1. Anasayfa
  2. Yargıtay
  3. 12. Hukuk Dairesi
  4. ADİ ORTALIKTA BONO – MÜŞTEREK TEMSİLE İLİŞKİN YETKİ KURALINA RAĞMEN ADİ ORTAKLARDAN BİRİNİN ADİ ORTAKLIĞI BORÇ ALTINA SOKAMAYACAĞI

ADİ ORTALIKTA BONO – MÜŞTEREK TEMSİLE İLİŞKİN YETKİ KURALINA RAĞMEN ADİ ORTAKLARDAN BİRİNİN ADİ ORTAKLIĞI BORÇ ALTINA SOKAMAYACAĞI

Yazdırılabilir versiyonu indir
Özet: Noterlikçe onaylanan adi ortaklık sözleşmesinin ortaklığın idaresi hakkında 6(A) maddesinde; ortaklığı temsil ve ilzam etme, işlemleri ve muameleleri takip etme adi ortaklığı oluşturan ortakların seçeceği bir veya birkaç müdür tarafından yürütüleceği, müdür olarak işin başından sonuna kadar ….’in münferiden temsil ve ilzam etmesine karar verildiği; ….’in borçlu … müdürü olduğu görülmektedir. Bilahare onaylanan ek sözleşmede ise; “…İş ortaklığını müdür olarak işin başından sonuna kadar… ve …’in müştereken temsil ve ilzam etmesine” karar verilmiştir. Takip konusu senet tanzim tarihi itibarı ile müşterek temsile ilişkin 05.07.2012 tarihinde kararlaştırılan yetki kurallarının yürürlükte olduğu görülmektedir. Bu durumda, adi ortaklardan sadece birine ait imza ile düzenlenen senetten dolayı adi ortaklığın ve diğer adi ortağın borç altına sokulması mümkün bulunmamaktadır.
T.C.
Yargıtay
12. Hukuk Dairesi
E: 2015/20493 K: 2015/23692 K.T.: 08.10.2015
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi …. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
Alacaklı tarafından keşidecisi ….-….adi ortaklığı olan bir adet bonoya dayalı olarak kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile icra takibi yapılmış, icra takibinde adi ortaklık yanında adi ortaklığı oluşturan şirketlerin her biri aleyhine ayrı ayrı takip başlatılmıştır. Borçlu…vekili icra mahkemesine başvurusunda; …. 64. Noterliğince 14.06.2012 tarih ve 02146 yevmiye ile onaylanan 14.06.2013 tarihinde ortaklar tarafından alınan kararın 3. maddesine göre, işin yürütülmesi ile ilgili doğacak tüm sorumluluk borç ve taahhütlere karşı sadece …..’nin sorumlu olacağını, bu şekilde TBK’nun 638/son maddesinde öngörülen müteselsil sorumluluk kuralının aksine bir karar aldıklarını, senette müvekkili şirket yetkilisine ait bir imza bulunmadığı gibi bonodaki imzanın müvekkil şirkete ait olmadığını ileri sürerek imzaya, borca ve fer’ilerine itirazda bulunduğu ve takibin iptaline karar verilmesini istediği anlaşılmaktadır.
Mahkemece, senet üzerindeki imzanın ortaklığı temsile yetkili kişiye ait olmadığına dair bir iddiada bulunulmadığı, iş ortaklığını temsil hususunda yetkilendirilen kişinin ortaklığı temsilen düzenlemiş olduğu kambiyo senedinin her bir ortak yönünden borç doğurucu bir işlem olduğu, ortaklık yetkilisi tarafından imzalanan senette her bir ortağın ayrıca imzasının bulunmasının gerekmediği, borçlardan sorumluluk esaslarına ilişkin ilgili kararın 3. maddesinin ise adi ortaklığı oluşturan şirketleri bağladığı, 3. kişilerin alacaklarını her bir ortaktan talep hakkını haiz olduğu gerekçesi ile istemin reddine karar verilmiştir.
6098 sayılı TBK’nın 637. maddesinde; kendi adına ve ortaklık hesabına bir üçüncü kişi ile işlemde bulunan ortağın, bu kişiye karşı bizzat kendisinin alacaklı ve borçlu olacağı, ortaklardan birinin, ortaklık veya bütün ortaklar adına bir üçüncü kişi ile işlem yapması halinde diğer ortakların ancak temsile ilişkin hükümler uyarınca, bu kişinin alacaklısı ve borçlusu olacağı, kendisine yönetim görevi verilen ortağın ise ortaklığı veya bütün ortakları üçüncü kişilere karşı temsil etme yetkisinin varsayılacağı hükme bağlanmıştır. Bu bağlamda, idare ve temsil yetkisi bulunan temsilcinin yapacağı işlemler, ortakları üçüncü kişilere karşı eşit olarak sorumlu kılar.
Temsilin sonuçlarını düzenleyen aynı Kanunun 638/son maddesi hükmüne göre, ortaklar, birlikte veya bir temsilci aracılığı ile, bir üçüncü kişiye karşı, ortaklık ilişkisi çerçevesinde üstlendikleri borçlardan aksi kararlaştırılmamışsa müteselsilen sorumlu olurlar.
Adi ortaklıkta, aksine bir hüküm yer almadığı sürece, idareci ortağın yapacağı işlemler, diğer ortakları da bağlar. İdareci ortağın hukuki statüsü BK’nın 449. maddesinde düzenlenen ticari mümessile benzer nitelikler taşır. Bu itibarla ticari mümessilin özel bir yetki aranmaksızın kambiyo taahhüdünde bulunma yetkisine haiz olduğu kabul edilmektedir (HGK’nın 29.01.2009 tarih 2008/12825¬2009/32 sayılı kararında da açıklanan ilkeler benimsenmiştir.).
Somut olayda, …. 40. Noterliğince 31.05.2012 tarih ve 17780 Yev. no ile onaylanan adi ortaklık sözleşmesinin ortaklığın idaresi hakkında 6(A) maddesinde; ortaklığı temsil ve ilzam etmeye, işlemleri ve muameleri takip etmeye adi ortaklığı oluşturan ortakların seçeceği bir veya birkaç müdür tarafından yürütüleceği, müdür olarak işin başından sonuna kadar ….’in münferiden temsil ve ilzam etmesine karar verildiği;….’in borçlu … müdürü olduğu görülmektedir. Bilahare …. 40. Noterliğince 05.07.2012 ve 22212 Yev.No ile onaylanan ek sözleşmede ise; “…İş ortaklığını müdür olarak işin başından sonuna kadar… ve …’in müştereken temsil ve ilzam etmesine” karar verilmiştir. Takip konusu senet tanzim tarihi (19.12.2013) itibarı ile müşterek temsile ilişkin 05.07.2012 tarihinde kararlaştırılan yetki kurallarının yürürlükte olduğu görülmektedir.Bu durumda, adi ortaklardan sadece birine ait imza ile düzenlenen senetten dolayı adi ortaklığın ve diğer adi ortağın borç altına sokulması mümkün bulunmamaktadır.
O halde mahkemece, TBK’nın yukarıda açıklanan 637/2. madde gerekçesinde de belirtildiği üzere, ortaklardan birinin, ortaklık veya bütün ortaklar adına bir üçüncü kişi ile işlem yapması durumunda, diğer ortakların, ancak temsile ilişkin hükümler uyarınca, bu kişinin alacaklısı veya borçlusu olacağı yönündeki yasa hükmü karşısında yukarıda değinilen iş ortaklığı sözleşmesi ve ek sözleşmede taraflarca kararlaştırılan temsile ilişkin düzenleme dikkate alınarak TBK’nın 637 ve 638. maddelerine göre inceleme ve değerlendirme yapılarak sonucuna göre bir karar vermek gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir.
SONUÇ: Borçlunun temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK’nın 366 ve HUMK’un 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 08/10/2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Bu içtihat yardımcı oldu mu?

Aynı Dairenin Başka İçtihatları