1. Anasayfa
  2. Yargıtay
  3. 1. Hukuk Dairesi
  4. EVLİLİK HEDİYESİ OLARAK VERİLEN TAŞINMAZ – MURİS MUVAZAASI – MİRAS BIRAKAN VE MİRASÇI

EVLİLİK HEDİYESİ OLARAK VERİLEN TAŞINMAZ – MURİS MUVAZAASI – MİRAS BIRAKAN VE MİRASÇI

Yazdırılabilir versiyonu indir
Özet: Davalı C… ile miras bırakan Ş…’ın 09.01.2003 tarihinde evlendikleri, çekişmeli taşınmazdaki 5 nolu bağımsız bölümün ise, anılan davalıya 27.05.2003 tarihinde temlik edildiği, dinlenen davalı tanıklarının, taşınmazın davalı C…ye evlilik hediyesi olarak verildiğini bildirdikleri, murisin geride çok sayıda taşınmazı olduğu dosya kapsamı ile sabittir. 01.04.1974 tarih 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararının miras bırakanın diğer mirasçılardan mal kaçırmayı amaçladığı durumlarda uygulanacağı, oysa somut olayda taşınmazın C…’ye evlilik hediyesi olarak verildiği görülmektedir. Davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu üzere davanın kabulüne karar verilmiş olması doğru değildir.
T.C.
Yargıtay
1. Hukuk Dairesi
E: 2013/19913 K: 2014/4151 K.T.: 24.02.2014
Taraflar arasında görülen tapu iptal ve tescil, tenkis davası sonunda, yerel mahkemece davanın, kabulüne ilişkin olarak verilen karar davalılar tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;
Dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptal ve tescil olmazsa tenkis istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dosya içeriğinden ve toplanan delillerden; çekişme konusu 351 ada 56 parsel sayılı taşınmazdaki 5 nolu bağımsız bölümün miras bırakan Ş… tarafından 27.05.2003 tarihinde davalı C…’ye, C…’den 02.12.2009 tarihinde davalı N…’ye satış suretiyle devredildiği anlaşılmaktadır.
Davacılar, miras bırakan tarafından yapılan temlikin mirasçılardan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğunu ileri sürerek eldeki davayı açmışlardır.
Bilindiği üzere; uygulamada ve öğretide “muris muvazaası” olarak tanımlanan muvazaa, niteliği itibariyle nisbi (mevsuf-vasıflı) muvazaa türüdür. Söz konusu muvazaada miras bırakan gerçekten sözleşme yapmak ve tapulu taşınmazını devretmek istemektedir. Ancak mirasçısını miras hakkından yoksun bırakmak için esas amacını gizleyerek, gerçekte bağışlamak istediği tapulu taşınmazını, tapuda yaptığı resmi sözleşmede iradesini satış veya ölünceye kadar bakma sözleşmesi doğrultusunda açıklamak suretiyle devretmektedir.
Bu durumda, yerleşmiş Yargıtay içtihatlarında ve 1.4.1974 tarih 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında açıklandığı üzere görünürdeki sözleşme tarafların gerçek iradelerine uymadığından, gizli bağış sözleşmesi de Türk Medeni Kanunun 706., Türk Borçlar Kanunun 237. (Borçlar Kanunun 213.) ve Tapu Kanunun 26. maddelerinde öngörülen şekil koşullarından yoksun bulunduğundan, saklı pay sahibi olsun veya olmasın miras hakkı çiğnenen tüm mirasçılar dava açarak resmi sözleşmenin muvazaa nedeni ile geçersizliğinin tespitini ve buna dayanılarak oluşturulan tapu kaydının iptalini isteyebilirler.
Hemen belirtmek gerekir ki; bu tür uyuşmazlıkların sağlıklı, adil ve doğru bir çözüme ulaştırılabilmesi, davalıya yapılan temlikin gerçek yönünün diğer bir söyleyişle miras bırakanın asıl irade ve amacının duraksamaya yer bırakmayacak biçimde ortaya çıkarılmasına bağlıdır. Bir iç sorun olan ve gizlenen gerçek irade ve amacın tespiti ve aydınlığa kavuşturulması genellikle zor olduğundan bu yöndeki delillerin eksiksiz toplanılması yanında birlikte ve doğru şekilde değerlendirilmesi de büyük önem taşımaktadır. Bunun için de ülke ve yörenin gelenek ve görenekleri, toplumsal eğilimleri, olayların olağan akışı, miras bırakanın sözleşmeyi yapmakta haklı ve makul bir nedeninin bulunup bulunmadığı, davalı yanın satın alma gücünün olup olmadığı, satış bedeli ile sözleşme tarihindeki gerçek değer arasındaki fark, taraflar ile miras bırakan arasındaki beşeri ilişki gibi olgulardan yararlanılmasında zorunluluk vardır.
Somut olaya gelince;
davalı C… ile miras bırakan Ş…’ın 09.01.2003 tarihinde evlendikleri, çekişmeli taşınmazdaki 5 nolu bağımsız bölümün ise, anılan davalıya 27.05.2003 tarihinde temlik edildiği, dinlenen davalı tanıklarının, taşınmazın davalı C…ye evlilik hediyesi olarak verildiğini bildirdikleri, murisin geride çok sayıda taşınmazı olduğu dosya kapsamı ile sabittir.
Öyle ise, 01.04.1974 tarih 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararının miras bırakanın diğer mirasçılardan mal kaçırmayı amaçladığı durumlarda uygulanacağı, oysa somut olayda taşınmazın C…’ye evlilik hediyesi olarak verildiği görülmektedir.
Hal böyle olunca davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu üzere davanın kabulüne karar verilmiş olması doğru değildir.
Davalıların bu yöne ilişkin temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün (6100 sayılı HMK’nın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK.’nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 24.02.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Yazdırılabilir versiyonu indir

Bu içtihat yardımcı oldu mu?

Aynı Dairenin Başka İçtihatları