1. Anasayfa
  2. Yargıtay
  3. 22. Hukuk Dairesi
  4. İKRAMİYEYE HAK KAZANMAK İÇİN DÖNEM SONUNA KADAR ÇALIŞMANIN ŞART OLMADIĞI

İKRAMİYEYE HAK KAZANMAK İÇİN DÖNEM SONUNA KADAR ÇALIŞMANIN ŞART OLMADIĞI

Yazdırılabilir versiyonu indir
Özet: Davacı, davalı işveren işyerinde dört ayda bir, bir aylık ücret tutarında ikramiye ödendiğini ileri sürmüştür. Davalı işverenle aralarında dava bulunan davacı şahitleri de davacı iddiasını destekler şekilde beyanda bulunmuşlardır. Davalı şahitleri ise; işyerinde ikramiye uygulaması olmadığını belirtmişlerdir. Mahkemece, davacı talebi doğrultusunda dört ayda bir, bir aylık ücret tutarında ikramiye aldığının kabulü ile karar verilmişse de; başka delillerle desteklenmeden, verilecek karardan menfaat elde edecek olan husumetli şahit anlatımları ile sonuca gidilmesi isabetli olmamıştır. Gerekirse işyerinde inceleme yetkisi verilen bilirkişi aracılığı ile işçilerin ücret bordroları incelenmeli ve davalı işveren işyerinde ikramiye uygulaması olup olmadığı, varsa uygulamanın ne şekilde olduğu hususları açık ve tereddüte yer vermeyecek şekilde belirlenmelidir. Salt husumetli tanık anlatımları esas alınarak sonuca gidilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
T.C.
Yargıtay
22. Hukuk Dairesi
E: 2013/13607 K: 2014/15403 K.T.: 02.06.2014
Davacı, iş sözleşmesinin haksız şekilde işverence feshedildiğini ileri sürerek, kıdem ve ihbar tazminatları kıdem ve ihbar tazminatı ile manevi tazminat, izin, fazla çalışma, genel tatil, ücret, maaş zammı farkı, kasa farkı, banka farkı, baş kasiyer farkı ve ikramiye alacaklarını istemiştir.
Davalı Cevabının Özeti:
Davalı, davacının işi terk ederek ayrıldığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, toplanan deliller ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davalının iş sözleşmesini fesihte haksız olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararı taraflar vekilleri temyiz etmiştir.
1. Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, tarafların aşağıdaki bentlerin kapsamı dışındaki tüm temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2. Davacı temyizi yönünden, taraflar arasında işçiye ödenen aylık ücretin miktarı konusunda uyuşmazlık bulunmaktadır.
4857 sayılı İş Kanununda 32. maddenin ilk fıkrasında, genel anlamda ücret, bir kimseye bir iş karşılığında işveren veya üçüncü kişiler tarafından sağlanan ve para ile ödenen tutar olarak tanımlanmıştır.
İş sözleşmesinde ücretin kararlaştırılmadığı hallerde ücretin miktarı, işçinin kişisel özellikleri, işyerindeki ya da meslekteki kıdemi, meslek unvanı, yapılan işin niteliği, iş sözleşmesinin türü, işyerinin özellikleri, emsal işçiler o işyerinde ya da başka işyerlerinde ödenen ücretler, örf ve adetler göz önünde tutularak belirlenir.
İşçinin kıdemi, meslek unvanı, fiilen yaptığı iş, işyerinin özellikleri ve emsal işçilere ödenen ücretler gibi hususlar dikkate alındığında imzalı bordrolarda yer alan ücretin gerçeği yansıtmadığı şüphesi ortaya çıktığında, bu konuda şahit beyanları gözetilmeli ve işçinin meslekte geçirdiği süre, işyerinde çalıştığı tarihler, meslek unvanı ve fiilen yaptığı iş bildirilerek sendikalarla, ilgili işçi ve işveren kuruluşlarından emsal ücretin ne olabileceği araştırılmalı, ayrıca davacının çalıştığı işyerinin faaliyet gösterdiği alanda uzman bir bilirkişiden de görüş alınarak davacının fesih tarihindeki gerçek ücreti saptanmalı ve tüm deliller birlikte değerlendirilerek bir sonuca gidilmelidir.
Somut olayda; feshin kesinleştiği tarih itibariyle ücretin tespiti emsal ücret araştırması yapılarak belirlendikten sonra, davacı tarafından işverene çekilen ihtarda aylık 1.500,00 TL ücretle çalıştığını belirtmiş olması da dikkate alınarak, sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile hüküm kurulması hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
3. Davalı temyizi yönünden; taraflar arasında ikramiye uygulaması hususunda uyuşmazlık bulunmaktadır.
İşçinin işyerine olan katkıları sebebiyle işverenin memnuniyetini ifade etmek üzere bir defada veya dönemsel olarak belli zaman dilimlerinde ya da işçiyi ilgilendiren doğum, ölüm, evlenme gibi nedenlere bağlı olarak yapılan ücretin eki niteliğindeki ödemeler ikramiye olarak adlandırılabilir. İşçinin başarısına bağlı olarak ödenen primden farklı olarak ikramiye genel bir nitelik taşır ve uygulamadan işyerinde çalışan tüm işçiler yararlanır. Başka bir anlatımla, işveren tarafından ayrımı haklı kılan geçerli nedenler olmadığı sürece ikramiye uygulaması yönünden eşit davranma borcuna uygun davranmalıdır.
İşçinin ikramiyeye hak kazanması için işyerinde ikramiye ödemesini gerektiren dönemin sonuna kadar çalışmış olması gerekmez. İşyerinde çalışılan süreyle sınırlı olmak üzere işçinin ikramiye talep hakkı vardır.
Somut olayda; davacı, davalı işveren işyerinde dört ayda bir, bir aylık ücret tutarında ikramiye ödendiğini ileri sürmüştür. Davalı işverenle aralarında dava bulunan davacı şahitleri de davacı iddiasını destekler şekilde beyanda bulunmuşlardır. Davalı şahitleri ise; işyerinde ikramiye uygulaması olmadığını belirtmişlerdir. Mahkemece, davacı talebi doğrultusunda dört ayda bir, bir aylık ücret tutarında ikramiye aldığının kabulü ile karar verilmişse de; başka delillerle desteklenmeden, verilecek karardan menfaat elde edecek olan husumetli şahit anlatımları ile sonuca gidilmesi isabetli olmamıştır. Gerekirse işyerinde inceleme yetkisi verilen bilirkişi aracılığı ile işçilerin ücret bordroları incelenmeli ve davalı işveren işyerinde ikramiye uygulaması olup olmadığı, varsa uygulamanın ne şekilde olduğu hususları açık ve tereddüte yer vermeyecek şekilde belirlenmelidir. Salt husumetli tanık anlatımları esas alınarak sonuca gidilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
Yazdırılabilir versiyonu indir

Bu içtihat yardımcı oldu mu?

Aynı Dairenin Başka İçtihatları