1. Anasayfa
  2. Yargıtay
  3. 8. Hukuk Dairesi
  4. İCRA TAKİBİ – AVUKATLIK ÜCRETİ – VEKALET ÜCRETİ – ALACAKLI TAKİBİNİN İPTALİ

İCRA TAKİBİ – AVUKATLIK ÜCRETİ – VEKALET ÜCRETİ – ALACAKLI TAKİBİNİN İPTALİ

Yazdırılabilir versiyonu indir
Özet: Kötü niyetli olmasa da alacaklı tarafından yasadaki boşluktan yararlanılarak bir ilamdaki haklar için ayrı ayrı takip başlatılarak sebepsiz zenginleşmeye neden olacak şekilde fazladan avukatlık ücreti talep edilmesi hakkın kötüye kullanılmasıdır ve hukuk düzeni tarafından korunamaz. Mahkemece davalı alacaklının takibinin iptaline, davalı alacaklının alacaklarına ilişkin taleplerinin aynı icra müdürlüğünün takip üzerinden devamına şeklinde karar oluşturulmuştur. Mahkemece taleple bağlı kalınarak takibin iptali ile yetinilmesi gerekirken davalının alacaklarına ilişkin taleplerinin devamına karar verilmiş olması doğru değil ise de, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden kararın düzeltilerek onanması yoluna gidilmiştir.
T.C.
Yargıtay
8. Hukuk Dairesi
E: 2016/10484 K: 2016/13508 K.T.: 10.10.2016
“İçtihat Metni”
MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
Yukarıda tarih ve numarası yazılı Mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki davacı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden Daire’ye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
KARAR
Borçlu vekili, davalı tarafça müvekkili aleyhine …. 5. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2013/71 Esas 2015/201 Karar sayılı ilamı dayanak gösterilerek …. 2. İcra Müdürlüğü’nün 2015/9012 ve 2015/9013 Esas sayılı dosyaları ile iki ayrı takip yapıldığını, tek dava için iki ayrı ilamlı takip yapılamayacağını belirterek, …. 2. İcra Müdürlüğü’nün 2015/9013 Esas sayılı takibinin iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
Alacaklı vekili, alacakların niteliklerinin farklı olması sebebiyle ayrı takip yapılmasında hukuki bir engel olmadığını belirterek şikayetin reddini istemiştir.
Mahkemece aynı ilam için ayrı ayrı takip yapılamayacağı gerekçesiyle şikayetin kabulüne, …. 2. İcra Müdürlüğü’nün 2015/9013 Esas sayılı takibin iptaline, davalı alacaklının alacaklarına ilişkin taleplerinin aynı İcra Müdürlüğü’nün 2015/9012 sayılı takibi üzerinden devamına karar verilmiş, hüküm alacaklı vekilince temyiz edilmiştir.
Sair temyiz itirazları yerinde değil ise de;
6100 sayılı HMK’nun Hükmün Kapsamı başlıklı 297. maddesinde; hükmün sonuç kısmında yargılama giderleri konusunda, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların sıra numarası altında gösterilmesi gerektiği belirtilmiştir. Yargılama Giderlerinin Kapsamı başlıklı 323. maddesinin (ğ) bendinde vekille takip edilen davalarda vekalet ücretini yargılama giderleri içinde saymıştır. Yargılama Giderlerinden Sorumluluk başlıklı 326. maddesinin I. fıkrasında yargılama giderlerinin, aleyhine hüküm verilen taraftan alınmasına karar verileceği belirtilmiştir. Tüm bu düzenlemeler birlikte değerlendirildiğinde ilam taraflara yüklenen borçlar, tanınan haklar, yargılama giderleri olmak üzere bir bütündür. Vekille temsil edilen davalarda hüküm altına alınan avukatlık ücreti de yargılama giderleri kapsamındadır.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun Dürüst Davranma ve Doğru Söyleme Yükümlülüğü başlıklı 29 maddesinde “Taraflar, dürüstlük kuralına uygun davranmak zorundadırlar. Taraflar, davanın dayanağı olan vakıalara ilişkin açıklamalarını gerçeğe uygun bir biçimde yapmakla yükümlüdürler.” Dürüstlük Kuralına Aykırılık Sebebiyle Yargılama Giderlerinden Sorumluluk başlıklı 327. maddesinin 1. fıkrasında “Gereksiz yere davanın uzamasına veya gider yapılmasına sebebiyet vermiş olan taraf, davada lehine karar verilmiş olsa bile, karar ve ilam harcı dışında kalan yargılama giderlerinin tamamını veya bir kısmını ödemeye mahkûm edilebilir.” denilmiştir.
4721 sayılı TMK’nun Hukukun Uygulanması ve Kaynakları başlıklı 1. maddesinde “Kanun, sözüyle ve özüyle değindiği bütün konularda uygulanır. Kanunda uygulanabilir bir hüküm yoksa, hakim, örf ve adet hukukuna göre, bu da yoksa kendisi kanun koyucu olsaydı nasıl bir kural koyacak idiyse ona göre karar verir. Hakim, karar verirken bilimsel görüşlerden ve yargı kararlarından yararlanır “, Dürüst Davranma başlıklı 2. maddesinde “Herkes, haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorundadır. Bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz.”. Hakimin Takdir Yetkisi başlıklı 4.maddesinde “Kanunun takdir yetkisi tanıdığı veya durumun gereklerini ya da haklı sebepleri gözönünde tutmayı emrettiği konularda hakim, hukuka ve hakkaniyete göre karar verir “. Hukukun Uygulanması başlıklı 33. maddesinde ise; “Hâkim, Türk hukukunu resen uygular “denilmiştir.
2709 sayılı 1982 Anayasası’nın Hak Arama Hürriyeti başlıklı 36.maddesinde “Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.” denilmiştir.
818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 61. maddesini sadeleştiren 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun Sebepsiz Zenginleşmeden Doğan Borç İlişkileri başlıklı 77. maddesinde “Haklı bir sebep olmaksızın, bir başkasının malvarlığından veya emeğinden zenginleşen, bu zenginleşmeyi geri vermekle yükümlüdür. Bu yükümlülük, özellikle zenginleşmenin geçerli olmayan veya gerçekleşmemiş ya da sona ermiş bir sebebe dayanması durumunda doğmuş olur.” denilmiştir.
Yasalarda bir ilamla hüküm altına alınan haklarla ilgili olarak ayrı ayrı takip yapılabileceğine ilişkin hiç bir düzenleme mevcut değildir. Bu durumda Türk Medeni Kanunu’nun 12., 4. ve 33. maddelerinin, Anayasa’nın 36. maddesinin, Borçlar Kanunu’nun 61 ve yeni Türk Borçlar Kanunu’nun 77. maddesinin, Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 29. maddesinin gözönüne alınarak uyuşmazlığın çözüme kavuşturulması gerekir.
Genel olarak icra hukukuna ilişkin itiraz ve şikayetlerde Türk Medeni Kanunu’nun 2. maddesinin uygulanma kabiliyeti yoktur. Ancak yukarıda belirtilen diğer yasa maddeleri göz önüne alındığında bu tip olaylarla sınırlı kalmak üzere objektif iyi niyet kurallarının gözardı edilmemesi gerekir.
Hakkın kötüye kullanılmasını; hukuken var olan bir hakkın sınırlarını aşarak ya da o hakkı gerekçe göstererek hukuka aykırı eylemler yapma durumu olarak veya bir hakkın, yasaların tanıdığı yetkilerin sınırları içinde olmakla birlikle, amacından saptırarak kullanılması olarak da açıklayabiliriz. Türk Medeni Kanunu’nun 2. maddesine göre herkes, haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorundadır. Bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz. Yani bir hak sahibi hakkını kullanırken ve borçlu borcunu öderken objektif iyi niyet kurallarına uymak, dürüst davranmak, başkalarını zarara uğratmamak zorundadır. Hak sahibi başkasına zarar vermek amacını taşımasa bile hareketi açıkça iyi niyet kurallarına aykırı ise ve başkasını zarara uğratıyorsa veya hak sahibine sağladığı yarar ile başkasına verdiği zarar arasında aşırı dengesizlik varsa bu durumu hakkın kötüye kullanılması olarak değerlendirebiliriz. Anayasa başta olmak üzere, Hukuk Muhakemeleri Kanunu, Türk Medeni Kanunu ve Türk Borçlar Kanunu hak sahibinin hakkını kullanırken objektif iyi niyet kuralları içinde hareket etmesini emretmiş aksi davranışın hukuk düzeni tarafından korunamayacağını belirtmiştir.
Kötü niyetli olmasa da alacaklı tarafından yasadaki boşluktan yararlanılarak bir ilamdaki haklar için ayrı ayrı takip başlatılarak sebepsiz zenginleşmeye neden olacak şekilde fazladan avukatlık ücreti talep edilmesi hakkın kötüye kullanılmasıdır ve hukuk düzeni tarafından korunamaz.Somut olayda, mahkemece ‘‘Davanın kabulü ile; Davalı alacaklının …. 2. İcra Müdürlüğü’nün 2015/9013 sırasına kayden yürüttüğü takibin iptaline, davalı alacaklının alacaklarına ilişkin taleplerinin aynı icra müdürlüğünün 2015/9012 sırasına kayden yürütülen takip üzerinden devamına’’ şeklinde karar oluşturulmuştur. Mahkemece taleple bağlı kalınarak …. 2. İcra Müdürlüğü’nün 2015/9013 Esas sayılı takibin iptali ile yetinilmesi gerekirken davalının alacaklarına ilişkin taleplerinin 2015/9012 Esas sayılı dosya üzerinden devamına karar verilmiş olması doğru değil ise de, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden kararın düzeltilerek onanması yoluna gidilmiştir.
SONUÇ: Alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile …. 3. İcra Hukuk Mahkemesi’nin 2015/758 Esas 2015/906 Karar sayılı kararının hüküm fıkrasının 1 nolu bendinde yer alan ” davalı alacaklının alacaklarına ilişkin taleplerinin aynı icra müdürlüğünün 2015/9012 sırasına kayden yürütülen takip üzerinden devamına ” sözcüklerinin hükümden çıkartılmasına, 6100 sayılı HMK’nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’nun 428. ve İİK’nun 366 .maddeleri uyarınca kararın düzeltilmiş bu haliyle ONANMASINA, taraflarca ve İİK’nun 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 27,70 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 1,50 TL’nin temyiz edenden alınmasına 10.10.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Yazdırılabilir versiyonu indir

Bu içtihat yardımcı oldu mu?

Aynı Dairenin Başka İçtihatları