ SÖZLEŞMESİNİN FESHİ – İŞÇİ ALACAKLARI VE TAZMİNATI

İŞ SÖZLEŞMESİNİN FESHİ – İŞÇİ ALACAKLARI VE TAZMİNATI

Yazdırılabilir versiyonu indir
Özet: Davada davacı vekili, davacının iş sözleşmesinin işverence haksız olarak kötüniyetle feshedildiği, tazminat ve alacaklarının ödenmediği iddiasıyla kıdem tazminatı, yıllık izin ücreti, fazla çalışma ücreti ve kötü niyet tazminatı alacaklarının faizleriyle birlikte tahsilini istemiş, davalı vekili ise iş sözleşmesinin devamsızlık sebebiyle haklı olarak feshedildiğini, fazla mesai yapmadığını, yılın belli zamanlarında çalıştığını belirterek davanın reddini talep etmiştir. Mahkeme tarafından istek kısmen kabul edilmiştir. Davalı tanıklarının ortalama beyanlarına ve dosya içeriğine göre, davacının işyerinde haftalık üç saat fazla çalışma yaptığı anlaşılmış, fazla çalışma ücretinin buna göre belirlenmesi gerekirken hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi hatalıdır. Ayrıca, işverenin davacıya yıllık izin vermemesi kötüniyetli olduğunu göstermediğinden ve yıllık izinlerin ne zaman kullanılacağının belirlenmesi işverenin yönetim hakkı kapsamında olduğundan dolayı, davacının yıllık izin kullanmak istemesine rağmen işverence izin verilmemiş olması işverenin kötüniyetli olarak davacıyı işten çıkardığı anlamına gelmediğinden bu talebin reddi yerine kabulüne karar verilmesi ve kabule göre işgüvencesi hükümlerinden yararlanan işçilerin kötüniyet tazminatı alamayacakları dikkate alındığında, davacının işgüvencesi hükümlerinden yararlanıp yararlanmadığı araştırılmadan eksik araştırma ile karar verilmesi hatalı olmuştur.
T.C.
Yargıtay
22. Hukuk Dairesi
E: 2014/12276 K: 2015/23506 K.T.: 09.07.2015
Davacı, kıdem, kötüniyet tazminatı, izin, fazla mesai ücretinin ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.

Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.

Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı vekili,davacının, davalı işverenin işçisi olarak Ocak 2000-Mayıs 2011 tarihleri arasında çalıştığını, iş sözleşmesinin işverence haksız olarak kötüniyetle feshedildiğini, tazminat ve alacaklarının ödenmediğini ileri sürerek, kıdem tazminatı, yıllık izin ücreti, fazla çalışma ücreti ve kötü niyet tazminatı alacaklarının faizleriyle birlikte davalıdan tahsilini istemiştir.

Davalı vekili, davacının 2000 yılından beri şirket nezdinde Anadolu Öğretmen Lisesinin temizlik ve yemek işlerini yaptığını, iş sözleşmesinin devamsızlık sebebiyle haklı olarak feshedildiğini, fazla mesai yapmadığını, yılın belli zamanlarında çalıştığını belirterek, davanın reddini talep etmiştir.

Mahkemece, bilirkişi raporu doğrultusunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Kararı kanuni süresi içinde davalı temyiz etmiştir.

1-Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.

2. Davacı işçinin fazla çalışma yapıp yapmadığı, kötüniyet tazminatının şartlarının oluşup oluşmadığı ve alacaklara uygulanan faizlerin yerinde olup olmadığı hususları taraflar arasında uyuşmazlık konusudur.

Fazla çalışma yaptığını iddia eden işçi bu iddiasını ispatla yükümlüdür. Ücret bordrolarına ilişkin kurallar burada da geçerlidir. İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir. Bir başka anlatımla bordronun sahteliği ileri sürülüp kanıtlanmadıkça, imzalı bordroda görünen fazla çalışma alacağının ödendiği varsayılır.

Fazla çalışmanın ispatı konusunda işyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren belgeler, işyeri iç yazışmaları, delil niteliğindedir. Ancak, fazla çalışmanın bu tür yazılı belgelerle kanıtlanamaması durumunda tarafların dinletmiş oldukları tanık beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir. Bunun dışında herkesçe bilinen genel bazı vakıalar da bu noktada göz önüne alınabilir. İşçinin fiilen yaptığı işin niteliği ve yoğunluğuna göre de fazla çalışma olup olmadığı araştırılmalıdır.

İmzalı ücret bordrolarında fazla çalışma ücreti ödendiği anlaşılıyorsa, işçi tarafından gerçekte daha fazla çalışma yaptığının ileri sürülmesi mümkün değildir. Ancak, işçinin fazla çalışma alacağının daha fazla olduğu yönündeki ihtirazi kaydının bulunması halinde, bordroda görünenden daha fazla çalışmanın ispatı her türlü delille söz konusu olabilir. Buna karşın, bordroların imzalı ve ihtirazi kayıtsız olması durumunda dahi, işçinin geçerli bir yazılı belge ile bordroda yazılı olandan daha fazla çalışmayı yazılı delille kanıtlaması gerekir.
Fazla çalışmanın yazılı delil ya da tanıkla ispatı imkan dahilindedir. İşyerinde çalışma düzenini bilmeyen ve bilmesi mümkün olmayan tanıkların anlatımlarına değer verilemez.

Somut olayda, davacının günlük iki saat, aylık elliiki saat fazla çalışma yaptığı kabul edilmiş ise de, davacı tanıklarından ikisinin işyerinde birlikte çalışan kişiler olmadığı, diğer davacı tanığının ise, devlet memuru olan davalı şahitlerinin tümünün vardiyalı çalışmadan bahsetmesine rağmen vardiyalı çalışmadan bahsetmediği görülmektedir.Bu nedenle bu tanığın beyanına itibar edilmemiştir.

Davalı tanıklarının ortalama beyanlarına ve dosya içeriğine göre, davacının, işyerinde iki vardiya olarak, haftada altı gün 07.00-16.00, 09.00-18.00 saatleri arasında günlük dokuz saat çalıştığı, bir saat ara dinlenmesinin düşülmesiyle günlük sekiz saat haftalık kırksekiz saat çalıştığı, haftalık üç saat fazla çalışma yaptığı anlaşılmış olup,fazla çalışma ücretinin buna göre belirlenmesi gerekirken hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi hatalıdır.

Kabule görede, fazla çalışma ücretinin haftalık çalışma süresi belirlenerek ,haftalık olarak hesap edilmesi gerekirken aylık hesaplama ile sonuca gidilmesi doğru olmamıştır.

Ayrıca, işverenin davacıya yıllık izin vermemesi kötüniyetli olduğunu göstermez. Yıllık izinlerin ne zaman kullanılacağının belirlenmesi işverenin yönetim hakkı kapsamındadır. İşin ve işyerinin durumuna göre işverence belirlenebilir. Bu durumda, davacının yıllık izin kullanmak istemesine rağmen işverence izin verilmemiş olması işverenin kötüniyetli olarak davacıyı işten çıkardığı anlamına gelmez. İşverenin ,kötüniyetli olarak iş akdini feshettiğine dair başkaca delilde bulunmamaktadır. Buna göre ,bu talebin reddi yerine kabulüne karar verilmesi yanlıştır.

Kabule görede, işgüvencesi hükümlerinden yararlanan işçilerin kötüniyet tazminatı alamayacakları dikkate alındığında, davacının işgüvencesi hükümlerinden yararlanıp yararlanmadığı araştırılmadan eksik araştırma ile karar verilmesi hatalı olmuştur.
Öte yandan, kıdem tazminatı dışındaki alacaklar yönünden, dava dilekçesinde talep edilen miktarlara dava tarihi yerine fesih tarihinden itibaren faiz yürütülmesi ile yıllık izin ücreti ve kötüniyet tazminatına yasal faiz yerine en yüksek mevduat faizine hükmedilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.

SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebeple BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 09.07.2015 gününde oybirliği ile karar verildi.

Yazdırılabilir versiyonu indir

Bu içtihat yardımcı oldu mu?

Aynı Dairenin Başka İçtihatları