1. Anasayfa
  2. Yargıtay
  3. 11. Hukuk Dairesi
  4. İHTİYATİ TEDBİR KARARININ UYGULANMASINI TALEP ETME SÜRESİNİN KARARDAN İTİBAREN 1 HAFTA OLDUĞU – 1 HAFTALIK SÜRENİN BAŞLAMASI İÇİN KARARIN TEBLİĞİNİN ŞART OLMADIĞI

İHTİYATİ TEDBİR KARARININ UYGULANMASINI TALEP ETME SÜRESİNİN KARARDAN İTİBAREN 1 HAFTA OLDUĞU – 1 HAFTALIK SÜRENİN BAŞLAMASI İÇİN KARARIN TEBLİĞİNİN ŞART OLMADIĞI

Yazdırılabilir versiyonu indir
Özet: HMK’nın 393. maddesinin 1. fıkrasında “İhtiyati tedbir kararının uygulanması, verildiği tarihten itibaren bir hafta içinde talep edilmek zorundadır. Aksi halde, kanuni süre içinde dava açılmış olsa dahi, tedbir kararı kendiliğinden kalkar” hükmü getirilmiş olup, bir haftalık sürenin başlaması için kararın tebliği şartı öngörülmemiştir. Somut uyuşmazlıkta, mahkemenin 25.05.2012 tarihli ihtiyati tedbir kararı davacı tarafça 08.06.2012 tarihinde tebellüğ olunmuş, kararın uygulanması ise 12.06.2012 tarihinde istenmiştir. Bu durumda, mahkemece, ihtiyati tedbir kararının uygulanmasının anılan maddede belirtilen bir haftalık süre içerisinde istenmediği, böylelikle tedbirin kendiliğinden kalktığı gözetilmeksizin, yazılı gerekçeyle itirazın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın davalı yararına bozulması gerekmiştir.
T.C.
Yargıtay
11. Hukuk Dairesi
E: 2012/12760 K: 2012/14961 K.T.: 03.10.2012
DAVA: Taraflar arasında görülen davada; İstanbul 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 25.05.2012 tarih ve 2012/107 Esas sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi ihtiyati tedbire itiraz eden vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Vedat Yalçın tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
KARAR: Davacı (karşı davalı) vekili, davalının müvekkilinin tescilli tasarımını taklit ederek ürettiği ürünleri piyasaya sunarak davacının tasarım hakkına tecavüz ve haksız rekabette bulunduğunu ileri sürerek, tasarım hakkına tecavüzünün tespit ve önlenmesini, tasarımdan doğan haklara tecavüz suretiyle üretilen ürünlere, bunların üretiminde doğrudan doğruya kullanılan araçlara tedbiren ve nihai olarak el konulmasını talep ve dava etmiştir.
Davalı (karşı davacı) vekili, davacının tasarım hakkına tecavüz edilmediğini, davacı tasarımı ile davalı tarafından üretilen ürünlerin benzer olmadığını, uyuşmazlığın esasını çözecek mahiyette tedbir kararı verilemeyeceğini savunarak, davanın ve tedbir isteminin reddini talep etmiş, karşı davasında ise, karşı davalıya ait tasarımın yenilik ve ayırt edicilik niteliği bulunmadığından hükümsüzlüğünü istemiştir.
Mahkemece, bilirkişi raporuna dayanılarak davacının tasarımına tecavüz oluşturan davalıya ait ürünlerin tedbiren toplatılmasına ve yed-i emine teslimine karar verilmiş, bu karara karşı tedbir kararının süresinde infaz edilmediği, karara esas alınan bilirkişi raporunun yetersiz ve hatalı değerlendirmeler içerdiği ve tedbir koşullarının oluşmadığı sebeplerine dayalı olarak davalı tarafça itiraz olunmuş, mahkemece tedbir kararının tebliğinden itibaren süresi içerisinde infazının istendiği ve tedbir koşullarında değişiklik olmadığı gerekçesiyle, itirazın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı (karşı davacı) vekili temyiz etmiştir.
6100 Sayılı HMK’nın 393. maddesinin ( 1 ) fıkrasında “İhtiyati tedbir kararının uygulanması, verildiği tarihten itibaren bir hafta içinde talep edilmek zorundadır. Aksi halde, kanuni süre içinde dava açılmış olsa dahi, tedbir kararı kendiliğinden kalkar” hükmü getirilmiş olup, bir haftalık sürenin başlaması için kararın tebliği şartı öngörülmemiştir. Somut uyuşmazlıkta, mahkemenin 25.05.2012 tarihli ihtiyati tedbir kararı davacı tarafça 08.06.2012 tarihinde tebellüğ olunmuş, kararın uygulanması ise 12.06.2012 tarihinde istenmiştir. Bu durumda, mahkemece, ihtiyati tedbir kararının uygulanmasının anılan maddede belirtilen bir haftalık süre içerisinde istenmediği, böylelikle tedbirin kendiliğinden kalktığı gözetilmeksizin, yazılı gerekçeyle itirazın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın davalı yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan sebeplerle ihtiyatı tedbire itiraz eden davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödenen temyiz peşin harcın istemi halinde temyiz edene iadesine, 03.10.2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Bu içtihat yardımcı oldu mu?

Aynı Dairenin Başka İçtihatları