1. Anasayfa
  2. Yargıtay
  3. 3. Hukuk Dairesi
  4. BOŞANMADA TEDBİR NAFAKASI TAKDİRİNDE HAKKANİYET İLKESİ

BOŞANMADA TEDBİR NAFAKASI TAKDİRİNDE HAKKANİYET İLKESİ

Yazdırılabilir versiyonu indir
Özet: Taraflar hakkındaki sosyal-ekonomik durumu araştırmasına göre, davacının ev hanımı olduğu, ailesi ile birlikte yaşadığı, gelirinin olmadığı, geçiminin ailesi tarafından sağlandığı; davalının ise taksi-dolmuş şoförü olarak çalıştığı ve aylık gelirinin 750 TL olduğu belirtilmesine karşın, davalının duruşmadaki beyanında aylık gelirinin asgari ücret olmakla birlikte zaman zaman değişiklik gösterdiğini belirtmesi ve tanığın davalının kendisine aylık 2000 TL ücret aldığını söylediği yönündeki beyanları birlikte değerlendirildiğinde, davalının aylık gelirinin asgari ücret seviyesinden fazla olduğu; tarafların müşterek çocuğunun ise dava tarihi itibariyle 16 aylık olduğu anlaşılmaktadır. davalı kocanın tespit edilen geliri ile orantılı olacak ve onu zarurete düşürmeyecek şekilde TMK’nın 4.maddesindeki hakkaniyet ilkesine göre uygun bir nafakaya hükmedilmesi gerekirken, az miktarda nafaka takdiri usul ve yasaya aykırı olup, bu husus bozmayı gerektirmiştir.
T.C.
Yargıtay
3. Hukuk Dairesi
E: 2015/10269 K: 2015/17544 K.T.: 10.11.2015
Taraflar arasındaki nafaka davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
YARGITAY KARARI
Davacı dava dilekçesinde; davalı eşinin 2 ay önce evi terkettiğini ve kendisinin 16 aylık çocuğu ile birlikte baba evine sığınmak zorunda kaldığını belirterek; kendisi için aylık 1000 TL, müşterek çocuk için ise 500 TL olmak üzere toplam 1500 TL tedbir nafakasına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı cevap dilekçesinde; evlilikleri süresince davacı ile aralarında sürekli tartışmalar yaşandığını ve davacının sözlü şiddetine maruz kaldığını, son tartışmada davacının kendisini kovması sebebiyle evden ayrıldığını, ayrıca nafaka ödeyecek gücü bulunmadığını belirterek, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece; davanın kısmen kabulü ile davacı kadın için aylık 250 TL, müşterek çocuk için aylık 150 TL tedbir nafakasının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, davacı vekilinin sair temyiz itirazları yerinde değildir.
Dava, ayrı yaşamda haklılık nedenine dayalı olarak açılmış, tedbir nafakası talebine ilişkindir.
Türk Medeni Kanunu’nun 197.maddesine göre, ayrı yaşamakta haklı olan eş diğer eşten tedbir nafakası isteminde bulunabilir. Tedbir nafakasının niteliği ve yasal düzenlemeler gereği eşler evlilik birliğinin giderlerine güçleri oranında katılmak zorundadırlar (TMK.madde 186/son). Buna göre evlilik birliğinin ortak giderleri olan kira, elektrik, yakıt, su ve benzeri giderlere davalı eş katılmak zorundadır.
Bu bağlamda; tedbir nafakası miktarı tayin edilirken, birliğin giderlerine katılmada eşlerin “ekonomik güçleri” ile müşterek yaşam sırasında davalının eş ve çocuklarına sağlamış olduğu yaşam düzeyi dikkate alınmalı, hakim; eşlerin birlikte yaşarken sürdürdükleri hayat seviyelerinin ayrı yaşamaları halinde de korumaları gerektiğini gözetmelidir.
Somut olayda; taraflar hakkındaki sosyal-ekonomik durumu araştırmasına göre, davacının ev hanımı olduğu, ailesi ile birlikte yaşadığı, gelirinin olmadığı, geçiminin ailesi tarafından sağlandığı; davalının ise taksi-dolmuş şoförü olarak çalıştığı ve aylık gelirinin 750 TL olduğu belirtilmesine karşın, davalının duruşmadaki beyanında aylık gelirinin asgari ücret olmakla birlikte zaman zaman değişiklik gösterdiğini belirtmesi ve tanık B.. D..’nun davalının kendisine aylık 2000 TL ücret aldığını söylediği yönündeki beyanları birlikte değerlendirildiğinde, davalın aylık gelirinin asgari ücret seviyesinden fazla olduğu; tarafların müşterek çocuğunun ise dava tarihi itibariyle 16 aylık olduğu anlaşılmaktadır.
Buna göre; tarafların gerçekleşen sosyal ve ekonomik durumları, nafakanın niteliği ve özellikle davalının tesbit edilen mevcut gelir durumuna göre mahkemece takdir edilen nafakalar bir miktar az olup, Türk Medeni Kanununun 4.maddesindeki hakkaniyet ilkesine uygun bulunmamıştır.
Hal böyle olunca mahkemece; davalı kocanın tesbit edilen geliri ile orantılı olacak ve onu zarurete düşürmeyecek şekilde TMK.nun 4.maddesindeki hakkaniyet ilkesine göre uygun bir nafakaya hükmedilmesi gerekirken, az miktarda nafaka takdiri usul ve yasaya aykırı olup, bu husus bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 10.11.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Yazdırılabilir versiyonu indir

Bu içtihat yardımcı oldu mu?

Aynı Dairenin Başka İçtihatları