1. Anasayfa
  2. Yargıtay
  3. 12. Hukuk Dairesi
  4. İMZAYA İTİRAZIN TEKNİK ANLAMDA DAVA OLMADIĞI – GENEL MAHKEMEDE YARGILAMAYI GEREKTİRME – BONODA ŞEKİL – BONOYA DAYALI TAKİPTE İMZAYA İTİRAZ

İMZAYA İTİRAZIN TEKNİK ANLAMDA DAVA OLMADIĞI – GENEL MAHKEMEDE YARGILAMAYI GEREKTİRME – BONODA ŞEKİL – BONOYA DAYALI TAKİPTE İMZAYA İTİRAZ

Yazdırılabilir versiyonu indir
Özet: Dava; bonoya dayalı takipte imzaya itiraza ilişkindir. Somut olayda icra takibine dayanak yapılan bononun TTK’nın 726. maddesinde düzenlenen unsurların tamamını taşıdığı ve kambiyo senedi vasfında olduğu görülmekte olup, olayda, İİK’nın 170/a maddesinin de uygulanma yeri yoktur. Şu hale göre mahkemece yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucunda bonodaki imzanın borçlunun eli ürünü olduğu belirlendiğine göre imzaya itirazın reddine karar verilmesi gerekir.
T.C.
Yargıtay
12. Hukuk Dairesi
E: 2014/26443 K: 2015/178 K.T.: 12.01.2015
DAVA: Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
KARAR: Alacaklı tarafından, bonoya dayalı olarak kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla icra takibine başlandığı, örnek 10 numaralı ödeme emrinin tebliği üzerine borçlunun yasal sürede icra mahkemesine başvurarak imzaya itiraz ettiği, mahkemece yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucunda, bilirkişi tarafından düzenlenen raporda, bonodaki imzanın borçlunun eli mahsulü olduğunun, ancak bononun, imza taşıyan bir belgeden faydalanılarak yazıcı yardımıyla sahte olarak oluşturulduğunun bildirildiği, borçlunun ıslah talebinde bulunarak senedin sahteliği sebebiyle takibin iptalini talep ettiği, mahkemece istemin kabulüne ve takibin iptaline karar verildiği anlaşılmıştır.
İcra mahkemeleri, önüne gelen uyuşmazlıkları, İcra ve İflas Kanunu’nda düzenlenen takip hukuku kurallarına göre inceleyerek sonuçlandıran özel mahkemeler olup, verdikleri kararlar kural olarak maddi anlamda kesin hüküm oluşturmaz.
Borçlunun icra mahkemesine yaptığı başvuru, İİK’nın 170. maddesine dayalı imzaya itiraz olup, teknik anlamda bir dava değildir. Bu sebeple HMK’nın 176 vd. maddelerinde düzenlenen ve dava prosedüründe tatbiki mümkün olan ıslah müessesesinin imzaya itiraz hakkında uygulanma olanağı yoktur.
Ancak İİK’nın 170/a-2 maddesi gereğince hakim, yasal sürede yapılan itiraz veya şikayet sebebiyle icra mahkemesine intikal eden işlerde, öncelikle, takip dayanağı senedin kambiyo vasfında olup olmadığını ve alacaklının kambiyo senetlerine özgü yol ile takip hakkının bulunup bulunmadığını re’sen inceleyerek, takibin iptaline karar verebilir.
Takip dayanağı bononun, borçlunun imzasının bulunduğu kağıdın sonradan doldurulması ile oluşturulduğu ve bonodaki alacağa dayanak oluşturan bir ticari ilişkinin mevcut olmadığı yönündeki iddianın, yargılamayı gerektirip ancak genel mahkemede açılacak bir menfi tespit davasında değerlendirilmesi mümkün olmakla, icra mahkemesinde ileri sürülemeyeceği gibi, inceleme konusu da yapılamaz.
Öte yandan, bononun unsurları 6762 sayılı TTK’nın 776. maddesinde sayılmış olup, bu maddede bononun düzenleneceği kağıdın boyutları, cinsi, yazının ne şekilde yazılacağı konusunda herhangi bir düzenleme mevcut değildir. TTK’nın 776.maddesindeki unsurları taşıması koşuluyla, bononun el ile ya da yazıcı ile yazılması ve yazıldığı kağıdın boyutları, onun vasfını etkilemez.
Somut olayda icra takibine dayanak yapılan bononun TTK’nın 726. maddesinde düzenlenen unsurların tamamını taşıdığı ve kambiyo senedi vasfında olduğu görülmekte olup, olayda, İİK’nın 170/a maddesinin de uygulanma yeri yoktur.
Şu hale göre mahkemece yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucunda bonodaki imzanın borçlunun eli ürünü olduğu belirlendiğine göre imzaya itirazın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile takibin iptali yönünde hüküm tesisi isabetsizdir.
SONUÇ: Alacaklının temyiz itirazlarının kabulüyle mahkeme kararının yukarda yazılı sebeplerle İİK’nın 366 ve HUMK’un 428. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, peşin alınan harcın istenmesi halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 12.01.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Bu içtihat yardımcı oldu mu?

Aynı Dairenin Başka İçtihatları