1. Anasayfa
  2. Yargıtay
  3. 3. Hukuk Dairesi
  4. ANLAŞMALI BOŞANDIKTAN SONRA NAFAKANIN İNDİRİLMESİ TALEBİ – PROTOKOLDEN SONRA ÖNEMLİ BİR DEĞİŞİKLİK OLMAMASI DURUMUN YOKSULLUK NAFAKASININ İNDİRİLMEYECEĞİ

ANLAŞMALI BOŞANDIKTAN SONRA NAFAKANIN İNDİRİLMESİ TALEBİ – PROTOKOLDEN SONRA ÖNEMLİ BİR DEĞİŞİKLİK OLMAMASI DURUMUN YOKSULLUK NAFAKASININ İNDİRİLMEYECEĞİ

Yazdırılabilir versiyonu indir
Özet: Tarafların sosyal ve ekonomik durumlarında, protokolden sonra önemli bir değişiklik olmamış, edimler arasındaki dengenin, umulmadık gelişmeler yüzünden sonradan bozulduğu davacı tarafça ispat edilememiştir. Mahkemece; davacının yoksulluk nafakasının indirilmesi isteminin reddine karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme sonucu davanın kısmen kabulü ile nafakanın indirilmesi yönünde hüküm tesis edilmiş olması usul ve yasaya aykırı görülmüş, bu husus bozmayı gerektirmiştir.
T.C.
Yargıtay
3. Hukuk Dairesi
E: 2015/13909 K: 2015/20455 K.T.: 16.12.2015
“İçtihat Metni”
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 7. AİLE MAHKEMESİ
TARİHİ : 01/07/2015
NUMARASI : 2014/351-2015/616
Taraflar arasındaki nafakanın kaldırılması davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
YARGITAY KARARI
Davacı vekili dava dilekçesinde; tarafların 16.01.2013 tarihinde boşandıkların, davalı ve müşterek çocuk lehine ayrı ayrı 2.500 İsveçre Frangı nafakaya hükmedildiğini, davalı kadının boşanma sonrasında P… AVM’ de M… … C… işletmecisi olarak çalışmaya başladığını, müvekkilinin ise yeniden evlendiği, giderlerinde artış olduğunu belirterek, yoksulluk nafakasının kaldırılması, iştirak nafakasının 1.000 İsviçre Frangına indirilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; tarafların anlaşmalı şekilde boşandığını, aradan kısa süre geçtiğini, davacının ekonomik durumunun iyi olduğunu, Mudo işletmesinin müvekkilinin annesine ait olduğunu, işletmenin zarar ettiğini, müşterek çocuğun T…K… eğitim gördüğünü savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece; davanın kısmen kabulü ile, davalı kadının M… … C… işletmesinin işleticisi olarak yazılı basında röportaj verdiği, işletmeyi boşandıktan sonra açtığı gerekçesiyle yoksulluk nafakasının kaldırılmasına, davacının gelirinde, azalma olmadığı, davacının belirtilen miktar nafaka taahhüdü ile, müşterek çocuğun eğitim ve öğrenimi ile sosyal yaşantısının, şekillendirildiği gerekçesiyle iştirak nafakasının indirilmesi talebinin reddine karar verilmiş, hüküm taraf vekilleri tarafından süresi içerisinde temyiz edilmiştir.
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, davacı vekilinin temyiz itirazları yerinde değildir.
Dava; yoksulluk nafakasının kaldırılmasına ilişkindir.
Türk Medeni Kanunu’nun 176/4.maddesine göre; tarafların mali durumlarının değişmesi veya hakkaniyetin gerektirdiği hallerde nafakanın arttırılmasına veya azaltılmasına karar verilebilir. Bu bağlamda; nafakanın arttırılması veya azaltılması için ya tarafların mali durumlarının değişmesi veya hakkaniyetin bunu zorunlu kılması gerekmektedir.
Nafaka iradı, tarafların yaptıkları sözleşmeye dayansa bile indirilebileceği gibi tamamen de kaldırılabilir. Sözleşmede, edimler arasındaki denge, umulmadık gelişmeler yüzünden bozulacak olursa sözleşme koşulları değişen maddi koşullara uyarlanır. Buna göre, sözleşenlerin eğer gelişmeleri baştan kestirebilselerdi, sözleşmeyi bambaşka koşullarla kurmuş olacakları söylenebiliyorsa, ayrıca, beklenmeyen gelişme yüzünden sözleşmeye baştan kararlaştırılmış koşullarla olduğu gibi katlanmak taraflardan biri için özveri sınırının aşılması anlamına geliyorsa, yasal ve sözleşmesel risk dağılımı çerçevesinde taraflardan sözleşmeye baştan kararlaştırılmış koşullarla bağlı kalmaları beklenemiyorsa, sözleşmeye hakimin müdahalesi gündeme gelebilir.
Ancak sözleşme ile kararlaştırılmış ve hakim tarafından onaylanmış olan iradın, yasada aranan şartlar gerçekleşmeden tamamen kaldırılmasını ya da indirilmesini istemek
hakkın kötüye kullanılması mahiyetini arzeder.
Bunun gibi sırf boşanmayı sağlayabilmek için, bilerek ve isteyerek mali gücünün üzerinde bir yükümlülüğü üstlenen ya da karşı tarafın mali durumunun iyi olduğunu ve geçinmek için nafakaya ihtiyacı olmadığını bilen kişinin, sonradan bu yükümlülüğün kaldırılması veya azaltılması yönünde talepte bulunması da iyiniyet, doğruluk, dürüstlük ve sözleşmeye bağlılık ilkeleri ile bağdaşmaz.
Tüm bu bilgiler ışığında somut olay irdelendiğinde; tarafların, 27.03.2013 tarihinde kesinleşen kararla anlaşmalı olarak boşandıkları, taraflarca imzalanan protokolün 4.maddesinde davacının, davalı kadına aylık 2.500,00 İsviçre Frangı yoksulluk nafakası ödemeyi kabul ettiği, anılan protokolün boşanmanın eki niteliğinde kabul edilerek mahkemece, davalı kadın lehine aylık 2.500,00 İsviçre Frangı yoksulluk nafakasına hükmedildiği, nafakanın kaldırılmasına dair bu davanın ise 12.03.2014 tarihinde açıldığı anlaşılmaktadır. Tarafların 1999 ila 2013 yılları arasında evli kaldıkları, davacının; 1969 doğumlu olup İsviçre’ de serbest meslekle uğraştığı, yıllık 87.000 İsviçre sterlini kazancı olduğu, kendisine ait otel bulunduğu, adına kayıtlı evde ikamet ettiği, Türkiye’de 1 dairesinin olduğu, yine adına kayıtlı Konya ili Selçuk İlçesinde bulunan 1 adet daireyi 2014, 2 adet daireyi 2013, 2 adet daireyi 2012 yılında sattığı, evli, 1 çocuklu olduğu,davalının ise 1976 doğumlu olup, kendisine ait dairede, 2006 doğumlu müşterek çocuk R… B… ile birlikte yaşadığı, 1 adet 2011 model Mercedes marka otomobilinin bulunduğu, SGK kaydının olmadığı, boşanmadan sonra davalının kafe işletmeye başladığı iddia edilmişse de, ilgili M… C…’nin davalının annesi adına kayıtlı olduğu, tarafların boşanmadan sonra ekonomik ve sosyal durumlarında olağanüstü bir değişiklik olmadığı anlaşılmaktadır.
Bu itibarla, tarafların sosyal ve ekonomik durumlarında, protokolden sonra önemli bir değişiklik olmamış, edimler arasındaki dengenin, umulmadık gelişmeler yüzünden sonradan bozulduğu davacı tarafça ispat edilememiştir.
Hal böyle olunca mahkemece; davacının yoksulluk nafakasının indirilmesi isteminin reddine karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme sonucu, yukarıda belirtilen ilkelere aykırı olacak şekilde davanın kısmen kabulü ile nafakanın indirilmesi yönünde hüküm tesis edilmiş olması usul ve yasaya aykırı görülmüş, bu husus bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 16.12.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Yazdırılabilir versiyonu indir

Bu içtihat yardımcı oldu mu?

Aynı Dairenin Başka İçtihatları