1. Anasayfa
  2. Yargıtay
  3. 15. Ceza Dairesi
  4. DOLANDIRILICIK SUÇU – SAVUNMA HAKKININ KISITLANMASI – YASAL HAKLARININ SAVUNULMASI İÇİN MÜDAFİİ TAYİNİ İSTEMİ

DOLANDIRILICIK SUÇU – SAVUNMA HAKKININ KISITLANMASI – YASAL HAKLARININ SAVUNULMASI İÇİN MÜDAFİİ TAYİNİ İSTEMİ

Yazdırılabilir versiyonu indir
Özet: Dava; dolandırıcılık suçuna ilişkindir. Sanığın posta yoluyla mahkemeye gönderdiği dilekçesiyle; yasal haklarının savunulması için kendisine müdafii tayin edilmesini istediği cihetle, CMK’nın 150/1. maddesi uyarınca müdafii görevlendirilmesinin zorunlu olduğu gözetilmeden yargılamaya devamla karar verilmek suretiyle savunma hakkının kısıtlanması bozmayı gerektirmiştir.
T.C.
Yargıtay
15. Ceza Dairesi
E: 2012/20301 K: 2014/13971 K.T.: 10.7.2014
Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Temyiz harcı tahsiline dair 6217 Sayılı Yargı Hizmetlerinin Hızlandırılması Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 13. ve 492 Sayılı Harçlar Kanunu’nun 1/a bendinin, Anayasa Mahkemesi’nin 29.12.2011 tarihli Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe giren 20.10.2011 gün ve 2011/154 esas, 2011/142 Sayılı kararıyla iptal edildiğinden, tebliğnamedeki görüşe iştirak edilmeyerek mahkemenin temyiz harcı ödenmemesi sebebiyle temyiz isteminin reddine dair 18.06.2011 tarihli ek karar kaldırılarak yapılan incelemede;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte birtakım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Sanığın katılana ait cep telefonu satışı yapılan iş yerine gelerek, burada çalışan ve kendisiyle ilgilenen tanık D.’ye kendisini gerçeğe aykırı bir şekilde ilçede görev yapan diş hekimi A. eşi olarak tanıtıp kendisinin de doktor olduğunu söylediği, eşine telefon almak istediğini belirtip, 4 adet telefon seçerek bu telefonları eşine göstermek istediğini söylediği tanığın bu hususta iş yeri sahibi olan katılanla sanık arasında telefon görüşmesi sağladığı görüşmede katılanın telefonları göstermek için götürmesine izin vermeyip telefonu kapattığı halde sanığın katılandan izin almış gibi konuşmasını sürdürüp tanığı aldatarak suça konu telefonları eşine gösterip getirmek üzere alarak uzaklaşıp ortadan kaybolduğu olayda;
Sanığın posta yoluyla mahkemeye gönderdiği 19.07.2010 havale tarihli dilekçesiyle; yasal haklarının savunulması için kendisine müdafii tayin edilmesini istediği cihetle, 5271 sayılı CMK’nın 150/1. maddesi uyarınca müdafii görevlendirilmesinin zorunlu olduğu gözetilmeden yargılamaya devamla yazılı şekilde karar verilmek suretiyle savunma hakkının kısıtlanması,
SONUÇ: Bozmayı gerektirmiş, o yer Cumhuriyet savcısı ve sanığın temyiz itirazları bu sebeplerle yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı kanunun 8. maddesi uyarınca uygulanması gereken CMUK’un 321. maddesi gereğince diğer hususular incelenmeksizin BOZULMASINA, 10.07.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Bu içtihat yardımcı oldu mu?

Aynı Dairenin Başka İçtihatları