1. Anasayfa
  2. Danıştay
  3. 3. Daire
  4. GELİR VERGİSİ – İKTİSAP BEDELİNİN TESPİTİ

GELİR VERGİSİ – İKTİSAP BEDELİNİN TESPİTİ

Yazdırılabilir versiyonu indir
Özet: Aynı hisse senedinden yıl içinde birden fazla alım yapılması halinde bu hisse senetlerinin elden çıkarılması sırasında, esas alınacak iktisap bedelinin, ilk alındığı tarihteki işleme göre saptanması gerektiğine dair bir zorunluluk bulunmadığı gibi tam tersine iktisap bedelinin tespiti konusunda mükelleflere serbestlik tanındığı açık olmasına karşın, vergi mahkemesince, hisse senedi alış ve satışından doğan değer artışı kazancı olup olmadığı hususunda değinilen yasa hükmü ile tebliğdeki açıklamalar incelenerek karar verilmesi gerekirken, bilirkişi incelemesi yaptırılarak ve olayla ilgisi bulunmayan ilk giren ilk çıkar yöntemine göre yapılan hesaplamayla matrahın azaltılması yolunda düzenlenen rapor uyarınca verilen karar hukuka uygun düşmemiştir.
T.C.
Danıştay 3. Dairesi
E: 2008/2798 K: 2010/323 K.T.: 04.02.2010
Temyiz Eden ı…
Vekili: Av….
Karşı Taraf : Şahinbey Vergi Dairesi Müdürlüğü
İstemin Özeti : Davacı adına, hisse senedi alım satımından elde ettiği değer artışı kazancını kayıt ve beyan dışı bırakması nedeniyle 1999 yılı için re’sen salınan vergi zıyaı cezalı gelir vergisi ve fon payına karşı açılan davada; düzenlenen vergi inceleme raporunda, davacının … Menkul Kıymetler Anonim Şirketi aracılığıyla yaptığı hisse senedi alım satımından elde ettiği değer artış kazancını kayıt ve beyan dışı bıraktığının saptandığı, davacının, uyuşmazlık döneminde elde edilen tüm kazanç ve zararların birlikte değerlendirilmesi gerektiği ve bu bağlamda … Anonim Şirketi aracılığıyla yaptığı işlemlerden dolayı elde ettiği zararın da hesaplamada dikkate alınması gerektiği yolundaki iddiasının mahkemelerince de yerinde görülmesi üzerine verilen ara kararla davacının her iki aracı kurumdaki belgelerinin getirtilerek bilirkişi incelemesi yaptırıldığı, bilirkişi tarafından düzenlenen raporda, davacının, 1999 yılında … Menkul Kıymetler Anonim Şirketi aracılığıyla İMKB’de işlem gören 10 şirkete ait hisse senedi alım satımında bulunduğu, 752.300.000 adet hisse senedi alıp, 613.826.000 adedinin aynı yıl içinde sattığı, kalanını 2000 yılına devrettiği ve devir olunan hisselerin kazancın hesabında dikkate alınmadığı, brüt kazanç üzerinden uygulanan %45,9 oranındaki indirim ve istisna tutarının düşülmesiyle davacının 388.490 YTL gelir vergisi matrahını beyan etmediği sonucuna ulaşıldığı, … Anonim Şirketi aracılığıyla yapılan işlemler sonucu ise davacının hisse senedi alım satımından zarar etmediğinin saptandığı, davacı tarafından, hisse senedi kazancı hesabında inceleme elemanınca ilk giren ilk çıkar metodunun kullanıldığı, alım satımdaki üç ay elde tutma süresinin dikkate alınmadığı, … Anonim Şirketi aracılığıyla elde edilen kazanç hesabında indirim oranının uygulanmadığı iddialarıyla bilirkişi raporuna itiraz edilmesi üzerine mahkemelerince hazırlatılan ek bilirkişi raporunda, … Menkul Değerler Anonim Şirketi tarafından, davacının elde ettiği brüt kazanca ilişkin olarak idareye ve davacıya verilen yazılarda brüt kazancın farklı rakamlardan oluşması nedeniyle yeniden yapılan hesaplama sonucu ilk rapordaki tutara ulaşıldığı, bulunan tutarın farklılığının brüt kazançtan finansman giderlerinin indirimi sırasında kürtaj bedeli ve banka sigorta muamele vergisindeki yanlışlıktan kaynaklandığının belirtildiği, bilirkişi tarafından izlenen yöntemin mahkemelerince de benimsenmesi karşısında hesaplanan 388.490 YTL matrah farkında yasaya aykırılık görülmediği, Anayasa Mahkemesinin vergi ziyaı cezasına ilişkin olarak verdiği iptal kararı gereğince cezanın gecikme faizine ilişkin kısmının kaldırılması gerektiği gerekçesiyle gelir vergisi matrahını azaltan, vergi ziyaı cezasının gecikme faizine isabet eden kısmını kaldıran Gaziantep Vergi Mahkemesinin 25.01.2008 gün ve E:2005/684, K:2008/101 sayılı kararının; değer artışı kazanandaki safı kazancın hesabında maliyet serbestisinin uygulanması gerektiği, … Anonim Şirketinin yazılarındaki çelişkinin giderilmediği ileri sürülerek bozulması istenmiştir.
Savunmanın Özeti: Temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.
Tetkik Hakimi Düşüncesi : Davacının 1999 yılında hisse senetleri alım satımından elde ettiği değer artışı kazancını beyan dışı bırakması nedeniyle tarhiyat yapılmış olup, aynı hisse senedinden yıl içinde birden fazla alım yapılması halinde bu hisselerin elden çıkarılması sırasında hisse senetlerinin hangi işlem İle alındığı konusunda mükelleflere serbestiyet tanındığından bu durum dikkate alınmadan düzenlenen bilirkişi raporu ve raporu hükmüne esas alan vergi mahkemesi kararında yasaya uygunluk bulunmadığından kararın bozulması gerektiği düşünülmektedir.
Danıştay Savcısının Düşüncesi : İdare ve vergi mahkemelerince verilen kararların temyizen incelenerek bozulabilmesi için, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49’uncu maddesinin birinci fıkrasında belirtilen nedenlerin bulunması gerekmektedir.
Temyiz dilekçesinde öne sürülen hususlar, söz konusu maddede yazılı nedenlerden hiçbirisine uymadığından, istemin reddi ile temyiz edilen Mahkeme kararının onanmasının uygun olacağı düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm veren Danıştay Üçüncü Dairesince işin gereği görüşülüp düşünüldü:
Hisse senedi alım satımından elde ettiği değer artışı kazancını kayıt ve beyan dışı bırakması nedeniyle 1999 yılı için yapılan tarhiyata karşı açılan davada, matrah farkını azaltan vergi mahkemesi kararı davacı tarafından temyiz edilmiştir.
193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun Geçici 56’ncı maddesinin D-l kısmında, hisse senetlerinin iktisap tarihinden başlayarak üç ay içinde veya iktisaptan evvel elden çıkartılmasından sağlanan kazançların değer artışı kazancı olduğu açıklanmış, sözü edilen maddenin (F) işaretli kısmında, değer artışında safi kazancın, elden çıkarma karşılığında alınan para ve ayınlarla sağlanan ve para ile temsil edilebile n her türlü menfaatlerin tutarından, elden çıkarılan mal ve hakların maliyeÇ bedelleri ile elden çıkarma dolayısıyla yapılan ve satıcının uhdesinde kalan giderlerin ve ödenen vergi ve harçların indirilmesi suretiyle bulunacağı, aynı yıl içinde birden fazla menkul kıymet alınıp satılması halinde, bunların kazancının birlikte hesaplanacağı ve alım satımın birinden doğan zararın, diğerinin karından mahsup edileceği belirtilmiştir.
1999-2002 yılları arasında hisse senetlerinin elden çıkarılmasından doğan gelirlerin vergilendirilmesine ilişkin açıklamaların yer aldığı 232’nci seri No’lu Gelir Vergisi Genel Tebliğinin, aynı hisse senedinden yıl içinde birden fazla alım yapılması halinde satılan hisse senedinin iktisap tarihinin açıklandığı bölümde, belirli bir şirketin hisse senedinden değişik tarihlerde alımlar yapıldıktan sonra, alınan hisse senetlerinin bir kısmının elden çıkarılması halinde mükelleflerin elden çıkarılan hisse senetlerinin hangi işlem ile alındığı konusunda serbestçe karar verebilecekleri belirtilmiştir.
Davacı adına 1999 yılında elde ettiği değer artışı kazancıyla ilgili olarak yapılan inceleme sonucunda, … Menkul Kıymetler Anonim Şirketinin 09.12.2004 gün ve 48966 sayılı yazısından hareketle davacının hisse senetleri alım satımından elde ettiği 762,881.225.000 lira brüt kazancını beyan etmediği saptanarak bu tutardan giderler; indirim oranı ve istisna edilen tutarın düşülmesiyle kalan 390.345.662.405 lira değer artışı kazancı üzerinden tarhiyat yapılmıştır. Davacı aynı menkul kıymetler şirketinden aldığı 09.02.2005 tarihli yazıda, hisse senedi alım satımından oluşan brüt kazancın daha az olduğu ve bu durumun hesaplama serbestisi nedeniyle oluştuğu iddiasıyla hesaplanan matraha yönelik dava açmış olup, davacının defter ve belgeleri üzerinde yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen raporda, matrahın 388.490.359.318 lira olması gerektiği belirtilmekle birlikte yukarıda yer verilen düzenlemeler karşısında, aynı hisse senedinden yıl içinde birden fazla alım yapılması halinde bu hisse senetlerinin elden çıkarılması sırasında, esas alınacak iktisap bedelinin, ilk alındığı tarihteki işleme göre saptanması gerektiğine dair bir zorunluluk bulunmadığı gibi tam tersine iktisap bedelinin tespiti konusunda mükelleflere serbestlik tanındığı açık olmasına karşın, vergi mahkemesince, hisse senedi alış ve satışından doğan değer artışı kazancı olup olmadığı hususunda değinilen yasa hükmü ile tebliğdeki açıklamalar incelenerek karar verilmesi gerekirken, bilirkişi incelemesi yaptırılarak ve olayla ilgisi bulunmayan ilk giren ilk çıkar yöntemine göre yapılan hesaplamayla matrahın azaltılması yolunda düzenlenen rapor uyarınca verilen karar hukuka uygun düşmemiştir.
Açıklanan nedenlerle, temyiz isteminin kabulüne, Gaziantep Vergi Mahkemesinin 25.01.2008 gün ve E:2005/684, K:2008/101 sayılı kararının bozulmasına, yargılama giderlerinin yeniden verilecek kararda karşılanması gerektiğine 04.02.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Bu içtihat yardımcı oldu mu?

Aynı Dairenin Başka İçtihatları