1. Anasayfa
  2. Danıştay
  3. 13. Daire
  4. GSM TARİFE ÜCRETLERİ – REKABETİN KÖTÜYE KULLANILMASI

GSM TARİFE ÜCRETLERİ – REKABETİN KÖTÜYE KULLANILMASI

Yazdırılabilir versiyonu indir
Özet: Perakende pazar olarak belirlenen alt pazarda … ve UMTH işletmecisi olan davacı şirketin rekabet halinde bulundukları, …’in şikâyete konu edilen ve fiyat sıkıştırmasına neden olabilecek hiçbir tarifesinin bulunmadığı, …’in şebeke içi görüşme ücretlerinin, bütün tarifeler yönünden 14 YKr’luk çağrı sonlandırma ücretinin üzerinde kaldığı, UMTH işletmecileri yönünden piyasada faaliyet göstermek için yeterli olabilecek kâr marjının bulunduğu, …’in diğer işletmecilere çağrı sonlandırma hizmeti verdiği üst pazarda hâkim durumda olduğunun kabulü halinde dahi, bu hâkim durumunu kötüye kullandığına ilişkin herhangi bir bulguya rastlanmadığı anlaşıldığından, … hakkında soruşturma açılmasına gerek olmadığı ve şikâyetin reddine ilişkin dava konusu Kurul kararında hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
T.C.
Danıştay 13. Dairesi
E: 2007/13977 K: 2010/8166 K.T.: 30.11.2010
Davacı: … Telekom ve İletişim Hizmetleri A.Ş.
Vekilleri: Av. …, Av. …
Davalı: Rekabet Kurumu
Vekili: Av. …
Davalı Yanında Müdahil: …. İletişim Hizmetleri A.Ş.
Vekilleri: Av. …, Av. …, Av. …
Davanın Özeti: … İletişim Hizmetleri A.Ş. (…)’nin fiyat sıkıştırmak suretiyle 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’un 6. maddesini ihlâl ettiğinden bahisle yapılan şikâyetin reddine ilişkin Rekabet Kurulu’nun 04.07.2007 tarih ve 07-56/634-216 sayılı kararının; şikâyete konu hususların hatalı olarak değerlendirildiği ve eksik incelemeye dayalı karar verildiği, Uzak Mesafe Telefon Hizmeti (UMTH) işletmelerinin, çağrı başlatma ve sonlandırma maliyeti dışında ses taşıma maliyeti ve kiralık hat maliyetinin de bulunduğu, …’in yaptığı tarifeler ve yürüttüğü kampanyalarla rakiplerinin faaliyetlerini zorlaştırarak hâkim durumunu kötüye kullandığı ileri sürülerek iptali istenilmektedir.
Savunmanın Özeti: Ofisten Cebe Kampanyasından faydalanan kurumsal müşterilerin öncelikle …’in kurumsal tarifelerinden birisine abone olmaları gerektiği, SCT Tarifesi’nin şebeke içi ücretleri diğer kurumsal tarifelerden daha düşük olduğu için Kurul kararındaki değerlendirmelerin bu tarife üzerinden yapıldığı, davacının ileri sürdüğü üzere kampanyanın 1000 dk. diliminin dakika başına ücretinin 12,7 YKr olarak gerçekleşmediği, dolayısıyla fiyat sıkıştırmasına konu edilen şikâyetin yaşanmadığının tespit edildiği, bu itibarla şikâyetin reddinde hukuka aykırılık bulunmadığı belirtilerek, davanın reddi gerektiği savunulmaktadır.
Davalı İdare Yanında Müdahilin Savunmasının Özeti: Davanın reddine karar verilmesi gerektiği savunulmaktadır.
Danıştay Tetkik Hâkiminin Düşüncesi: Dava dosyasının incelenmesinden; perakende pazar olarak belirlenen alt pazarda … ve UMTH işletmecisi olan davacı şirketin rekabet halinde bulundukları, …’in şikâyete konu edilen ve fiyat sıkıştırmasına neden olabilecek hiçbir tarifesinin bulunmadığı, bütün tarifeler yönünden …’in şebeke içi görüşme ücretlerinin, 14 YKr’luk çağrı sonlandırma ücretinin üzerinde kaldığı, UMTH işletmecisi yönünden piyasada faaliyet göstermek için yeterli olabilecek kâr marjının bulunduğu, …’in diğer işletmecilere çağrı sonlandırma hizmeti verdiği üst pazarda hâkim durumda olduğunun kabulü halinde dahi, bu hâkim durumunu kötüye kullandığına ilişkin olarak bir bulguya rastlanılmadığı anlaşıldığından, … hakkında soruşturma açılmasına gerek olmadığı ve şikâyetin reddine ilişkin dava konusu Kurul kararında hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenle, davanın reddine karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.
Danıştay Savcısının Düşüncesi: Dava; davacı … Telekom ve İletişim Hizmetleri A.Ş.’nin, … İletişim Hizmetleri A.Ş.’nin fiyat sıkıştırmak suretiyle 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’un 6. maddesini ihlal ettiğinden bahisle yaptığı şikayetin reddine ve … İletişim Hizmetleri A.Ş. hakkında soruşturma açılmasına gerek olmadığına ilişkin Rekabet Kurulu’nun 4.7.2007 günlü 07-56/634-216 sayılı kararının iptali istemiyle açılmıştır.
4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’un 6. maddesinde; Bir veya birden fazla teşebbüsün ülkenin bütününde ya da bir bölümünde bir mal veya hizmet piyasasındaki hakim durumunu tek başına yahut başkaları ile yapacağı anlaşmalar ya da birlikte davranışlar ile kötüye kullanmasının hukuka aykırı ve yasak olduğu belirtildikten sonra, maddenin devamında;
a) Ticari faaliyet alanına başka bir teşebbüsün girmesine doğrudan veya dolaylı olarak engel olunması ya da rakiplerin piyasadaki faaliyetlerinin zorlaştırılmasını amaçlayan eylemler,
b) Eşit durumdaki alıcılara aynı ve eşit hak, yükümlülük ve edimler için farklı şartlar ileri sürerek, doğrudan veya dolaylı olarak ayrımcılık yapılması,
c) Bir mal veya hizmetle birlikte, diğer mal veya hizmetin satın alınmasını veya aracı teşebbüsler durumundaki alıcıların talep ettiği bir malın veya hizmetin, diğer bir mal veya hizmetin de alıcı tarafından teşhiri şartına bağlanması ya da satın alınan bir malın belirli bir fiyatın altında satılmaması gibi tekrar satış halinde alım satım şartlarına ilişkin sınırlamalar getirilmesi,
d) Belirli bir piyasadaki hakimiyetin yaratmış olduğu finansal, teknolojik ve ticari avantajlardan yararlanarak başka bir mal veya hizmet piyasasındaki rekabet koşullarını bozmayı amaçlayan eylemler,
e) Tüketicinin zararına olarak üretimin, pazarlamanın yada teknik gelişmenin kısıtlanması, halleri hakim durumun kötüye kullanılması olarak sıralanmıştır.
Davacı … Telekom ve İletişim Hizmetleri A.Ş., telefon görüşme trafiğinin iller ve uluslararası taşınması anlamına gelen Uzak Mesafe Telefon Hizmetinin verilebilmesinin … Telekom A.Ş. ve GSM işletmecileri ile arabağlantı anlaşmalarının yapılmasına bağlı olduğunu, bir telefon görüşmesinin kendileri tarafından iller ve uluslar arası taşınabilmesi için, bu çağrıların bir telefon şebekesinde başlatılması ve diğer il yada ülkede, bir GSM ya da sabit telefon şebekesinde sonlandırılması gerektiğini, kendilerinin bir telefon görüşmesinin unsurlarını oluşturan çağrı başlatma, çağrı sonlandırma ve çağrı taşıma aşamalarından yalnızca çağrı taşımayı gerçekleştirdiğini, buna göre UMTH sunan şirketlerin, herhangi bir telefon şebekesinde başlatılan çağrıyı, kendi sistemleri üzerinden taşıyarak yeni bir sabit telefon ya da GSM numarasında, sonlandırdığını, bu bakımdan gerek … Telekom AŞ gerekse üç GSM işletmecisi ile rekabet halinde olduklarını, bu durumun rekabet hukuku bakımından hassas noktasının GSM işletmecilerinin kendileri gibi UMTH sunan şirketlere girdi temin ederken talep ettikleri fiyatlar ile kendileriyle rekabet ederken uyguladıkları fiyatlar arasındaki ilişkinin oluşturduğunu, arabağlantı ücretinin UMTH faaliyetinde bulunacak bir şirket için en önemli maliyet kalemini oluşturduğunu, …’in talep ettiği arabağlantı ücreti ile uyguladığı tarifeler arasında fark bulunduğunu, …’in GSM hizmetleri pazarının alt gruplarından biri olan “… de sonlanan çağrılar pazarında” hakim durumda olduğunu, …’in bu hakim durumunun verdiği ekonomik parametreleri etkileyebilme gücü ile tarifelerini işletmecilere sunduğu arabağlantı ücretlerinin altına düşürerek fiyat sıkıştırması uyguladığını, böylelikle kurumsal kullanıcılar için çağrı başlatma pazarındaki rekabet koşullarını, 4054 sayılı Kanuna aykırı olarak bozduğunu ve hakim durumunu kötüye kullandığını, fiyat sıkıştırmasına neden olan kampanyanın ise, ofisten cebe kampanyası olduğunu ileri sürmüştür.
Doktrinde fiyat sıkıştırması genel olarak, iş yaptığı piyasanın aktörlerinden bir ya da bir kaçı ile dikey bütünleşik durumda olan bir işletmenin, bir başka deyişle iş yaptığı piyasaya hem hammadde sağlayıp hem de o piyasada perakende şekilde çalışan bir işletmenin; piyasadaki diğer aktörleri pazar dışına itme amacıyla kendi işletmesine sağladığı hammaddenin fiyatı dışındaki hammadde fiyatlarını normalin üstünde yükselterek ya da diğer işletmeler için hammadde fiyatını sabit tutarken kendi işletmesi için hammadde fiyatlarını düşürerek bu etkiyi perakende fiyatlara yansıtması ve dolayısıyla diğer işletmelerin kar marjı aralığını daraltması olarak tanımlanmış; özel de, telekomünikasyon sektörü için ise, fiyat sıkıştırması, yeni lisans alan işletmecilerin almak zorunda oldukları hizmetleri temin eden tek işletmecinin bu fiyatları yüksek tutması sonucunda ortaya çıkan rekabet ihlaline verilen ad, şeklinde tanımlanmıştır.
Fiyat sıkıştırması kavramının Avrupa Komisyonu düzenlemelerinde tanımı yapılmıştır. Buna göre, hakim durumda bulunan firma, kendisinin de kullandığı hizmetler için alt pazarda rakiplerine sunduğu ücretler üzerinden rekabetçi pazarlarda kar sağlanamıyor ise, ya da hakim durumdaki firmanın rakiplerine sunduğu erişim fiyatları ile hakim durumdaki firmanın rekabetçi pazarda kullanıcılarına sunduğu fiyatlar arasındaki marjın, etkin bir rakibin rekabetçi pazarda normal kar sağlaması için yeterli olmaması hallerinde fiyat sıkıştırmasından söz edilebilir.
İki durumda hakim durumdaki firma rekabetçi pazardaki zararını alt pazarda rakiplerine sunduğu yüksek fiyatların içine saklamaktadır.
Davacı, … A.Ş’nin “… şebekesinde sonlanan çağrılar pazarında ” hakim durumda olduğunu iddia etmektedir. Gerek davalı Rekabet Kurumunun gerekse Telekomünikasyon (Bilgi Teknolojileri ve İletişim) Kurumunun hiç bir kararında böyle bir pazar tanımlaması bulunmamaktadır. Genel olarak GSM mobil çağrı sonlandırma pazarı tanımlaması Telekomünikasyon (Bilgi Teknolojileri ve İletişim) Kurumu kararlarında yer almakta ise de, bunun da yukarıda bahsedilen “… Şebekesinde sonlanan çağrılar pazarı” şeklinde bir pazarın varlığına işaret etmediği açıktır. Ancak şunu da belirtmek gerekir ki …. “çağrı sonlandırma pazarında” diğer GSM işletmecileri ile birlikte hakim durumdadır. Bu durum Telekomünikasyon ( Bilgi Teknolojileri ve İletişim) Kurumu kararlarında etkin piyasa gücüne sahip şeklinde ifade edilmektedir.
…’in fiyat sıkıştırması eylemine örnek olarak verilen kampanyası kısaca Ofisten Cebe diye adlandırılan kurumsal bir kampanyadır. Burada davacı şirket, 18 ay taahhüt edip 1000 dakikalık Ofisten Cebe Kampanyası Paketi alan bir kurumsal müşterinin dakika başına vergiler hariç 12.7 kuruş ödeyeceğini, oysa kendilerince …den alınan hizmet karşılığında …’e dakika başına 13.6. kuruş çağrı sonlandırma ücreti ödendiğini, bu fiyatlandırmanın açık bir fiyat sıkıştırması eylemi olduğunu iddia etmektedir.
Dosyada bulunan önaraştırma raporu ve ekleri ile öteki bilgi ve belgelerin incelenmesinden; sözü edilen kampanya tarifesinin dakika başına ücret olmayıp paket fiyatını ifade ettiği, başka bir deyişle 1000 dakikalık paketi satın alan kurumsal müşterinin hiç konuşma yapmasa dahi 127 TL yi … peşin olarak ödediği, bu durumda müşterinin dakika başına ödeyeceği ücretin, paket fiyatının müşterinin gerçekte konuştuğu dakikaya bölünmesi suretiyle elde edileceği, nitekim bu durumun dava konusu edilen kararda, “şikayet dilekçesinde bahsedilen ve …’in Ofisten Cebe Kampanyası içinde yer alan 12.7. kuruşluk … şebeke içi görüşme ücreti, yapılan görüşmelerin her dakikası başına ödenen bir ücret niteliğinde değildir. Şöyleki şikayet dilekçesinde bu ücret kampanyanın 1000 dakikalık dilimi için düzenlenmiş olan aylık 127 TL paket ücretinin 1000 dakikaya bölünmesi sonucunda hesaplanmaktadır. Halbuki kampanyanın 1000 dk dilimini seçmiş bir abonenin belli bir ay içinde tam 1000 dakika konuşma gerçekleştiremiyor olması, bir başka deyişle 1000 dakikadan daha az (veya daha çok) konuşmuş olması ihtimal dahilindedir. Bu durumda 1000 dakikadan daha az konuşan bir abonenin dakika başına ödeyeceği ücret 12.7. kuruştan daha yukarı olacaktır.” şeklinde ifade edildiği, öte yandan kampanyaya katılmayıp kurumsal tarifelerden yararlanan müşterilerin ayrıca Sabit Cep Terminali cihazı maliyetine de katlanmak zorunda olduğu, bu durumun esasen müşterilerin katlanacağı maliyetin daha da artması sonucunu doğurduğu, Rekabet Kurumunca yapılan analizlerde, bu durumun en riskli durum bakımından bir değerlendirme yapılabilmesi için şikayetçi lehine gözardı edildiği, yapılan analizler sonucunda, kullanıcıların konuşma sürelerine göre talep ettiği paketlerin 1000 dakikanın altında kaldığı sürece tarife ücretinin yükseldiği gibi, 1000 dakikalık paket alındığında ve 1000 dakikanın üzerindeki sürelerde de kampanya fiyatından çıkılarak tarife fiyatlarına tabi olunması nedeniyle yine kullanıcılar açısından ortalama konuşma ücretinin arttığı, sabit cep terminali tarifesine üye olan ancak ofisten cebe kampanyasında; yararlanmayan müşterilerinden …’in SCT kapsamında şebeke içi görüşmelerden ortalama 18.6 kuruş ücret elde ettiği, ancak bu ortalama değerin tüm süre dilimleri için hesaplanmış bir değer olduğu, 18.6.kuruş olan ortalama şebeke içi ücretin kampanyanın son diliminde (1000 dk) tam süre kullanımı halinde ortaya çıkan 12.7 kuruş/dakikadan oldukça yüksek olduğu, 18.6 kuruş/dakikalık rakamın ortaya çıkması için yukarıda da belirtildiği gibi ya 1000 dakikalık kampanya dilimine üye olan abonelerin 1000 dakikanın çok altında görüşme gerçekleştirmeleri ya da 1000 dakikalık kampanya dilimine az sayıda abonenin kayıtlı olması veya abone olanların toplamda diğer dilimlere oranla oldukça düşük seviyede görüşme trafiği gerçekleştiriyor olmaları gerektiği sonucuna ulaşıldığı, bu sonuçlar ve veriler ışığında kampanyanın iddia edildiği gibi dakika başına 12.7. kuruş olarak gerçekleşmediği ve fiyat sıkıştırmasını konu eden şikayetin doğrulanmadığı anlaşılmıştır.
Bu durumda , yukarıdan beri anlatılan maddi ve hukuki durum değerlendirildiğinde, davaya konu Rekabet Kurulu Kararında hukuka aykırılık görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle davanın reddine karar verilmesinin uygun olacağı düşünülmüştür.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesi’nce, duruşma için önceden belirlenen 30.11.2010 tarihinde davacı şirket vekili Av. … ve Kurum vekili Av. … ile davalı yanında müdahil vekili Av. …’ün geldiği, Danıştay Savcısının hazır bulunduğu görülmekle açık duruşmaya başlandı. Taraflara usulüne uygun olarak söz verilip dinlendikten ve Danıştay Savcısı’nın düşüncesi alındıktan sonra, taraflara son kez söz verilip duruşma tamamlandı. Dava dosyası incelenerek gereği görüşüldü;
Dava; … İletişim Hizmetleri A.Ş. (…)’nin fiyat sıkıştırmak suretiyle 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’un 6. maddesini ihlâl ettiğinden bahisle yapılan şikâyetin reddine ilişkin Rekabet Kurulu’nun 04.07.2007 tarih ve 07-56/634-216 sayılı kararının iptali istemiyle açılmıştır.
4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’un 3. maddesinde hâkim durum, “belirli bir piyasadaki bir veya birden fazla teşebbüsün, rakipleri ve müşterilerinden bağımsız hareket ederek fiyat, arz, üretim ve dağıtım miktarı gibi ekonomik parametreleri belirleyebilme gücü” olarak tanımlanmış; “Hâkim durumun kötüye kullanılması” başlıklı 6. maddesinde, bir veya birden fazla teşebbüsün ülkenin bütününde ya da bir bölümünde bir mal veya hizmet piyasasındaki hâkim durumunu tek başına yahut başkaları ile yapacağı anlaşmalar ya da birlikte davranışlar ile kötüye kullanması halinin hukuka aykırı ve yasak olduğu belirtilmiş olup, madde metninde kötüye kullanmanın tanımı yapılmamakla birlikte, uygulamada sık rastlanılan kötüye kullanma halleri örneklemek suretiyle sayılmıştır. Bunlar; “a) Ticari faaliyet alanına başka bir teşebbüsün girmesine doğrudan veya dolaylı olarak engel olunması ya da rakiplerin piyasadaki faaliyetlerinin zorlaştırılmasını amaçlayan eylemler,
b) Eşit durumdaki alıcılara aynı ve eşit hak, yükümlülük ve edimler için farklı şartlar ileri sürerek, doğrudan veya dolaylı olarak ayrımcılık yapılması,
c) Bir mal veya hizmetle birlikte, diğer mal veya hizmetin satın alınmasını veya aracı teşebbüsler durumundaki alıcıların talep ettiği bir malın veya hizmetin, diğer bir mal veya hizmetin de alıcı tarafından teşhiri şartına bağlanması ya da satın alınan bir malın belirli bir fiyatın altında satılmaması gibi tekrar satış halinde alım satım şartlarına ilişkin sınırlamalar getirilmesi,
d) Belirli bir piyasadaki hâkimiyetin yaratmış olduğu finansal, teknolojik ve ticari avantajlardan yararlanarak başka bir mal veya hizmet piyasasındaki rekabet koşullarını bozmayı amaçlayan eylemler,
e) Tüketicinin zararına olarak üretimin, pazarlamanın ya da teknik gelişmenin kısıtlanması” olarak sıralanmıştır.
Dava dosyası ile işlem dosyasındaki bilgi ve belgelerin birlikte incelenmesinden; …’in fiyat sıkıştırmak suretiyle 4054 sayılı Kanun’un 6. maddesini ihlâl ettiğinden bahisle yapılan şikâyet üzerine, 2813 sayılı Kanun’un 7. maddesi uyarınca Telekomünikasyon Kurumu’ndan görüş alındığı ve yapılan önaraştırma sonucunda dava konusu işlemin tesis edildiği, süreç değerlendirildiğinde; şikâyetçi/davacı şirketin, internet servis sağlayıcısı ve Uzak Mesafe Telefon Hizmeti (UMTH) işletmecisi olarak faaliyet gösterdiği ve GSM mobil telekomünikasyon hizmeti sunan …’in bazı kampanyaları yoluyla şebeke içi görüşme ücretleri için belirlediği ücretin, başka işletmecilerden talep edilen çağrı sonlandırma ücretinden düşük olması nedeniyle, toptan ücretin perakende ücretin üstünde kaldığını ve bu şekilde …’in fiyat sıkıştırması yaptığını ileri sürdüğü, şikâyete konu edilen …’in Ofisten Cebe Kampanyasının Kasım 2006 tarihinden itibaren uygulanmaya konduğu, kampanya çerçevesinde, kampanyadan yararlanmak isteyen abonelerin …’in 5 ayrı kurumsal tarife paketlerinden birisine abone olmaları gerektiği, fiyat sıkıştırması bakımından yapılacak analizlerin ilkinin, …’in alt pazarda uyguladığı perakende fiyatların, … çağrı sonlandırma ücreti olan 14 YKr’un altında kaldığına ilişkin iddiaların değerlendirilmesi olduğu, şikâyet başvurusunda 12.7 YKr ile ilgili olarak ileri sürülen temel yanılgının, her bir kurumsal müşterinin kampanyaya katılacağı varsayımı ile her bir müşterinin görüşmesinin (hat başına) 1000 dk. olarak gerçekleşeceği varsayımı olduğu, ancak …’in kurumsal abonelerinin SCT tarifesinden aylık ortalama 451 dakika şebeke içi görüşme yaptıkları dikkate alındığında, şikâyet dilekçesinde kampanya kapsamında 1000 dakikalık dilimi için hesaplanan dakika başına 12,7 YKr ücretin fiyat sıkıştırma ihlâlini ortaya koymak bakımından tek başına mutlak olarak dikkate alınamayacağı, kampanyanın 1000 dk. dilimini seçmiş bir abonenin belli bir ay içinde tam 1000 dakika konuşma gerçekleştirmiyor olması, bir başka deyişle 1000 dakikadan daha az (veya daha çok) konuşmuş olması ihtimalinde, 1000 dakikadan daha az konuşan bir abonenin dakika başına ödeyeceği ücretin 12,7 YKr’dan daha yukarıda olacağı, örneğin kampanyanın 1000 dakikalık dilimine üye olan bir abonenin ay içinde 700 dakikalık görüşme yaptığı durumda ortalama 18 YKr ödeyeceği, dolayısıyla kullanıcıların konuşma süreleri ve konuşma özellikleri gibi konuların varlığı göz ardı edilerek, …’in alt pazardaki perakende fiyatının mutlak olarak dakika başına 12,7YKr olduğunun kabul edilmesinin mümkün görünmediği, bu çerçevede, yapılacak analiz ve karşılaştırmalar bakımından …in kurumsal müşterilerinin kampanya da dahil olmak üzere mevcut tarifelerindeki şebeke içi görüşmeleri için dakika başına ödedikleri ücretin incelenmesi gerektiği, kampanyaya katılan müşteriler de dahil olmak üzere, kurumsal kullanıcıların, … şebeke içi görüşme maliyetinin vergiler hariç 18,6 YKr olarak gerçekleştiğinin saptandığı, söz konusu ücretin …’in 14 YKr’luk çağrı sonlandırma ücretinin üzerinde olduğu, …’in alt pazarda uygulamış olduğu perakende fiyatlarının hiçbir şekilde … çağrı sonlandırma ücretinin (14 YKr) altına düşmediği, bu durumun SCT tarifesindeki en düşük ücretleri için 1000+ paketinde yer alan 15,25 YKr’luk fiyat için de geçerliliğini koruduğu, fiyat sıkıştırması bakımından yapılacak analizlerin ikincisinin, …’in alt pazarda uyguladığı perakende fiyatların, alt perakende pazarda faaliyet gösteren etkin bir operatörün normal kâr elde etmesine yetip yetmeyeceğinin değerlendirilmesi olduğu, bu analiz yapıldığında, UMTH operatörlerine altyapı maliyetleri sonrasında 3,77 YKr’luk bir marjın kaldığının görüldüğü, dolayısıyla …’in alt pazardaki perakende ortalama fiyatları ile etkin operatörün maliyetleri arasında, piyasada faaliyet göstermek için yeterli olabileceği düşünülen bir marjın bulunduğu, bu anlamda uygulanan fiyatların, hâkim durumun kötüye kullanılması kapsamında fiyat sıkıştırması olarak nitelendirmenin mümkün görünmediği, öte yandan davacı şirket tarafından kampanyanın uygulanmaya başlandığı tarih itibari ile gelirlerde mutlak düşüşler yaşandığı ve tarife farkı nedeni ile gelirden kayıplar meydana geldiği yönündeki iddiaların gerçeği yansıtmadığı anlaşılmaktadır.
Bu durumda; perakende pazar olarak belirlenen alt pazarda … ve UMTH işletmecisi olan davacı şirketin rekabet halinde bulundukları, …’in şikâyete konu edilen ve fiyat sıkıştırmasına neden olabilecek hiçbir tarifesinin bulunmadığı, …’in şebeke içi görüşme ücretlerinin, bütün tarifeler yönünden 14 YKr’luk çağrı sonlandırma ücretinin üzerinde kaldığı, UMTH işletmecileri yönünden piyasada faaliyet göstermek için yeterli olabilecek kâr marjının bulunduğu, …’in diğer işletmecilere çağrı sonlandırma hizmeti verdiği üst pazarda hâkim durumda olduğunun kabulü halinde dahi, bu hâkim durumunu kötüye kullandığına ilişkin herhangi bir bulguya rastlanmadığı anlaşıldığından, … hakkında soruşturma açılmasına gerek olmadığı ve şikâyetin reddine ilişkin dava konusu Kurul kararında hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle; davanın reddine, aşağıda dökümü yapılan 178,40-TL yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 2.000-TL avukatlık ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, müdahil tarafından yapılan 51,40-TL yargılama giderinin de yine davacıdan alınarak …’e verilmesine, 30.11.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Bu içtihat yardımcı oldu mu?

Aynı Dairenin Başka İçtihatları