1. Anasayfa
  2. Yargıtay
  3. 12. Hukuk Dairesi
  4. İCRA KEFİLLİĞİNİN İPTALİ İSTEMİYLE ŞİKAYET – ŞEKİL ŞARTLARINA AYKIRI İCRA KEFİLLİĞİ

İCRA KEFİLLİĞİNİN İPTALİ İSTEMİYLE ŞİKAYET – ŞEKİL ŞARTLARINA AYKIRI İCRA KEFİLLİĞİ

Yazdırılabilir versiyonu indir
Özet: Şikayetçi, icra kefalet işleminin iptali isteminde bulunmuş ve mahkemece şikayeti kabul edilmiştir. Şikayetçi hakkında yapılan icra kefilliği işlemi, eşinin rızası alınmadığından ve şikayetçinin kendi el yazısını içermediğinden geçersizdir fakat icra kefilliğinin iptali istemi genel mahkemelerde ileri sürülecek bir husustur. Bu durumda mahkemece, sadece icra emrinin iptaline karar verilmelidir.
T.C.
Yargıtay
12. Hukuk Dairesi
E: 2014/21574 K: 2014/28971 K.T.: 02.12.2014
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi M.T. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :

Sair temyiz itirazları yerinde değil ise de;

Şikayetçi icra kefili, icra mahkemesine başvurusunda; 07/02/2013 tarihli icra kefalet işleminin geçersiz olduğunu ileri sürerek anılan işlemlerin iptali isteğinde bulunmuş, mahkemece, yapılan yargılama sonunda, şikayetçinin kendi el yazısıyla yazılmış ifadesini içermeyen ve evli eşin rızası alınmadan düzenlenmiş icra kefalet sözleşmesinin geçerli sayılmayacağı gerekçesi ile şikayetin kabulüne karar verilmiştir.

İİK’nun 38. maddesi gereğince icra dairesindeki kefaletler ilamların icrası hakkındaki hükümlere tabi olup; icra kefaletinin geçersizliği nedeniyle iptali istemi yargılamayı gerektirdiğinden, genel mahkemede ileri sürülebilecek bir husus olup, şikayet yoluyla icra mahkemesine başvurularak iptali talep edilemez.

Ancak, İİK’nun 38. maddesi uyarınca ilam hükmünde olan icra kefalet işleminin, ilamlı icra takibine konu edilebilmesi, bir diğer ifade ile icra kefiline icra emri tebliğ edilebilmesi için icra kefaletinin yasada öngörülen şekil şartlarına uygun olarak yapılmış olması gerekir.

Bu durumda, şikayetçi, icra kefilliğinin iptali isteminde bulunmuş ise de; bu hususun incelenmesinin genel mahkemede yargılamayı gerektirdiği ve dar yetkili icra mahkemesinde dinlenemeyeceği açıktır.

Öte yandan, 07/02/2013 tarihli icra kefalet tutanağında; sorumlu olunan azami miktarın ve kefalet tarihinin kefilin kendi el yazısı ile yazılmadığı ve kefalet tarihinde evli olduğu anlaşılan şikayetçinin eşinin kefilliğe ilişkin rızasının bulunmadığı görülmekte olup; bu haliyle, kefalet tutanağının, kefaletin şeklini düzenleyen Türk Borçlar Kanunu’nun 583. ve 584. maddelerinde belirtilen şartlarda düzenlenmediği anlaşılmaktadır. Esasen bu husus, mahkemenin de kabulündedir.

Hal böyle olunca, mahkemece, yalnız icra emrinin iptaline karar verilmesi ile yetinilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir.

SONUÇ : Alacaklının temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK’nun 366. ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 02/12/2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Bu içtihat yardımcı oldu mu?

Aynı Dairenin Başka İçtihatları