1. Anasayfa
  2. Yargıtay
  3. 1. Hukuk Dairesi
  4. BOŞANMA İLAMINI KESİNLEŞMESİYLE TAŞINMAZIN AİLE KONUTU NİTELİĞİNDEN ÇIKMASI – ELATMANIN ÖNLENMESİ VE ECRİMİSİL İSTEMİ – ANAHTAR TESLİMİ – TANIK BEYANLARI – EMSAL KARŞILAŞTIRMASI

BOŞANMA İLAMINI KESİNLEŞMESİYLE TAŞINMAZIN AİLE KONUTU NİTELİĞİNDEN ÇIKMASI – ELATMANIN ÖNLENMESİ VE ECRİMİSİL İSTEMİ – ANAHTAR TESLİMİ – TANIK BEYANLARI – EMSAL KARŞILAŞTIRMASI

Yazdırılabilir versiyonu indir

Özet: Dava, elatmanın önlenmesi ve ecrimisil isteklerine ilişkindir. İlke olarak, kira geliri üzerinden ecrimisil belirlenmesinde, taşınmazın dava konusu ilk dönemde mevcut haliyle serbest şartlarda getirebileceği kira parası, emsal kira sözleşmeleri ile karşılaştırılarak, taşınmazın büyüklüğü, niteliği ve çevre özellikleri de nazara alınarak yöredeki rayiçe göre belirlenir. Sonraki dönemler için ecrimisil değeri ise ilk dönem için belirlenen miktara ÜFE artış oranının tamamının yansıtılması suretiyle bulunacak miktardan az olmamak üzere takdir edilir. Somut olayda, davalı tanığının beyanı gözetilerek, dava konusu davacıya ait mesken niteliğindeki bağımsız bölümün anahtarının halen davalıda bulunduğu, davalının taşınmazla ilişkisini fiilen sonlandırmadığı, başka bir ifade ile taşınmazın hakimiyetinin halen davalıda olduğu, anahtar teslim edilmediği sürece davalının taşınmaza elattığının kabulünün gerektiği, boşanma ilamının kesinleşme tarihinden sonra taşınmazın aile konutu niteliğinden çıktığı, boşanma tarihinden dava tarihine kadar ecrimisil hesabı yapılması ve elatmanın önlenmesi yönünde karar verilmesi gerektiği açıktır. Bu yön gözetilmeden yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.

T.C.
Yargıtay
1. Hukuk Dairesi
E: 2014/16769 K: 2016/5022 K.T.: 25.04.2016

DAVA : Taraflar arasında görülen elatmanın önlenmesi ve ecrimisil davası sonunda, yerel mahkemece, davanın reddine ilişkin karar, davacı tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla; dosya incelendi, Tetkik Hakimi raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp, düşünüldü:

KARAR : Dava, elatmanın önlenmesi ve ecrimisil isteklerine ilişkindir.

Davacı, 10239 ada 3 parsel sayılı taşınmazın kayıt maliki olduğunu, davalı ile boşanmalarına ilişkin Üsküdar 2. Aile Mahkemesi’nin 2009/284 Esas, 2011/557 Karar sayılı kararının 26/04/2012 tarihinde kesinleştiğini, yapılan ihtara rağmen davalının dava konusu taşınmazda oturmaya devam ettiğini ileri sürüp, elatmanın önlenmesi ve ecrimisil istemiştir.

Davalı, 2009 yılında davacının tüm ev eşyalarını da alarak dava konusu taşınmazdan ayrıldığını, kendisinin de boş evde yaşamadığını, aynı tarihte dava konusu taşınmazdan ayrılarak, aynı site içerisinde bulunan anne-babasının evinde yaşamaya başladığını, davacının da durumu bildiğini, resmi tebligatların anne ve babasının evine yapıldığını, davacı ile aralarında devam etmekte olan edinilmiş mallara katılma alacağına yönelik dava bulunduğunu, bu davanın bekletici mesele yapılması gerektiğini, ecrimisil miktarının fahiş olduğunu belirtip, davanın reddini savunmuştur.

Mahkemece, dava tarihi itibari ile taşınmazın davalı tarafından kullanıldığının ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Toplanan deliller ve dosya içeriğinden, davacının 10239 ada 3 parsel sayılı taşınmazın kayıt maliki olduğu, tarafların boşanmalarına ilişkin, Üsküdar 2. Aile Mahkemesi’nin 2009/284 Esas, 2011/557 Karar sayılı kararının 26/04/2012 tarihinde kesinleştiği, dava konusu taşınmazın boş olduğu, davalı tanığı T.’un keşif esnasında, dava konusu taşınmazın kullanılmadığı ancak anahtarının davalıda bulunduğu yönünde beyanda bulunduğu anlaşılmaktadır.

Bilindiği gibi, 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 683. maddesi uyarınca birşeye malik olan kimse, hukuk düzeninin sınırları içinde, o şey üzerinde dilediği gibi kullanma, yararlanma ve tasarrufta bulunma yetkisine sahiptir. Malik, malını haksız olarak elinde bulunduran kimseye karşı istihkak davası açabileceği gibi, her türlü haksız elatmanın önlenmesini de dava edebilir.

Ayrıca, gerek öğretide ve gerekse yargısal uygulamalarda ifade edildiği üzere ecrimisil, diğer bir deyişle haksız işgal tazminatı, zilyet olmayan malikin, malik olmayan kötüniyetli zilyetten isteyebileceği bir tazminat olup, 08.03.1950 tarih 22/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında; fuzuli işgalin tarafların karşılıklı birbirine uygun iradeleri ile kurduğu kira sözleşmesine benzetilemeyeceği, niteliği itibarı ile haksız bir eylem sayılması gerektiği, haksız işgal nedeniyle oluşan zararın tazmin edilmesi gerekeceği vurgulanmıştır. Ecrimisil, haksız işgal nedeniyle tazminat olarak nitelendirilen özel bir zarar giderim biçimi olması nedeniyle, en azı kira geliri karşılığı zarardır. Bu nedenle, haksız işgalden doğan normal kullanma sonucu eskime şeklinde oluşan ve kullanmadan kaynaklanan olumlu zarar ile malik ya da zilyedin yoksun kaldığı fayda ( olumsuz zarar ) ecrimisilin kapsamını belirler. Haksız işgal, haksız eylem niteliğindedir. ( YHGK’nun 25.02.2004 gün ve 2004/1-120-96 sayılı kararı )

25.05.1938 tarih ve 29/10 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı ve Yargıtay’ın aynı yoldaki yerleşmiş içtihatları uyarınca ecrimisil davaları beş yıllık zamanaşımına tabi olup bu beş yıllık süre dava tarihinden geriye doğru işlemeye başlar.

Hemen belirtilmelidir ki, ecrimisil hesabı uzmanlık gerektiren bir husus olup, taşınmazın niteliğine uygun bilirkişi marifetiyle keşif ve inceleme yapılarak ve taleple bağlı kalınarak haksız işgal tazminatı miktarı belirlenmelidir. Alınan bilirkişi raporu, somut bilgi ve belgeye dayanmalı, tarafların ve hakimin denetimine açık, değerlendirmenin gerekçelerinin bilimsel verilere ve HMK’nın 266 vd. maddelerine uygun olmalıdır.

Bu nedenle, özellikle tarım arazilerinin haksız kullanımı nedeniyle ürün esasına göre talep varsa, bu konudaki resmi veriler, taşınmazın bulunduğu bölgede ekilen tarım ürünlerinin neler olduğu tarım il veya ilçe müdürlüğünden sorulmalı, ekildiği bildirilen ürünlerin ecrimisil talep edilen yıllara göre birim fiyatları ve dekara verim değerleri, hal müdürlüğünden ilgili dönem için getirtilmeli, bölgede münavebeli ekim yapılıp yapılmadığı, taşınmazın nadasa bırakılıp bırakılmadığı tespit edilmelidir.

Eğer, özellikle arsa ve binalarda kira esasına göre talep varsa, taraflardan emsal kira sözleşmeleri istenmeli, gerekirse benzer nitelikli yerlerin işgal tarihindeki kira bedelleri araştırılıp, varsa emsal kira sözleşmeleri de getirtilmeli, dava konusu taşınmaz ile emsalin somut karşılaştırması yapılmalı, üstün veya eksik tarafları belirlenmelidir.

İlke olarak, kira geliri üzerinden ecrimisil belirlenmesinde, taşınmazın dava konusu ilk dönemde mevcut haliyle serbest şartlarda getirebileceği kira parası, emsal kira sözleşmeleri ile karşılaştırılarak, taşınmazın büyüklüğü, niteliği ve çevre özellikleri de nazara alınarak yöredeki rayiçe göre belirlenir. Sonraki dönemler için ecrimisil değeri ise ilk dönem için belirlenen miktara ÜFE artış oranının tamamının yansıtılması suretiyle bulunacak miktardan az olmamak üzere takdir edilir.

Somut olayda, davalı tanığı T.’un beyanı gözetilerek, dava konusu davacıya ait mesken niteliğindeki bağımsız bölümün anahtarının halen davalıda bulunduğu, davalının taşınmazla ilişkisini fiilen sonlandırmadığı, başka bir ifade ile taşınmazın hakimiyetinin halen davalıda olduğu, anahtar teslim edilmediği sürece davalının taşınmaza elattığının kabulünün gerektiği, boşanma ilamının kesinleşme tarihinden sonra taşınmazın aile konutu niteliğinden çıktığı, boşanma tarihinden dava tarihine kadar ecrimisil hesabı yapılması ve elatmanın önlenmesi yönünde karar verilmesi gerektiği açıktır.

Bu yön gözetilmeden yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.

SONUÇ : Davacının, temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile, hükmün açıklanan nedenlerden ötürü (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 25.04.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi

Yazdırılabilir versiyonu indir

Bu içtihat yardımcı oldu mu?

Aynı Dairenin Başka İçtihatları