1. Anasayfa
  2. Yargıtay
  3. 19. Hukuk Dairesi
  4. GENEL KREDİ SÖZLEŞMESİ SEBEBİYLE BAŞLATILAN TAKİBE İLİŞKİN BORÇLUNUN İTİRAZ ETMESİ – İTİRAZIN İPTALİ İSTEMİNE İLİŞKİN BİR YILLIK HAK DÜŞÜRÜCÜ SÜRENİN BULUNMASI

GENEL KREDİ SÖZLEŞMESİ SEBEBİYLE BAŞLATILAN TAKİBE İLİŞKİN BORÇLUNUN İTİRAZ ETMESİ – İTİRAZIN İPTALİ İSTEMİNE İLİŞKİN BİR YILLIK HAK DÜŞÜRÜCÜ SÜRENİN BULUNMASI

Yazdırılabilir versiyonu indir

Özet: Dava İİK 67. maddesi uyarınca açılan itirazın iptali davasıdır. İİK’nın 67/1. maddesi uyarınca takip talebine itiraz edilen alacaklı itirazın tebliğ tarihinden itibaren 1 sene içinde mahkemeye başvurarak genel hükümler dairesinde alacağın varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir. 1 yıllık dava açma süresi hak düşürücü süre olup, mahkemece resen dikkate alınması gerekir. Somut olayımızda davaya konu icra takip dosyasındaki ödeme emrine itiraz üzerine verilen takibin durdurulmasına ilişkin karar davacıya 17.09.2010 tarihinde tebliğ edilmiş, söz konusu dava ise 1 yılı aşkın süre geçtikten sonra 13.08.2013 tarihinde açılmış olup, bu durumda İİK’nın 67/1. maddesi uyarınca davanın reddi gerekirken kabulü bozmayı gerektirmiştir.

T.C.
Yargıtay
19. Hukuk Dairesi
E: 2015/3372 K: 2015/15056 K.T.: 12.10.2015

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

– K A R A R –

Davacı vekili, müvekkili şirketin davalıya olan kefilliği nedeniyle Dinar İcra Müdürlüğü’nün 2008/684 Esas sayılı dosyasında genel kredi sözleşmesi nedeniyle takibe uğradığını, müvekkilinin takip nedeniyle 77.500 TL ödeme yaptığını, müvekkilinin alacağını asıl borçlu E.E.’den alabilmek için Dinar İcra Müdürlüğü’nün 2010/1396 sayılı dosyası ile takip başlattığını, davalının takibe itiraz ettiğini ileri sürerek davalının itirazının iptalini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili, davacının kefil sıfatıyla ödeme yaptığını beyan ettiği kredinin müvekkili tarafından kullanılmadığını, iki banka görevlisinin davacıyı ikna ederek müvekkilinin kullanmış gibi gösterildiği krediye davacıyı kefil yaptıklarını, müvekkilinin kullanmadığı bir krediye davacının kefil sıfatıyla yaptığı ödemeyi müvekkilinden isteyemeyeceğini, kaldı ki davacının kefil olarak ödediğini iddia ettiği paranın 30.000 TL sinin müvekkili tarafından davacıya verildiğini, davacının müvekkilinden alarak ödediği parayı ikinci kez müvekkilinden talep etmekte olduğunu, alacaklı bankanın dava konusu alacak için kefillere yaptığı takibe yapılan itiraz nedeniyle kefiller aleyhine Dinar Asliye Hukuk Mahkemesinin 2010/106 sayılı dosyası ile açmış olduğu itirazın iptali davasının irtibat nedeniyle bu dava ile birleştirilmesi gerektiğini, dava konusu alacağın varlığı konusunda kendilerinin alacaklı banka aleyhine menfi tespit davası açtıklarını, bu davanın lehlerine sonuçlanması halinde olmayan bir borcu ödeyen davacının kendilerinden değil bankadan parasını geri isteyebileceğini, bu sebeple menfi tespite ilişkin Dinar Asliye Hukuk Mahkemesinin 2011/232 esas sayılı dosyasının beklenilmesi gerektiğini, davanın reddini talep etmiştir.

Mahkemece, kredi sözleşmesinin asıl borçlu E.E. tarafından akdedildiği, her ne kadar davalı dava konusu edilen kredinin kendisine kullandırılmadığını iddia etmiş ise de, davacının bu iddiasının davacı kefilin kefil sıfatıyla yaptığı ödemeyi davacıdan rücuan talep etmesine engel teşkil etmediği, aleyhine takip yapılan kefilin, borçlu olduğu inancıyla ödeme yaptığı için, davalı asıl borçluya rücu etmesinin mümkün olduğu, davalı tarafın iddia ettiği gibi kendisine kullandırılmayan bir kredi olması halinde dahi bu durumun kefaleten borcu ödeyen davacının rücu hakkını ortadan kaldırmadığı gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı vekilince temyiz edilmiştir.

Dava İİK 67. maddesi uyarınca açılan itirazın iptali davasıdır. İİK’nın 67/1. maddesi uyarınca takip talebine itiraz edilen alacaklı itirazın tebliğ tarihinden itibaren 1 sene içinde mahkemeye başvurarak genel hükümler dairesinde alacağın varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir. 1 yıllık dava açma süresi hak düşürücü süre olup, mahkemece resen dikkate alınması gerekir. Somut olayımızda davaya konu icra takip dosyasındaki ödeme emrine itiraz üzerine verilen takibin durdurulmasına ilişkin karar davacıya 17.09.2010 tarihinde tebliğ edilmiş, söz konusu dava ise 1 yılı aşkın süre geçtikten sonra 13.08.2013 tarihinde açılmış olup, bu durumda İİK’nın 67/1. maddesi uyarınca davanın reddi gerekirken kabulü bozmayı gerektirmiştir.

SONUÇ : Yukarıda belirtilen nedenlerle hükmün BOZULMASINA, bozma nedenlerine göre sair temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, peşin harcın istek halinde iadesine, 18.11.2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Yazdırılabilir versiyonu indir

Bu içtihat yardımcı oldu mu?

Aynı Dairenin Başka İçtihatları