1. Anasayfa
  2. Yargıtay
  3. Hukuk Genel Kurulu
  4. HAYAT SİGORTASI POLİÇESİNİN YENİLENMEMESİNDE BANKANIN MÜTERAFİK KUSURU BULUNDUĞU

HAYAT SİGORTASI POLİÇESİNİN YENİLENMEMESİNDE BANKANIN MÜTERAFİK KUSURU BULUNDUĞU

Yazdırılabilir versiyonu indir
Özet: Davalı banka ile davacılar murisi arasında altı adet konut kredi sözleşmesi imzalanmış olup; diğer davalı sigorta şirketi tarafından tanzim edilen poliçelerden 35466 no’lu sigorta poliçesinin süresinin sonunda yenilenmesine rağmen 6206, 6239 ve 7208 numaralı poliçelerin yenilenmediği konusunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. Davacılar murisi ile davalılardan banka arasında düzenlenen kredi sözleşmelerinin 9.3 ve 9.5 maddelerinde hayat sigortasının yenilenmesi konusunda kredi borçlusuna yükümlülük getirilmesine rağmen davalı banka, 29.1.2009 tarihinde sona eren 38.000-TL’lik hayat sigortasını yenilemiş olup, davalı bankanın, başlangıç tarihleri 27.12.2008 ve 28.12.2008 olan toplam 276.905.57-TL değerindeki üç adet poliçeyi de yenilemek istemesi ve diğer davalı sigorta şirketine başvurmasına rağmen hayat sigortası başvuru formu sunulması gerekliliğini müşterisine bildirmemesi nedeniyle artık gelinen bu aşama ve fiili durum karşısında sigortasının yenilenip yenilenmediğini takip etmeyen kredi borçlusu davacıyla birlikte poliçelerin yenilenmemesinde davalı bankanın da müterafik kusurlu olduğunun kabulü gereklidir. Bu itibarla, poliçelerin yenilenmemesinde davalı bankanın müterafik kusuruna işaret eden Hukuk Genel Kurulu’nca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
T.C.
Yargıtay
Hukuk Genel Kurulu
E: 2013/1592 K: 2015/1176 K.T.: 08.04.2015
“İçtihat Metni
Taraflar arasındaki “tazminat ve istirdat” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; İstanbul 2.Tüketici Mahkemesince davanın reddine dair verilen 16.02.2011 gün ve 2009/399 E.-2011/81 K. sayılı kararın incelenmesi davacılar vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 13.Hukuk Dairesi’nin 12.12.2011 gün ve 2011/9126 E.-2011/18525 K sayılı ilamı ile;
(…Davacılar, murisleri olan M.. S.. D..’nin davalı bankadan birçok kez kredi aldığını, muris için diğer davalıya yaptırılmış hayat sigortaları bulunduğunu, murisin ölümünden sonra kredi borcunun sadece bir sigortadan kısmen ödendiğini, diğer hayat sigortalarının yenilenmediğinin belirtildiğini ileri sürerek, şimdilik hayat sigortalarından doğan tazminat olarak 10.000 TL’nin ve ödenen 23.538.60 TL.den artan miktarın tahsiline, krediler nedeniyle davalı bankaya yapılan ödemelerin iadesine, karar verilmesini istemişlerdir. Davalılar, davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacılar tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacıların aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Davacıların miras bırakanı M.. S.. D..’nin altı adet sözleşme ile davalı bankadan tüketici kredileri kullandığı, geri ödemeler devam ederken murisin 24.2.2009 tarihinde vefat ettiği dosyadaki delillerden anlaşılmıştır. Davalı banka, altı adet sigorta poliçesi bulunduğunu, sadece ölüm tarihinde devam etmekte olan bir sigorta poliçesi için ödeme yaptığını, diğer hayat sigortalarının yenilenmediğini ve yenileme yükümlülüğünün de sözleşme gereğince muriste olduğunu belirterek, davanın reddini savunmuştur. Davalı banka ile davacıların murisi arasında düzenlenen kredi sözleşmelerinin 9.3 veya 9.5 maddelerindeki düzenlemelerde, hayat sigortası ile davalı bankaya değil, kredi borçlusuna bir yükümlülük getirildiği açıktır. Ancak somut olayda davalı banka, 29.01.2009 tarihinde sona eren 38.000 TL’lik hayat sigortasını yenilemiş ve 29.01.2009 başlangıç tarihli 23.568.30 TL’lik hayat sigortası poliçesi düzenlenmiştir. Murisin ölümü üzerine, bu miktar kredi taksidi ödenmiştir. Davalı banka, başlangıç tarihleri 27.12.2008 ve 28.12.2008 olan toplam 276.905.57 TL değerindeki üç adet poliçeyi de yenilemek istemiş ve diğer davalı sigorta şirketine başvurmuştur. Ancak davalı sigorta şirketi murisin hayat sigortası başvuru formu sunmadığı gerekçesiyle, bu üç sigorta poliçesini yenilememiştir. Davalı banka, bu durumdan murisi haberdar etmemiş ve eğer istiyorsa hayat sigortası başvuru formunu sunması için murisi uyarmamıştır. Buna rağmen sigortanın yenilenip yenilenmediğini, kredi borçlusu tarafından takibi gerekeceğinden, tarafların müterafik kusuru üzerinde durulmalıdır. Mahkemece, yanlış değerlendirme ile davanın reddi bozma nedenidir…) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
TEMYİZ EDEN : Davacılar vekili
HUKUK GENEL KURULU KARARI
Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Dava, tüketici kredi sözleşmesinden ve hayat sigorta poliçesinden kaynaklanan tazminat ve istirdat istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir.
Davacılar vekilinin temyizi üzerine karar, Özel Dairece yukarıda başlık bölümünde gösterilen nedenlerle bozulmuştur.
Yerel Mahkemece, önceki kararda direnilmiş; hükmü temyize davacılar vekili getirmiştir. Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; davalı banka ile davacıların murisi arasında düzenlenen kredi sözleşmelerinde hayat sigortası yaptırma yükümlülüğünün kredi borçlusuna yüklenmesine rağmen, davalı bankanın poliçelerden bir tanesini yenilemesi, üç adet poliçeyi de yenilemek için başvurmasına rağmen diğer davalı sigorta şirketinin başvuru formu sunulmadığı gerekçesiyle bu üç sigorta poliçesini yenilemediğinin davalı banka tarafından kredi kullanana haber verilmemesi nedeniyle davalı bankanın poliçelerin yenilenmemesinde müterafik kusurunun olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
Zarar görenin kendi kusurunda, kişinin kendisine zarar veren bir hareket tarzı söz konusudur. Zarar görenin kendi kusuru, akıllıca iş gören, mantıklı bir kişinin, kendi yararı gereği zarara uğramamak için kaçınacağı veya kaçması gereken bir eylemi olarak nitelendirilmelidir. Zarar görenin kusuruna birlikte kusur, müterafik kusur da denilmektedir (Haluk Tandoğan, Türk Mesuliyet Hukuku, Ankara 1961, s. 318, 319). Zarara uğrayan kimse normal bir insanın kendi menfaatlerini korumak için sakınması gerekli bir eylemde bulunmuşsa “birlikte (müterafik) kusur” söz konusudur (Safa Reisoğlu, Borçlar Hukuku Genel Hükümler, 19. Baskı, İst.2006, s.187).
Somut olayda davalı banka ile davacılar murisi M..S.. D.. arasında altı adet konut kredi sözleşmesi imzalanmış olup; 16.02.2006 tarihinde 119.000,00 TL, 24.01.2007 tarihinde 51.000,00 TL, 24.01.2007 tarihinde 40.000,00 TL, 17.12.2007 tarihinde 11.250,00 TL, 17.12.2007 tarihinde 125.000,00 TL ve 17.12.2007 tarihinde 100.000,00 TL tutarlı olmak üzere konut kredi sözleşmesi tanzim edildiği ve diğer davalı sigorta şirketi tarafından tanzim edilen poliçelerden 35466 nolu sigorta poliçesinin süresinin sonunda yenilenmesine rağmen 6206, 6239 ve 7208 numaralı poliçelerin yenilenmediği konusunda uyuşmazlık bulunmamaktadır.
Davacılar murisi ile davalılardan banka arasında düzenlenen kredi sözleşmelerinin 9.3 ve 9.5 maddelerinde hayat sigortasının yenilenmesi konusunda kredi borçlusuna yükümlülük getirilmesine rağmen davalı banka, 29.1.2009 tarihinde sona eren 38.000 TL’lik hayat sigortasını yenilemiş olup, davalı bankanın, başlangıç tarihleri 27.12.2008 ve 28.12.2008 olan toplam 276.905.57 TL değerindeki üç adet poliçeyi de yenilemek istemesi ve diğer davalı sigorta şirketine başvurmasına rağmen hayat sigortası başvuru formu sunulması gerekliliğini müşterisine bildirmemesi nedeniyle artık gelinen bu aşama ve fiili durum karşısında sigortasının yenilenip yenilenmediğini takip etmeyen kredi borçlusu davacıyla birlikte poliçelerin yenilenmemesinde davalı bankanın da müterafik kusurlu olduğunun kabulü gereklidir.
Bu itibarla, poliçelerin yenilenmemesinde davalı bankanın müterafik kusuruna işaret eden Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
S O N U Ç : Davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, 08.04.2015 gününde oybirliği ile karar verildi.
Yazdırılabilir versiyonu indir

Bu içtihat yardımcı oldu mu?

Aynı Dairenin Başka İçtihatları