1. Anasayfa
  2. Yargıtay
  3. 12. Hukuk Dairesi
  4. HACİZ İHBARNAMESİNE GERÇEĞE AYKIRI İTİRAZ NEDENİYLE TAZMİNAT İSTEMİ – İPTAT KÜLFETİ

HACİZ İHBARNAMESİNE GERÇEĞE AYKIRI İTİRAZ NEDENİYLE TAZMİNAT İSTEMİ – İPTAT KÜLFETİ

Yazdırılabilir versiyonu indir
Özet: Dava; üçüncü kişi konumunda bulunan davalının haciz ihbarnamesine gerçeğe aykırı olduğu itiraz etmesine dayalı tazminat istemine ilişkindir. Somut olayda, yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucunda haciz ihbarnamesinin tebliği tarihi itibariyle borçlunun davalı üçüncü kişi nezdinde kesin nitelikte ve muaccel bir alacağı bulunmadığı anlaşılmıştır. Mahkemece, ispat külfeti kendisinde olan alacaklı, haciz ihbarnamesinin tebliği tarihi itibariyle borçlu şirketin üçüncü kişi kooperatiften kesinleşmiş ve muaccel bir alacağının bulunduğunu ispat edemediğinden davanın reddine karar verilmesi gerekir.
T.C.
Yargıtay
12. Hukuk Dairesi
E: 2015/6366 K: 2015/5761 K.T.: 13.03.2015
DAVA: Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki üçüncü kişi tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
KARAR: 1-) İşin niteliği bakımından temyiz tetkikatının duruşmalı olarak yapılmasına, HUMK’un 438. ve İİK’nın 366. maddeleri hükümleri müsait bulunmadığından bu yoldaki isteğin reddi oybirliği ile kararlaştırıldıktan sonra işin esası incelendi:
2-) Alacaklı tarafından, üçüncü kişi konumunda bulunan davalının, İİK’nın 89/1. maddesi uyarınca gönderilen haciz ihbarnamesine karşı süresinde yapmış olduğu itirazın gerçeğe aykırı olduğu ileri sürülerek İİK’nın 89/4. maddesi gereğince tazminat talep edildiği, mahkemece, istemin kabulüne karar verildiği görülmektedir.
İİK’nın 89/4. maddesinde; “… Üçüncü şahıs, haciz ihbarnamesine müddeti içinde itiraz ederse, alacaklı, 3. şahsın verdiği cevabın aksini icra mahkemesinde ispat ederek 3. şahsın 338. maddesinin 1. fıkrası hükmüne göre cezalandırılmasını ve ayrıca tazminata mahkum edilmesini isteyebilir. İcra mahkemesi tazminat hakkındaki davayı genel hükümlere göre halleder.” düzenlemesi yer almaktadır. Kanun hükmünde yer alan tazminatın konusu, haciz ihbarnamesine karşı üçüncü kişinin gerçeğe aykırı beyanda bulunması sebebiyle takip alacaklısının uğradığı zarardır. Bu davada üçüncü kişinin gerçeğe aykırı beyanda bulunduğunu davacı takip alacaklısı ispat etmelidir. Üçüncü kişinin beyanının aksi, İİK’nın 68. maddesinde sayılan belgelere bağlı olmaksızın her türlü delille ispat edilebilir. Anılan maddenin açık hükmü gereğince; icra mahkemesince, genel hükümlere göre yargılama yapılarak sonuca gidilmelidir.
İİK’nın 89/4.maddesine dayalı olarak açılan tazminat davasında, tarafların göstereceği deliller, ticari defterler ve kayıtlar üzerinde bilirkişi incelemesi yapılarak, ihbarnamenin tebliğ tarihi itibariyle, borçlunun, üçüncü kişiden istenebilir, kesin nitelikte bir alacağının mevcut olup olmadığı genel hükümler çerçevesinde belirlenir, diğer bir ifade ile anılan maddeye göre tazminata hükmedilebilmesi için borçlunun haciz ihbarnamesinin üçüncü kişiye tebliği tarihi itibariyle üçüncü kişi nezdinde kesinleşmiş, muaccel bir alacağının bulunması zorunludur.
Somut olayda, yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenen 09.09.2005 tarihli bilirkişi raporunda, haciz ihbarnamesi tarihi itibariyle ticari defter kayıtlarına göre kooperatifin yüklenici şirkete borcunun gözükmediği, 3.696.182,16 TL avans ödemesi yapması sebebiyle şirketin kooperatife borçlu durumda gözüktüğü, ancak, yapılan bu avans ödemelerinin, hak ediş raporuna ve dolayısıyla da faturaya dönüştürülmemesi sebebiyle avansın yapılan işten mahsup edilmediği, bu sebeple haciz ihbarname tarihinde davalı kooperatifin mi yoksa yüklenici şirketin mi alacaklı olduğu hususunda bir tespite yarılamadığı, hak ediş raporunun düzenlenmesi ve bu hak edişin faturaya dönüştürülmesi durumunda somut durumun belirlenebileceği tespiti yapılmıştır. Bu tespite göre, haciz ihbarnamesinin tebliği tarihi itibariyle borçlunun davalı üçüncü kişi nezdinde kesin nitelikte ve muaccel bir alacağı bulunmamaktadır.
Diğer yandan, haciz ihbarnamesinin tebliğinden çok sonra borçlu şirket tarafından üçüncü kişi kooperatif aleyhine alacak davası açılması ve sözkonusu davada alman aynı nitelikteki ilk raporlardan da haciz ihbarnamesinin tebliği anında alacağın varlığının belirlenebilir olmadığı anlaşılmaktadır
O halde, mahkemece, ispat külfeti kendisinde olan alacaklı, haciz ihbarnamesinin tebliği tarihi itibariyle borçlu şirketin üçüncü kişi kooperatiften kesinleşmiş ve muaccel bir alacağının bulunduğunu ispat edemediğinden davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile kabulü isabetsizdir.
SONUÇ: Üçüncü kişinin temyiz itirazlarının kabulüyle mahkeme kararının yukarda ( 2 ) nolu bentte yazılı sebeplerle İİK’nın 366 ve HUMK’un 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), peşin alınan harcın istenmesi halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 13.03.2015 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Bu içtihat yardımcı oldu mu?

Aynı Dairenin Başka İçtihatları