1. Anasayfa
  2. Yargıtay
  3. 3. Hukuk Dairesi
  4. ERGİN OLMAYAN ÇOCUĞUN HAKSIZ FİİLİNDEN AİLE BAŞKANININ SORUMLULUĞU -DAVA TARİHİNDE ERGİN OLMUŞ OLSA DA EV BAŞKANININ SORUMLULUĞUNUN ORTADAN KALKMAYACAĞI

ERGİN OLMAYAN ÇOCUĞUN HAKSIZ FİİLİNDEN AİLE BAŞKANININ SORUMLULUĞU -DAVA TARİHİNDE ERGİN OLMUŞ OLSA DA EV BAŞKANININ SORUMLULUĞUNUN ORTADAN KALKMAYACAĞI

Yazdırılabilir versiyonu indir
Özet: Davacının zarara uğramasına yol açan haksız fiilin gerçekleştiği tarihte, haksız fiili geçekleştiren davalıların oğlu Özgür’ün ergin olmadığı anlaşılmaktadır. Kural olarak her dava açıldığı tarihteki koşullara göre değerlendirilir ise de; haksız fiil nedeniyle verilen zarar olay gününde meydana geldiğinden, hukuki sorunun da olay günündeki koşullara göre çözümlenmesi zorunludur. Haksız fiili gerçekleştiren kişi, davanın açıldığı tarihte ergin olsa bile, bu durum TMK’nın 369. maddesinde düzenlenmiş bulunan ev başkanının sorumluluğunu ortadan kaldırmamaktadır.
T.C.
Yargıtay
3. Hukuk Dairesi
E: 2014/12097 K: 2015/8747 K.T.:
Taraflar arasındaki tazminat davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın husumetten reddine yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y   K A R A R I
Davacılar vekili, dava dilekçesinde; müvekkili İlayda’nın, davalıların oğlu Özgür tarafından tecavüze uğradığını, bu olay sonrasında İlayda ve Özgür’ün sözlenip daha sonra düğün merasimi yapılarak birlikte yaşamaya başladıklarını; bir süre sonra birlikteliklerinin sona erdiğini, nişanın Özgür tarafından haksız olarak bozulduğunu; İlayda’nın uğramış olduğu haksız fiil ve nişanın bozulması nedeniyle müvekkillerinin kişilik haklarının zarara uğradığını; haksız fiil ve nişan tarihinde davalıların oğlu Özgür’ün 18 yaşından küçük olduğunu, davalıların meydana gelen olaylar nedeniyle aile başkanı olarak sorumlu olduklarını ileri sürerek; müvekkillerinden İlayda lehine 40.000,00 TL, Hacer lehine 20.000,00 TL tazminata hükmedilmesini; ayrıca, nişan hediyeleri olarak 8 bilezik bedeli olan 9.150,00 TL, 2 saat bedeli olan 470,00 TL, 32 altın bedeli olan 4.800,00 TL, 1.120,00 TL para olmak üzere toplam 15.540,00 TL’nin davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, cevap dilekçesinde; davanın açıldığı tarihte Özgür’ün reşit olduğunu, davanın husumetten reddinin gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece; davalıların taraf ehliyetine sahip olmadıkları gerekçesiyle; davanın, husumet yönünden reddine karar verilmiş; hüküm, davacılar vekili tarafından süresinde temyiz edilmiştir.
Somut olayda; davacı İlayda’nın 14 yaşında iken davalıların oğlu Özgür tarafından tecavüze uğradığı, olay tarihinde Özgür’ün de 18 yaşından küçük olduğu, İlayda ve Özgür’ün düğün merasimi yaparak bir arada yaşamaya başladığı, bu birliktelikten bir çocuklarının olduğu, bir süre birlikte yaşadıktan sonra ayrıldıkları anlaşılmaktadır.
Davacılar vekilinin somut davada iki ayrı talebi bulunmaktadır.
1. Talep; İlayda’nın uğramış olduğu haksız fiil nedeniyle davacıların uğradığı zararın, davalıların oğlu Özgür’ün olay tarihinde 18 yaşından küçük olması nedeniyle, TMK’nın 369. maddesi uyarınca ev başkanı olarak davalılardan tazmini talebidir.
Fiil ehliyetine sahip bulunmayan küçükler tarafından haksız fiilin işlenmesi durumunda sorumluluk iki çeşittir. Küçük, BK’nın 41. maddesi uyarınca haksız fiilin faili olarak, anne ve babası ise TMK’nın 369. maddesi uyarınca ev başkanı olarak zarar görene karşı sorumludurlar. Her iki sorumluluk da birbirinden farklı hukuki nedenlere dayalı olup, zarar gören küçüğe ve ev başkanına karşı birlikte veya ayrı ayrı davalar açabilir. Aynı zarardan her ikisi de kendi malvarlıkları ile ayrı ayrı sorumlu olurlar.
Bundan ayrı, davacının zarara uğramasına yol açan haksız fiilin gerçekleştiği  tarihte, haksız fiili geçekleştiren davalıların oğlu Özgür’ün ergin olmadığı anlaşılmaktadır. Kural olarak her dava açıldığı tarihteki koşullara göre değerlendirilir ise de; haksız fiil nedeniyle verilen zarar olay gününde meydana geldiğinden, hukuki sorunun da olay günündeki koşullara göre çözümlenmesi zorunludur. Haksız fiili gerçekleştiren kişi, davanın açıldığı tarihte ergin olsa bile, bu durum TMK’nın 369. maddesinde düzenlenmiş bulunan ev başkanının sorumluluğunu ortadan kaldırmamaktadır.
Hal böyle olunca, mahkemece; eldeki davada bu talep açısından TMK’nın 369. maddesinin uygulanacağı gözetilerek davanın esasına girilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile davanın husumet yönünden reddine karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup, bu husus bozmayı gerektirmiştir.
2. Talep; Davacı İlayda’nın müşterek hanede kalan ziynet eşyalarının bedelinin iadesi talebine ilişkin olup, bu talep açısından aile mahkemeleri görevli değildir.
Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanunun 4. maddesi uyarınca; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunun ikinci kitabı ile (3. kısım hariç) 4722 sayılı Türk Medeni Kanunun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun kapsamındaki aile hukukundan doğan dava ve işler Aile Mahkemelerinde görülür.
Bu durumda, mahkemece; bu talep açısından davanın tefrik edilerek Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş olup, bu husus bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 18.05.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Yazdırılabilir versiyonu indir

Bu içtihat yardımcı oldu mu?

Aynı Dairenin Başka İçtihatları