1. Anasayfa
  2. Yargıtay
  3. 3. Hukuk Dairesi
  4. DENKLEŞTİRİCİ ADALET İLKESİ – İFANIN İMKANSIZ HALE GELMESİ – TAŞINMAZIN İFASI

DENKLEŞTİRİCİ ADALET İLKESİ – İFANIN İMKANSIZ HALE GELMESİ – TAŞINMAZIN İFASI

Yazdırılabilir versiyonu indir
Özet: Davacının yapmış olduğu ödemenin denkleştirici adalet ilkesi gereğince güncellenmiş değerinin tespiti yönünden bilirkişi raporu alınmasında hukuka aykırılık yoktur. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda davacı tarafından ödenen satış bedelinin dava tarihindeki güncellenmiş değerinin tespit edildiği anlaşılmaktadır. Davalıların murisi tarafından davacıya satılan davaya konu taşınmazın Ağustos 2007 tarihinde dava dışı bir şahsa satıldığı, bu tarih itibariyle edimin ifasının imkansız hale geldiği açıktır. Davacı tarafça ödenen satış bedelinin ifanın imkansız hale geldiği bu tarihte ulaştığı alım gücünün belirlenerek tahsiline karar verilmesi gerekir iken dava tarihindeki ulaştığı değere hükmedilmesi doğru görülmemiştir.
T.C.
Yargıtay
3. Hukuk Dairesi
E: 2016/5092 K: 2017/952 K.T.: 08.02.2017
Taraflar arasındaki alacak davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davalılar …, …, …, …, …, …, … tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
KARAR : Davacı asıl ve birleşen davalarda; davalıların murisi … ile müvekkil arasında imzalanan 04/09/1989 tarihli harici satım sözleşmesi ile davalıların murisinin davaya konu … pafta, 349 parselde babası … adına kayıtlı taşınmazda bulunan sözleşme ile sınırları belirlenmiş hissesini … TL bedelle davacıya sattığını, daha sonra imar uygulaması ile davaya konu taşınmazın 118 ada, … parsel olarak kayıt ve tescil edildiğini, murisin ölümüyle taşınmaz hissesinin davalılara intikal ettiğini, ancak davalıların taşınmazı dava dışı üçüncü bir şahsa sattıklarını ileri sürerek, sözleşmeye konu yerin dava tarihindeki değerinin tahsili, olmadığı takdirde ödenen 20TL’nin 04.09.1989 tarihindeki alım gücüne eriştirilerek hesaplanacak dava tarihindeki karşılığının fazlaya dair haklarını saklı tutarak tahsilini talep etmiş, …04.2012 tarihli ıslah dilekçesi ile talebini 41.801,81 TL ‘ye arttırmıştır.
Asıl davada davalılardan …, …, …, … ve birleşen davada davalılar …, … ve …; öncelikle zamanaşımı def’ini ileri sürmüşler, esas yönünden ise davaya konu satış sözleşmesinin geçersiz olduğunu, bu sözleşmeye dayanılarak herhangi bir hak iddia edilemeyeceğini, murisin sağlığında bu yeri başkasına sattığını, davacıya intikal imkanı kalmadığını belirtmişler, davalılardan …daha sonra sunduğu dilekçeyle murisin okur yazar olmayıp sözleşmedeki imzanın murise ait olmadığını ileri sürerek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece; terditli olarak açılan davaya konu hissenin dava tarihindeki değerine yönelik alacak talebinin reddine, harici satıştan kaynaklanan ödenen bedelin güncellenmiş değerine yönelik alacak talebinin kabulü ile, 41.810,81 TL’nin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, davalılardan …, …, … yönünden açılan davanın feragat sebebiyle reddine karar verilmiş, hüküm davalılar …, …, …, …, … ve … tarafından temyiz edilmiştir.
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, sair temyiz itirazları yerinde değildir.
Davalılardan …, murisin okur yazar olmadığı ve davaya konu sözleşmedeki imzanın murise ait olmadığını iddia etmiş ise de mahkemece bu husus değerlendirilmeden hüküm kurulduğu anlaşılmaktadır.
O halde mahkemece; davalı …’nin bu hususta varsa delilleri sorularak dosyaya celbi sağlandıktan sonra sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, bu husus üzerinde durulmadan yukarıdaki gibi karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Öte yandan somut olayda; taraflar arasında imzalanan 04.09.1989 tarihli satış sözleşmesi resmi biçimde yapılmadığından hukuken geçersizdir. (TMK m.706, BK m.213, TBK. md 237, T. Kanunu m.26 Noterlik Kanunu m.60). Bu nedenle, geçerli sözleşmelerde olduğu gibi taraflarına hak ve borç doğurmaz. Bu durumda alıcı; geçersiz sözleşme nedeniyle, satıcıya verdiği bedeli sebepsiz zenginleşme kuralları çerçevesinde geri isteyebilir.
Sebepsiz zenginleşme, bir kimsenin mal varlığının haklı bir sebep olmaksızın diğer bir kimsenin mal varlığı aleyhine çoğalması olup, sebepsiz zenginleşme gereğince verilenlerin iadesi sağlanırken, ödenen paranın ödeme tarihindeki alım gücüne ulaştırılması, başka bir deyişle denkleştirici adalet ilkesinin uygulanması gerekir.
Denkleştirici adaleti ilkesi, haklı bir sebebe dayanmadan, başkasının mal varlığından istifade ederek, kendi mal varlığını artıran kişinin, elde ettiği kazanımı geri verme zorunda olduğunu ve gerçek bir eski hale getirme yükümlülüğünü ifade eder.
Denkleştirici adalet ilkesi gereğince güncelleme yapılırken, güncellemeye esas alınan somut veriler tek tek uygulanarak ödeme tarihinden ifanın imkânsız hale geldiği tarihe kadar paranın ulaştığı değer her bir dönem için hesaplanmalı, sonra bunların ortalaması alınmalıdır.
Yukarıda açıklananlar ışığında; mahkemece davacının yapmış olduğu ödemenin denkleştirici adalet ilkesi gereğince güncellenmiş değerinin tespiti yönünden bilirkişi raporu alınmasında hukuka aykırılık yoktur. Ne var ki hükme esas alınan bilirkişi raporunda davacı tarafından ödenen satış bedelinin dava tarihindeki güncellenmiş değerinin tespit edildiği anlaşılmaktadır. Oysa somut olayda; davalıların murisi tarafından davacıya satılan davaya konu taşınmazın Ağustos 2007 tarihinde dava dışı bir şahsa satıldığı, bu tarih itibariyle edimin ifasının imkansız hale geldiği açıktır.
Hal böyle iken mahkemece; davacı tarafça ödenen satış bedelinin ifanın imkansız hale geldiği bu tarihte ulaştığı alım gücünün belirlenerek tahsiline karar verilmesi gerekir iken dava tarihindeki ulaştığı değere hükmedilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ : Birinci bentte belirtilen sebeple sair temyiz itirazlarının reddine, ikinci ve üçüncü bentte açıklanan nedenlerle, temyiz olunan kararın davacı yararına BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istenmesi halinde temyiz edene iadesine, 6100 Sayılı HMK’nun geçici madde 3 atfıyla 1086 Sayılı HUMK.nun 440.maddesi gereğince kararın tebliğinden itibaren 15 günlük süre içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 08.02.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Yazdırılabilir versiyonu indir

Bu içtihat yardımcı oldu mu?

Aynı Dairenin Başka İçtihatları