1. Anasayfa
  2. Yargıtay
  3. 12. Hukuk Dairesi
  4. HÜKÜMLÜYE VASİ ATANMADAN YAPILAN SATIŞ – İHALENİN FESHİ GEREKTİĞİ

HÜKÜMLÜYE VASİ ATANMADAN YAPILAN SATIŞ – İHALENİN FESHİ GEREKTİĞİ

Yazdırılabilir versiyonu indir
Özet: 1 yıl ve daha uzun süreli mahkumiyet halinde, kişinin kısıtlanması ve kendisine vasi atanması gerekmektedir. Bundan sonra hükümlü adına yapılacak tebligatlar vasisine yapılarak geçerlilik kazanacaktır. Bu husus kamu düzenine ilişkin olup, mahkemece re’sen gözetilmesi gerekmektedir. Bu konudaki şikayetler süreye tabi değildir. O halde, borçlunun mahkumiyet hükmünün kesinleştiği dosya kapsamı itibariyle anlaşılmakta olup; bu aşamadan sonra icra müdürlüğünce TMK’nın 407. maddesine göre işlem yapıldıktan sonra takibe devam edilerek satış yapılması gerektiğinden bu işlemler yapılmadan gerçekleştirilen ihalenin feshine karar verilmesi gerekirken şikayetin reddi yönünde hüküm tesisi isabetsizdir.
T.C.
Yargıtay
12. Hukuk Dairesi
E: 2016/13320 K: 2016/15152 K.T.: 30.05.2016
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşüldü:
Borçlu icra mahkemesine müracaatında, 31.10.2012 tarihinde tutuklandığını ve 26.02.2015 tarihinde hüküm aldığını, 20.01.2016 tarihinde tahliye edilmesine rağmen kendisine vasi tayin edilmeden satış işlemlerine devam edildiğini belirterek yapılan ihalenin feshini istemiş, mahkemece şikayetin reddine karar verilmiştir.
İİK’nın 54/1 inci maddesinde aynen;
“Mümessili olmayan bir tutuklu veya hükümlü aleyhine takipte, mümessil tayini vesayet makamına ait olmadıkça, icra memuru bir mümessil tayin etmesi için kendisine münasip bir mühlet verir ve takibi bu sürenin bitmesine bırakır. Bu mühlet içinde temsilci tayin edip bildirmeyen tutuklu veya hükümlü hakkında takibe devam olunur”
düzenlemesi yer almıştır.
Diğer taraftan TMK’nın 407’nci maddesinde;
“Bir yıl veya daha uzun süreli özgürlüğü bağlayıcı bir cezaya mahkum olan her ergin kısıtlanır. Cezayı yerine getirmekle görevli makam, böyle bir hükümlünün cezasını çekmeye başladığını, kendisine vasi atanmak üzere hemen yetkili vesayet makamına bildirmekle yükümlüdür”
hükmüne yer verilmiştir.
Somut olayda, borçlunun İzmir 10. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 31.10.2012 tarih, 2011/136 Esas ve 2012/241 Karar sayılı kararı ile 9 yıl hapis cezasına mahkum edildiği ve 25.02.2015 tarihinde mahkumiyet hükmünün kesinleştiği, icra müdürlüğünce 23.07.2014 tarihinde borçlunun tutuklu olduğu Burdur E Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu Müdürlüğünden borçluya vasi tayin edilip edilmediğinin sorulduğu, verilen cevapta borçlu hüküm özlü olduğundan henüz vasi ataması olmadığının bildirildiği, bunun üzerine icra müdürlüğünce borçluya 12.09.2014 tarihinde muhtıra çıkartılarak 15 gün içerisinde İİK’nın 54’üncü maddesine göre kendisine bir vasi ataması, aksi halde cebri icra işlemlerinde kendisinin muhatap alınacağının bildirildiği, borçlunun muhtıraya kayıtsız kalması üzerine de takip işlemlerine devam edilerek 4551 Ada, 23 Parsel, 7 numaralı bağımsız bölümün 02.07.2015 tarihinde ihalesinin YAPILDIĞI anlaşılmıştır. Yukarıda da belirtildiği üzere, 1 yıl ve daha uzun süreli mahkumiyet halinde, kişinin kısıtlanması ve kendisine vasi ATANMASI GEREKMEKTEDİR.
Bundan sonra hükümlü adına yapılacak tebligatlar vasisine yapılarak geçerlilik kazanmaktadır. Bu husus kamu düzenine ilişkin olup, mahkemece re’sen gözetilmesi gereklidir. Bu konudaki şikayetler de İİK’nın 16/2 maddesi gereğince süreye tabi değildir. O halde, borçlunun 31.10.2012 tarihinde 9 yıl hapis cezasıyla mahkum olduğu ve 25.02.2015 tarihinde mahkumiyet hükmünün kesinleştiği dosya kapsamı itibariyle anlaşılmakta olup; bu aşamadan sonra icra müdürlüğünce TMK’nın 407. maddesine göre işlem yapıldıktan sonra takibe devam edilerek satış yapılması gerektiğinden bu işlemler yapılmadan gerçekleştirilen ihalenin feshine karar verilmesi gerekirken şikayetin reddi yönünde hüküm tesisi isabetsizdir
SONUÇ: Borçlunun temyiz itirazlarının kabulüyle mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK’nın 366. ve HUMK’un 428’inci maddeleri uyarınca re’sen (BOZULMASINA), peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 30/05/2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Yazdırılabilir versiyonu indir

Bu içtihat yardımcı oldu mu?

Aynı Dairenin Başka İçtihatları