1. Anasayfa
  2. Yargıtay
  3. 2. Hukuk Dairesi
  4. EŞLERDEN BİRİNİN ÖLÜMÜ SONRASINDA AİLE KONUTU – KONUTA DAİR KORUMA HAKLARININ YİTİRİLDİĞİ

EŞLERDEN BİRİNİN ÖLÜMÜ SONRASINDA AİLE KONUTU – KONUTA DAİR KORUMA HAKLARININ YİTİRİLDİĞİ

Yazdırılabilir versiyonu indir
Özet: Ölümle evlilik birliği sona erdiğine göre aile konutuna dair koruma haklarının yitirildiğinin nazara alınmaması doğru olmadığı gibi, aile konutuyla ilgili taleplerin yalnızca malik olan eşe yöneltilebileceği, onun mirasçılarının aile konutundan kaynaklanan yükümlülüklerle sorumlu tutulamayacağının nazara alınmamış olması hatalıdır.
T.C.
Yargıtay
2. Hukuk Dairesi
E: 2013/26077 K: 2014/3771 K.T.: 25.02.2014
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarda tarihi ve numarası gösterilen hüküm temyiz edilmekle, evrak okunup gereği düşünüldü:
KARAR: 1-) Davalı bankanın davacı G.T.’nin davasına yönelik temyizinin incelenmesinde;
Davacılar, davalı eşlerinin (koca) 1/2’şer hisseli olarak hak sahibi oldukları ve aile konutu olarak kullanılan dairelerin bulunduğu taşınmaz üzerine davalılar ve dava dışı şirketin kullanacağı kredilerin teminatı olmak üzere davalı banka lehine ipotek tesis edildiğini, bu işleme rızalarının olmadığını ileri sürerek, ipoteğin kaldırılmasını ve taşınmaza aile konutu şerhi konulmasını talep etmişler, mahkemece istek kabul edilmiş, verilen hükmü davalı Asya Katılım Bankası temyiz etmiştir.
Davacı G.’nin eşi ve davaya konu 198 parsel sayılı taşınmazın 1/2 maliki olan davalı N. 19.02.2009 tarihinde ölmüş ve bu davalı hakkındaki dava ölümünden sonra 30.6.2010 tarihinde açılmıştır. Bilahare 13.12.2010 tarihinde ölü N.’nin mirasçıları hakkında açılan dava da ilk davayla birleştirilerek görülmüştür. Dava tarihinden önce ölen N.’nin hak ehliyeti bulunmadığı için onun aleyhine dava açılamayacağı ve davacı G.’nin eşi N.’nin ölümüyle evlilik birliği sona erdiğine göre bu davanın Türk Medeni Kanunu’nun 194. maddesinde düzenlenmiş olan aile konutuna dair koruma haklarını yitirdiğinin nazara alınmaması doğru olmadığı gibi, aile konutuyla ilgili taleplerin yalnızca malik olan eşe yöneltilebileceği, onun mirasçılarının aile konutundan kaynaklanan yükümlülüklerle sorumlu tutulamayacağı nazara alınarak davacı G.’ın davasının reddine karar verilmesi gerekirken, yasal olmayan gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir.
2-) Davalı Bankanın davacı R.T.’nin davasına yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine gelince;
İpotek 30.03.2007 tarihinde tesis edilmiş, dava ise 30.06.2010 tarihinde açılmıştır. Yargılama sırasında ipotek tesis edilen davaya konu taşınmaz ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla yapılan takip sonucu 14.10.2010 tarihinde cebri icrayla satılmış, ihalenin feshi davasının reddine dair hüküm de karar düzeltme aşamasından geçerek 28.01.2013 tarihinde kesinleşmiştir. Cebri icrayla davalı E.’nin taşınmaz üzerindeki mülkiyet hakkını yitirmiş olması sebebiyle davanın konusuz hale geldiği anlaşılmaktadır. Bu durumda davacı R.’nin konusuz kalan davası hakkında “karar verilmesine yer olmadığına” şeklinde karar verilmek üzere hükmün bu bölümünün de açıklanan gerekçeyle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarda 1. ve 2. bentlerde gösterilen sebeplerle BOZULMASINA, bozma sebebine göre sair yönlerin incelenmesine yer olmadığına, temyiz peşin harcının yatırana iadesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle, 25.02.2014 tarihinde karar verildi.
Yazdırılabilir versiyonu indir

Bu içtihat yardımcı oldu mu?

Aynı Dairenin Başka İçtihatları