1. Anasayfa
  2. Yargıtay
  3. 14. Hukuk Dairesi
  4. GEÇİT HAKKI KURULMASI İSTEMİ – FEDAKARLIĞIN DENKLEŞTİRİLMESİ – BİLİRKİŞİ RAPORU

GEÇİT HAKKI KURULMASI İSTEMİ – FEDAKARLIĞIN DENKLEŞTİRİLMESİ – BİLİRKİŞİ RAPORU

Yazdırılabilir versiyonu indir
Özet: Dava, geçit hakkı kurulması isteğine ilişkindir. Geçit hakkı kurulması davalarında uygulanan fedakarlığın denkleştirilmesi ilkesine göre yüz ölçümü daha büyük olan taşınmazlardan geçit hakkı kurulması gerekmektedir.Ziraat bilirkişisi tarafından “C” seçeneği en uygun güzergah olarak belirtilse de, fen bilirkişi raporunda “A” harfi ile gösterilen taşınmazın batı kısmındaki yerin uygun yer olduğu belirtilmiştir. Davacıya bu seçenekten geçit kurulmak üzere süre verilerek aleyhine geçit kurulması düşünülen, taşınmazların maliklerini davaya dahil ettirmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
T.C.
Yargıtay
14. Hukuk Dairesi
E: 2015/10151 K: 2015/10212 K.T.: 12.11.2015
DAVA : Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 01.04.2013 gününde verilen dilekçe ile geçit hakkı kurulması istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 20.03.2014 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
KARAR : Dava, Türk Medeni Kanununun 747. maddesi gereğince geçit hakkı kurulması isteğine ilişkindir.
Davalı, davacının istediği yerin hakkın suistimalini içeren yol olduğunu, davacının kadimden beri mevcut yolu olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, bilirkişi raporunda geçit için en uygun güzergah olduğu belirtilen 1242 ve 1243 parsel sayılı taşınmazların dava dışı maliklerinin davaya dahil edilmesi için süre verildiği, davacı vekilinin taşınmaz sahibinin vefat ettiği ve yüzü aşkın mirasçısı olması nedeniyle davaya dahil etmeyeceğini beyan ettiği, bu nedenle “C” harfi ile gösterilen güzergahtan geçit kurulması mümkün olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Hükmü, davacı vekili temyiz etmiştir.
Bu tür davalar ülkemizde arazi düzenlenmesinin sağlıklı bir yapıya kavuşmamış olması ve her taşınmazın yol ihtiyacına cevap verilmemesi nedeniyle zorunlu olarak açılmaktadır. Geçit hakkı verilmesiyle genel yola bağlantısı olmayan veya yolu bulunsa bile bu yol ile ihtiyacı karşılanamayan taşınmazın genel yolla kesintisiz bağlantısı sağlanır. Uygulama ve doktrinde genellikle bunlardan ilkine “mutlak geçit ihtiyacı” veya “geçit yoksunluğu”, ikincisine de “nispi geçit ihtiyacı” ya da “geçit yetersizliği” denilmektedir.
Geçit hakkı verilmesine ilişkin davalarda, bu hak taşınmaz leh ve aleyhine kurulacağından leh ve aleyhine geçit istenen taşınmaz maliklerinin tamamının davada yer alması zorunludur. Ancak, yararına geçit istenen taşınmaz paylı mülkiyete konu ise dava paydaşlardan biri veya birkaçı tarafından açılabilir.
Geçit hakkı kurulması davalarında başlangıçta davacı tarafından öngörülemediğinden dava dilekçesinde talep edilen yer dışındaki güzergahlardan da geçit kurulması gerekebilir. Bu güzergah üzerindeki taşınmazların maliklerine dava dilekçesi ile husumet yöneltilmemiş olması kabul edilebilir bir yanılgıya dayandığından 6100 sayılı HMK’nın 124. maddesi gereğince dürüstlük kuralına aykırı olmayan bu taraf değişikliği talebi kabul edilerek davacının bu kişilerin harçsız olarak davaya katılmalarını sağlamasına imkan verilmelidir.
4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 747/2 maddesi gereğince geçit isteği, önceki mülkiyet ve yol durumuna göre en uygun komşuya, bu şekilde ihtiyacın karşılanmaması halinde geçit tesisinden en az zarar görecek olana yöneltilmelidir. Zira geçit hakkı taşınmaz mülkiyetini sınırlayan bir irtifak hakkı olmakla birlikte, özünü komşuluk hukukundan alır. Bunun doğal sonucu olarak yol saptanırken komşuluk hukuku ilkeleri gözetilmelidir. Geçit ihtiyacının nedeni, taşınmazın niteliği ile bu ihtiyacın nasıl ve hangi araçlarla karşılanacağı davacının sübjektif arzularına göre değil, objektif esaslara uygun olarak belirlenmeli, taşınmaz mülkiyetinin sınırlandırılması konusunda genel bir ilke olan fedakârlığın denkleştirilmesi prensibi dikkatten kaçırılmamalıdır.
Uygun güzergah saptanırken önemle üzerinde durulması gereken diğer bir yön ise, aleyhine geçit kurulan taşınmaz veya taşınmazlar bölünerek kullanım şekli ve bütünlüğünün bozulmamasıdır. Şayet başka türlü geçit tesisi mümkün değilse bunun gerekçesi kararda açıkça gösterilmelidir.
Mahkemece, bilirkişi raporlarına göre geçit kurulacak en uygun seçenek belirlenerek lehine geçit kurulmak istenen taşınmazın malikine, bu yerden geçit kurulmasının uygun olduğu bildirilerek taraf teşkilinin sağlanması için süre verilmesi halinde, davacının en uygun güzergah yerine başka yerden geçit kurulmasını isteyerek açıkça taraf teşkilini sağlamayacağını belirtmesi halinde davanın reddine karar verilebilir.
Ancak mahkemece yapılan keşif sonucunda düzenlenen fen bilirkişi raporundan “C” seçeneğinin güzergahında yer alan 1242 parselin yüzölçümünün küçük olduğu, “A” seçeneğinde belirtilen 1234 parselin ise daha büyük olduğu anlaşılmaktadır. Geçit hakkı kurulması davalarında uygulanan fedakarlığın denkleştirilmesi ilkesine göre yüzölçümü daha büyük olan taşınmazlardan geçit hakkı kurulması gerekmektedir. Her ne kadar ziraat bilirkişisi tarafından “C” seçeneği en uygun güzergah olarak belirtilse de, 15.11.2013 tarihli fen bilirkişi raporunda “A” harfi ile gösterilen 1234 parsel sayılı taşınmazın batı kısmındaki yerin yola yakınlık, geçit hakkı miktarı ve parsel sayısının az olması gibi durumlar gözönünde bulundurulduğunda uygun yer olduğu belirtilmiştir. Nitekim 15.11.2013 tarihli fen bilirkişi raporu ekinde yer alan krokide de kırmızı renkli gösterilen “A” seçeneğinin yukarıda belirtilen ilkelere uygun şekilde belirlendiği anlaşıldığından, mahkemece uygun olmayan “C” seçeneğinden geçit kurulması gerektiği düşüncesiyle davacıya bu seçenekten geçit kurulmak üzere süre verilerek aleyhine geçit kurulması düşünülen, 1242 ve 1243 parsel sayılı taşınmazların maliklerini davaya dahil ettirmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, bu sebeple hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile kararın BOZULMASINA, peşin yatırılan temyiz harcının istek halinde yatıran tarafa iadesine, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 12.11.2015 gününde oybirliği ile karar verildi.
Yazdırılabilir versiyonu indir

Bu içtihat yardımcı oldu mu?

Aynı Dairenin Başka İçtihatları