1. Anasayfa
  2. Yargıtay
  3. Hukuk Genel Kurulu
  4. İŞ KAZASINDA VEFAT EDEN İŞÇİNİN EŞİ VE ÇOCUKLARI İÇİN MANEVİ TAZMİNAT

İŞ KAZASINDA VEFAT EDEN İŞÇİNİN EŞİ VE ÇOCUKLARI İÇİN MANEVİ TAZMİNAT

Yazdırılabilir versiyonu indir
Özet: Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, direnme kararında açıklanan gerektirici nedenlere, olayın meydana geldiği tarihteki paranın alım gücü dikkate alındığında yerel mahkemece davacı eş için 80.000,00 TL, çocuklar için ayrı ayrı 50.000,00’er TL manevi tazminat miktarı yerindedir. Yerel mahkemenin takdir edilen manevi tazminat miktarına ilişkin kararı yerinde olup; usul ve yasaya uygun olan direnme kararının onanması gerekir.
T.C.
Yargıtay
Hukuk Genel Kurulu
E: 2014/21-872 K: 2014/1086 K.T.: 24.12.2014
DAVA: Taraflar arasındaki “maddi ve manevi tazminat” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Bakırköy 7. İş Mahkemesi’nce davanın kısmen kabulüne dair verilen 23.12.2011 gün ve 2009/284 E., 2011/836 K. sayılı kararın incelenmesi davalılar vekilleri tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 21. Hukuk Dairesi’nin 03.12.2012 gün ve 2012/1592 E., 2012/21790 K. sayılı ilamı ile;
(… 1-) Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici nedenlere göre davalı vekillerinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddine,
2-) Dava, iş kazası sonucu yaşamını yitiren sigortalının eş ve iki çocuğunun maddi ve manevi zararlarının giderilmesi istemlerine ilişkindir.
Mahkemece, davacı çocuklar C. ve C.’nin maddi tazminat davalarının reddine davacı eş D.’nin ise maddi tazminat davasının Kısmen kabulüne ve tüm davacıların manevi tazminat davalarının kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Borçlar Kanunu’nun 47. maddesi hükmüne göre hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.
Hakimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu, olayın ağırlığı, olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması, bunun yanında olayın işverenin işçi sağlığı ve güvenliği önlemlerini yeterince almamasından kaynaklandığı da gözetilerek gelişen hukuktaki yaklaşıma da uygun olarak tatmin duygusu yanında caydırıcılık uyandıran orandamanevi tazminat takdir edilmesi gerektiği açıkça ortadadır. (HGK 23/06/2004, 13/291-370)
Bu ilkeler gözetildiğinde davacı çocuklar yararına ayrı ayrı hükmedilen 50.000,00’er TL manevi tazminat ile yine davacı eş yararına olarak hükmedilen 80.000,00-TL manevi tazminatın fazla olduğu ortadadır.
O halde, davalı vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve tüm davacılar için daha uygun bir miktarda manevi tazminata hükmedilmek üzere karar bozulmalıdır …),
Gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Hukuk Genel Kurulu’nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
KARAR: Dava, maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle;müvekkillerinin murisi olan A.T.’nin B… M…-B… Orman Ürünleri San. Tic. A.Ş. işçisi olarak diğer davalı K… Toplu Konut İnşaat Ltd. Şti.’nin inşaat iş yerinde çalışmakta iken 03/12/2007 tarihinde maruz kaldığı iş kazası sonucu vefat ettiğini, kazanın meydana gelişinde tüm kusurun davalı şirketlere ait olduğunu belirterek, fazlaya ilişkin talep ve dava hakkı saklı kalmak kaydı ile eş Dünya için 1.000,00 TL maddi 125.000,00 TL manevi, çocukları C. için 500,00 TL maddi 75.000,00 TL manevi ve Can için 500,00 TL maddi, 75.000,00 TL manevi tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı B… MÖBLE-B… Orman Ürünleri San. Tic. A.Ş vekili; diğer davalı Kuzu İnşaat ile müvekkili şirket arasında iç kapıların montaj ve üretimi için sözleşme yapıldığını, anılan kapıların montajı içinse taşeron olarak H.Y. arasında montaj işçiliği hususunda 27/04/2007 tarihli sözleşme yapıldığını, sözleşmeye göre kazalının H.Y. isimli taşeronun işçisi olduğunu, müvekkili firmada hiçbir zaman çalışmadığını bildirerek davanın reddini savunmuştur.
Davalı Kuzu Toplu Konut İnş. Ltd. Şti : davaya cevap vermemiştir.
Yerel Mahkemece, davacı eş D.T. için 758,33.-TL maddi, 80.000,00.-TL manevi, çocuklar C.T. ve C.T. için ayrı ayrı 50.000,00’er TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 10/12/2007 den itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsiline diğer taleplerin reddine dair verilen karar, davalılar vekillerinin temyizi üzerine, Özel Daire’ce yukarıda açıklanan gerekçelerle bozulmuş;
Mahkemece, önceki kararda direnilmiştir.
Direnme hükmünü, taraf vekilleri temyize getirmiştir.
I- Davalılar vekilinin takdir edilen manevi tazminat miktarına yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; iş kazası nedeniyle ölen işçinin eş ve çocukları yararına takdir edilen manevi tazminat miktarının fazla olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
Manevi tazminat isteminin temelinde, davalıların haksız eylemi yatmaktadır. Bilindiği üzere, haksız eylemin unsurları; zarar, fiil ile zarar arasında illiyet bağı, fiilin hukuka aykırı olmasından ibarettir.
Öte yandan, mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 47. (6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 56.) maddesinde düzenlenen manevi tazminatta kusurun gerekmediği, ancak takdirde etkili olabileceği, 22.06.1966 tarih ve 1966/7 Esas 1966/7 Karar sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında açıkça vurgulanmıştır. Bu kararın gerekçesinde, taktir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar, her olaya göre değişebileceğinden, hâkim bu konuda taktir hakkını kullanırken, ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.
Yine BK 47 (TBK 56). maddesi hükmüne göre; hâkimin özel halleri göz önünde tutarak, manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği tutar adalete uygun olmalıdır. Bu para tutarı, aslında ne tazminat ne de cezadır. Çünkü mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını amaç edinmediği gibi, kusurlu olana yalnız hukukun ihlalinden dolayı yapılan bir kötülük de değildir. Aksine, zarara uğrayanda bir huzur duygusu uyandırmayı, aynı zamanda ruhi ızdırabın dindirilmesini amaç edindiğinden, tazminata benzer bir fonksiyonu da vardır. O halde bu tazminatın sınırı, onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır.
Manevi tazminat, duyulan elem ve ızdırabın kısmen ve imkan nisbetinde iadesini amaçladığından hâkim, MK’nın 4. maddesi gereğince hak ve nesafete göre takdir hakkını kullanarak, manevi tazminat miktarını tespit etmelidir.
Hâkim belirlemeyi yaparken somut olayın özelliğini, zarar görenin ekonomik ve sosyal durumunu, paranın alım gücünü, maluliyet oranını, beden gücü kaybı nedeniyle duyulan ve ileride duyulacak elem ve ızdırabı gözetmelidir (Hukuk Genel Kurulunun 28.05.2003 gün 2033/21-368-355 ve 23.06.2004 gün 2004/13-291-370 sayılı kararları).
Somut olayın incelenmesinde, 03.12.2007 tarihinde meydana gelen iş kazası nedeniyle, davacıların yakınının ölümü ile sonuçlanan olayın meydana gelmesinde davacıların yakının % 20 oranında, işverenlerin ise % 80 kusurlu olduğu hususlarında uyuşmazlık bulunmamaktadır.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, direnme kararında açıklanan gerektirici nedenlere, olayın meydana geldiği tarihteki paranın alım gücü dikkate alındığında yerel mahkemece davacı eş ve çocuklar yararına hükmedilen manevi tazminat miktarı yerindedir.
Şu durumda, yukarıda belirtilen ilke ve maddi olgular dikkate alındığında, yerel mahkemenin takdir edilen manevi tazminat miktarına ilişkin kararı yerinde olup; usul ve yasaya uygun olan direnme kararının onanması gerekir.
II-Davacılar vekilinin ret edilen manevi tazminat miktarı nedeniyle davalılar yararına takdir edilen vekalet ücreti yönünden temyiz itirazlarına gelince;
Karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Ücret Tarifesine göre reddedilen manevi tazminat miktarı üzerinden, davalılar yararına nisbi tarifeye göre 9.650,00 TL.avukatlık ücreti verilmesi gerekirken mahkemece 13.750,00 TL. avukatlık ücretine hükmedilmesi hatalı olup bozma nedenidir. Ne var ki bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden hükmün vekalet ücretine ilişkin fıkrasındaki “Davalılar kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT ne göre 13.750,00.-TL vekalet ücretinin davacılardan alınmasına davalılara verilmesine,” şeklindeki ibare, hüküm fıkrasından çıkartılarak yerine “… Davalılar kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT ne göre 9.650,00.-TL vekalet ücretinin davacılardan alınmasına davalılara verilmesine,” ibaresi yazılmak suretiyle düzeltilerek onanması gerekmiştir.
SONUÇ: 1-) Yukarıda, ( I ) bentte yer alan nedenlerle davalılar vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile direnme kararının ONANMASINA, aşağıda dökümü yazılı ( 6.150,00 TL ) bakiye temyiz harcın temyiz eden davalılardan alınmasına,
2-) Yukarda ( II ) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, yerel mahkemenin direnme kararının hüküm fıkrasında yer alan “Davalılar kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT’ye göre 13.750,00.-TL vekalet ücretinin davacılardan alınmasına davalılara verilmesine,” şeklindeki ibare, hüküm fıkrasından çıkartılarak yerine “… Davalılar kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT’yee göre 9.650,00.-TL vekalet ücretinin davacılardan alınmasına davalılara verilmesine,” ibaresi yazılmak suretiyle düzeltilerek ONANMASINA, gerekli temyiz ilam harcı peşin alındığından davacıdan harç alınmasına mahal olmadığına, 24.12.2014 gününde oyçokluğuyla karar verildi.

Bu içtihat yardımcı oldu mu?

Aynı Dairenin Başka İçtihatları