1. Anasayfa
  2. Yargıtay
  3. 19. Hukuk Dairesi
  4. GENEL KREDİ SÖZLEŞMESİNDE LİMİT BULUNMAMASI NEDENİYLE KEFİLLİĞİN GEÇERSİZ OLDUĞU İDDİASI – GENEL KREDİ SÖZLEŞMESİ İLE İPOTEK AKDİNİN AYRI HUKUKİ İŞLEMLER OLDUĞU – VEKALETNAMEDE İPOTEK TESİS ETME YETKİSİ OLDUĞUNDAN İPOTEĞİN GEÇERLİ OLDUĞU

GENEL KREDİ SÖZLEŞMESİNDE LİMİT BULUNMAMASI NEDENİYLE KEFİLLİĞİN GEÇERSİZ OLDUĞU İDDİASI – GENEL KREDİ SÖZLEŞMESİ İLE İPOTEK AKDİNİN AYRI HUKUKİ İŞLEMLER OLDUĞU – VEKALETNAMEDE İPOTEK TESİS ETME YETKİSİ OLDUĞUNDAN İPOTEĞİN GEÇERLİ OLDUĞU

Yazdırılabilir versiyonu indir
Özet: Davacı, davalı banka ile 3. kişi şirket arasında düzenlenen genel kredi sözleşmesinde müşterek borçlu müteselsil kefil, ayrıca asıl borçlu 3. kişinin borcunun teminatı olarak da kendisine ait taşınmazlarını vekil vasıtasıyla ipotek veren kişi konumundadır. Mahkemece genel kredi sözleşmesinde limitin bulunmaması nedeniyle kredi sözleşmesinde davacının kefilliğinin geçersiz olduğu yönündeki ve buna ilişkin olarak yapılan icra takibinden dolayı borçlu bulunmadığının tespitine yönelik kararı yerinde ise de; davacının dava dışı A.A.’ya vermiş olduğu noterlikçe düzenlenen resmi vekaletnamede açıkça ipotek tesis etme yetkisi bulunması nedeniyle geçerli vekaletname uyarınca davacının vekili vasıtasıyla asıl borçlu 3. kişi lehine borcunun teminatı olarak vermiş olduğu, ipotek geçerli olduğundan genel kredi sözleşmesindeki kefillik ile ipotek akdinin ayrı ayrı hukuki işlemler olması nedeniyle birbiriyle bağımsız olduğu göz önüne alınmaksızın mahkemece genel kredi sözleşmesindeki kefilliğin geçersiz olması nedeniyle ipotek akitlerinin de geçersiz olduğu yönündeki gerekçesi doğru olmayıp ayrıca Tapu Sicil Müdürlüğünün davada pasif husumet ehliyeti bulunmadığı gözetilmeksizin bu davalı hakkında davanın kabulüne karar verilmesi de yerinde görülmeyerek hükmün bozulması gerekmiştir.
T.C.
Yargıtay
19. Hukuk Dairesi
E: 2015/4947 K: 2015/16764 K.T.: 14.12.2015
“İçtihat Metni”
MAHKEMESİ : Düzce 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 05/11/2013
NUMARASI : 2011/317-2013/722
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Davacı vekili, T.Ltd. Şti.’nin müdürü ve ortağı olan dava dışı H. C.’in müvekkiline sigorta prim borcunu kapatarak emeklilik hakkı kazanabileceğini, şirket hesabına kredi kullanabileceğini, ancak bankaların ipotek istediğini söyleyerek kandırdığını, H. C.in okuma yazma bilmeyen müvekkilinden Düzce 3. Noterliğinin ihmaliyle A. A.’a ipotek vermek, kendisi için ise banka-finans kuruluşlarından kredi çekmek için özel vekaletname aldığını, H.C.în müvekkilini Vakıfbank D. Şubesine götürdüğünü, boş kredi sözleşmesine kefil sıfatıyla imza attırıldığını, hecelettirilerek okudum yazdırıldığını, H. C.’in yurt dışına kaçtığı haberleri üzerine müvekkilinin oğlunun sözleşme örneğini almak için bankaya gittiğini, sözleşmede sadece müvekkilinin imzasının bulunduğu sayfaların verildiğini, imzalanan suretlerde kefil olunan miktar kısmının ve diğer esas unsurların boş olduğunu, boş olan kısımların sonradan doldurulduğunu, müvekkilinin maliki olduğu üç bağımsız bölüme birden ayrı ayrı ipotek konduğunu, müvekkilinin eşi V.. Ç..’in imzasını havi ipoteğe muvafakatnamede yer alan imzanın başkasına ait olduğunu, ipoteğin şahsi alacağa bağlı feri bir hak olduğunu, geçersiz bir kefalet sözleşmesine dayanılarak tesis edilen ipotek işleminin de geçersiz olduğunu ileri sürerek sözleşmedeki kefilliğin geçersizliğinin tespiti ile kredi sözleşmesinin iptaline, müvekkilinin kredi sözleşmesinden dolayı borçlu olmadığının tespitine, geçerli bir sözleşmeye dayanmayan ipotek tescillerinin fekkiyle tapu kaydının eski haline uygun şekilde düzeltilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı D.. M.. vekili, müvekkilinin tüzel kişiliği bulunmadığından davalı olarak gösterilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, davanın husumet yönünden reddi gerektiğini, davacının özel vekaletname ile H. C.ve A. A.’u ayrı ayrı vekil tayin ettiğini, tapu müdürlüğü görevlilerince vekil A. A.’un nüfus kimlik belgesi ile sunmuş olduğu vekaletname incelenerek vekaletnamenin, vekile davacı adına dava konusu taşınmazların üzerine ipotek vermek şeklinde hukuki işlemleri yapabilme ehliyetine haiz olduğunu belirtir vekaletname olduğunun tespiti ile ipotek işlemlerinin tescil edildiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Davalı Vakıflar Bankası vekili, dava dışı T.Ltd.Şti ile müvekkili banka arasında imzalanan kredi sözleşmesini davacının, Ç.. Ç.. ve Hasan Civelek’in müşterek borçlu müteselsil kefil sıfatıyla imzaladıklarını, davacının taşınmazlarını ipotek vermek suretiyle borcun sorumluluğunu üstlendiğini, kredi kullandırımında mevzuat hükümleri doğrultusunda işlem yapıldığını, bankaya sunulan belgelerde herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığını, kredi sözleşmesinde kefalet limiti belirtilmemiş olsa da kredi genel sözleşmesinde kredi açılış limitinden davacının sorumlu olduğunu, ipoteğin kefaletin teminatı olarak verilmediğini, asıl borca karşılık verildiğini, davacının limitin tamamından sorumlu olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan delillere göre, kredi sözleşmesi düzenlenirken davacıya sadece kefil sıfatıyla imza attırıldığı, kefil olunan miktar ve diğer esaslı unsurlar ile ilgili olarak davacıya bilgi verilmediği, sözleşmenin bazı bölümlerinin sonradan doldurulduğu, olay tarihinde yürürlükte bulunan 818 sayılı BK’nun kefilliğe ilişkin şartlarına uyulmadığı, Vakıfbank ile Truva Ltd.Şti. arasında düzenlenen genel kredi sözleşmesinde davacının kefilliğinin geçersiz olduğu belirtilerek davanın kabulü ile sözleşmenin davacı yönünden iptaline, kredi sözleşmesine istinaden davacı aleyhine başlatılan takipler nedeniyle davacının davalı bankaya borçlu olmadığının tespitine, usulüne uygun olmayan kefilliğe bağlı olarak kredi sözleşmesi gereğince davacıya ait taşınmaz üzerine ipotek konulduğundan kredi sözleşmesinin geçersiz oluşu nedeniyle davacıya ait taşınmazlar üzerinde davalı banka lehine tesis edilen ipoteklerin fekkine karar verilmiş, hüküm davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı Vakıflar Bankası vekilinin aşağıda belirtilen bozma nedenleri dışındaki sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Davacı, davalı Banka ile 3. kişi T. Ltd.Şti. arasında düzenlenen genel kredi sözleşmesinde müşterek borçlu müteselsil kefil, ayrıca asıl borçlu 3. kişinin borcunun teminatı olarak da kendisine ait taşınmazlarını vekil vasıtasıyla ipotek veren kişi konumundadır. Mahkemece genel kredi sözleşmesinde limitin bulunmaması nedeniyle kredi sözleşmesinde davacının kefilliğinin geçersiz olduğu yönündeki ve buna ilişkin olarak yapılan icra takibinden dolayı borçlu bulunmadığının tespitine yönelik kararı yerinde ise de; davacının dava dışı A.A.a vermiş olduğu noterlikçe düzenlenen resmi vekaletnamede açıkça ipotek tesis etme yetkisi bulunması nedeniyle geçerli vekaletname uyarınca davacının vekili vasıtasıyla asıl borçlu 3. kişi lehine borcunun teminatı olarak vermiş olduğu ipotek geçerli olduğundan genel kredi sözleşmesindeki kefillik ile ipotek akdinin ayrı ayrı hukuki işlemler olması nedeniyle birbiriyle bağımsız olduğu göz önüne alınmaksızın mahkemece genel kredi sözleşmesindeki kefilliğin geçersiz olması nedeniyle ipotek akitlerinin de geçersiz olduğu yönündeki gerekçesi doğru olmayıp ayrıca Tapu Sicil Müdürlüğünün davada pasif husumet ehliyeti bulunmadığı gözetilmeksizin bu davalı hakkında davanın kabulüne karar verilmesi de yerinde görülmeyerek hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte belirtildiği üzere davalı Vakıflar Bankası vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte belirtildiği üzere hükmün davalılar lehine BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 14.12.2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Yazdırılabilir versiyonu indir

Bu içtihat yardımcı oldu mu?

Aynı Dairenin Başka İçtihatları