1. Anasayfa
  2. Yargıtay
  3. 21. Ceza Dairesi
  4. BAŞKASINA AİT KİMLİK BİLGİLERİNİN KULLANILMASI SUÇU (TCK268) YERİNE RESMİ BELGENİN DÜZENLEMESİNDE YALAN BEYAN SUÇUNDAN (TCK206) HÜKÜM KURULMASI

BAŞKASINA AİT KİMLİK BİLGİLERİNİN KULLANILMASI SUÇU (TCK268) YERİNE RESMİ BELGENİN DÜZENLEMESİNDE YALAN BEYAN SUÇUNDAN (TCK206) HÜKÜM KURULMASI

Yazdırılabilir versiyonu indir
Özet: Polis tarafından durdurulan ve ehliyeti olmayan sanığın, alkol muayenesi için hastaneye götürüldüğünde, muayene eden müşteki doktora karşı hakaret ve tehdit suçunu işlediği ve tutanaklar tutulurken kendisini arkadaşının ismiyle tanıtıp arkadaşı hakkında kamu davası açılmasına sebep olduğu anlaşılmıştır. Mahkemenin oluştuğunu kabul ettiği resmi belgede yalan beyan suçunun oluşması için, belgenin sadece failin beyanına dayanarak oluşturulması gerekir; belgeyi düzenleyen memurun bu bilgileri araştırma yükümlülüğü varsa bu suç oluşmaz. Öyleyse mahkemece söz konusu suçun, başkasına ait kimlik bilgilerinin kullanılması (TCK 268) suçunu meydana getirdiği gözetilmeden resmi belgede yalan beyan (TCK 206) suçundan hüküm kurulması hukuka aykırıdır.
T.C.
Yargıtay
21. Ceza Dairesi
E: 2015/9692 K: 2016/7879 K.T.: 21.12.2016
Dava ve Karar: 1-………… Cumhuriyet Başsavcılığının 13.12.2012 tarihli iddianamesiyle; olay günü trafik polisleri tarafından sanığın seyir halindeki otomobilinin durdurulduğu, alkollü olan ve sürücü belgesi bulunmayan sanığın kendisini ‘……….’ olarak tanıtarak bu kişiye ait kimlik bilgilerini bildirdiği, alkol raporu almak için hastaneye götürüldüğünde doktor olan müştekiye hakaret ve tehditte bulunması neticesinde adli soruşturma başlatıldığı, sanığın bu adli soruşturma sırasında şüpheli olarak ………. kimlik bilgileriyle ifade verdiği ve bu kişi hakkında kamu davası açılmasına neden olduğu iddiasıyla açılan kamu davasında; tüm dosya kapsamına göre hastaneye sevk edilmeden önce trafik polislerine kendisini ………. olarak tanıtan sanık hakkında polis memurlarınca herhangi bir tutanak düzenlenmediği, doktor olan müştekinin hastanede gerçekleşen tehdit ve hakaret eyleminden sonra şikayette bulunması üzerine yakalama ve şüpheli ifade tutanakları düzenlendiği, yapılan adli soruşturma sonucunda ………. hakkında kamu davası açıldığı, yargılama sırasında müşteki ile yapılan yüzleştirme neticesinde gerçek ……….’ın olayla bir ilgisinin bulunmadığının belirlendiği anlaşılmakla,
TCK’nun 206. maddesindeki “resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan” suçunun oluşabilmesi için, sanığın açıklamaları üzerine oluşturulan resmi belgenin, bu beyanın doğruluğunu ispat edici bir güce sahip olması gereklidir. Beyanı alan memur bu beyanın doğruluğunu araştırıp tahkik etmek ve daha sonra edindiği kanaate göre resmi belgeyi düzenlemek durumunda ise, bir başka ifade ile resmi belge sadece sanığın beyanına göre değil de memur tarafından yapılacak inceleme sonucuna göre meydana getirilmekte ise maddede tanımlanan suç oluşmayacaktır.
TCK’nun 268. maddesinde tanımlanan başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması suçunun oluşması için; failin işlediği suç nedeniyle kendisi hakkında soruşturma ve kovuşturma yapılmasını engellemek amacıyla, başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması, TCK’nun 267/1. maddesinde tanımlanan iftira suçunun oluşması için ise, yetkili makamlara ihbar veya şikayette bulunmak suretiyle işlemediğini bildiği halde hakkında soruşturma ve kovuşturma başlatılmasını ya da idari yaptırım uygulanmasını sağlamak için bir kimseye hukuka aykırı bir fiil isnat etmesi gerekir.
Bu açıklamalar ışığında somut olaya bakıldığında, olay günü kontrol için seyir halindeki aracı durdurulan sanığın, kendisini arkadaşı ………. olarak tanıtmasına karşın henüz tutanak oluşturulmadan alkol raporu alınmak üzere hastaneye götürüldüğünün ve burada doktor olan müştekinin şikayeti üzerine hakaret ve tehdit eylemleri nedeniyle yakalama ve ifade tutanaklarının düzenlendiğinin anlaşılması karşısında; eyleminin TCK’nun 268/1. maddesi delaleti ile 267/1. maddesinde tanımlanan “başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması” suçunu oluşturacağı gözetilmeden suç vasfında hataya düşülerek ve dosya kapsamına uygun olmayan gerekçe ile yazılı şekilde ‘kamu görevlisine yalan beyanda bulunmak’ suçundan hüküm kurulması yasaya aykırı,
Kabul ve uygulamaya göre de;
2) 5237 sayılı TCK?nun 53. maddesine ilişkin uygulamanın Anayasa Mahkemesi’nin 08.10.2015 gün 2014/140 Esas, 2015/85 sayılı iptal kararı ile birlikte yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
SONUÇ: Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, sanığın ceza miktarı bakımından kazanılmış hakkının saklı tutulmasına, 21.12.2016 gününde oybirliği ile karar verildi.
Yazdırılabilir versiyonu indir

Bu içtihat yardımcı oldu mu?

Aynı Dairenin Başka İçtihatları