Untitled Article

Yazdırılabilir versiyonu indir
MAHKEMENİN HER TANIĞI DİNLEME ZORUNLULUĞUNUN OLMADIĞI, MADDİ VE MANEVİ TAZMİNAT, NAFAKA, BOŞANMA DAVASI,
Özet: Dava, boşanma, velayet, nafaka ile maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Davalı tanıklarının Azerbaycan’da yaşamaları nedeniyle görgüye dayalı bilgileri olmadığı gerekçesiyle talimat cevabı beklenmeksizin dosyada mevcut deliller uyarınca tarafların evlilik birliğini devam ettirmeleri mümkün olmadığından, boşanmaya, velayetin davacı anneye verilmesine, nafaka ile maddi ve manevi tazminat taleplerinin ise kısmen kabulüne karar verilmiştir.
T.C.
Yargıtay
Hukuk Genel Kurulu
E: 2012/2-339 K: 2012/623 K.T.: 26.09.2012
Taraflar arasındaki “boşanma, nafaka, velayet ile maddi ve manevi tazminat” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; …3. Aile Mahkemesince davanın kısmen kabulüne dair verilen 17.03.2010 gün ve 2005/936 E. 2010/209 K. sayılı kararın incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 04.07.2011 gün ve 2010/10630 E. 2011/11337 K. sayılı ilamı ile;
(…Davalı vekili mahkemece verilen sürede delil listesini sunmuş bu listede Azerbaycan’da; ikamet eden tanıklarına da yer vermiş, tanıkların dinlenilmesi için gerekli giderleri de karşılamıştır. Açıkça tanık dinletilmesi isteminden vazgeçilmemiş olmasına karşın davalı tanıkları adına yazılan yurtdışı talimat cevabı beklenilmeden eksik inceleme ile hüküm tesisi usul ve yasaya aykırıdır.
Temyiz olunan hükmün yukarıda açıklanan sebeplerle BOZULMASINA, bozma gerekçesine göre sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına,…)
gerekçesi ile bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Hukuk Genel Kurulu’nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Dava, boşanma, velayet, nafaka ile maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Yerel Mahkemece, davalı tanıklarının Azerbaycan’da yaşamaları nedeniyle görgüye dayalı bilgileri olmadığı gerekçesiyle talimat cevabı beklenmeksizin dosyada mevcut deliller uyarınca tarafların evlilik birliğini devam ettirmeleri mümkün olmadığından, boşanmaya, velayetin davacı anneye verilmesine, nafaka ile maddi ve manevi tazminat taleplerinin ise kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Taraf vekillerinin temyizi üzerine Özel Dairece; yukarıda başlık bölümünde yer alan gerekçe ile karar bozulmuştur.
Yerel mahkemece, önceki gerekçeler yanında 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun (HMK) 241. maddesi uyarınca tanık sayısının sınırlandırılabileceği belirtilerek önceki kararda direnilmiştir.
Direnme hükmünü davalı vekili temyiz etmiştir.
Hukuk Genel Kurulu’nda yapılan görüşmeler sırasında, işin esasının incelenmesinden önce, temyize konu kararın gerçekte yeni hüküm niteliğinde olup olmadığı; dolayısıyla, temyiz incelemesinin Hukuk Genel Kurulu’nca mı, yoksa Özel Dairece mi yapılması gerektiği hususu, ön sorun olarak değerlendirilmiştir.
Bilindiği üzere; direnme kararının varlığından söz edilebilmesi için, mahkeme bozmadan esinlenerek yeni herhangi bir delil toplamadan önceki deliller çerçevesinde karar vermeli; gerekçesini önceki kararına göre genişletebilirse de değiştirmemelidir (6217 sayılı Kanunun 30. maddesi ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’na eklenen “Geçici madde 3” atfıyla uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 429. maddesi).
Diğer bir ifade ile; mahkemenin yeni bir bilgi, belge ve delile dayanarak veya bozmadan esinlenip gerekçesini değiştirerek veya daha önce üzerinde durmadığı bir hususu bozmada işaret olunan şekilde değerlendirerek, dolayısıyla da ilk kararının gerekçesinde dayandığı hukuki olguyu değiştirerek karar vermiş olması halinde, direnme kararının varlığından söz edilemez.
Yukarıda ortaya konulan ilkeler ışığında, somut olay değerlendirildiğinde:
Yerel mahkeme, bozma sonrası verdiği temyize konu kararında, bozmaya konu ilk kararında dayanmadığı ve bozma kararından sonra 04.02.2011 tarihinde yayınlanarak 01.10.2011 tarihi itibariyle yürürlüğe giren 6100 sayılı HMK.nun 448. maddesindeki bu kanun hükümlerinin derhal uygulanmasına ilişkin amir hüküm gereğince, aynı Kanunun “Tanıklardan bir kısmının dinlenilmesiyle yetinilmesi” başlıklı 241. maddesindeki “…Mahkeme, gösterilen tanıklardan bir kısmının tanıklığı ile ispat edilmek istenen husus hakkında yeter derecede bilgi edindiği takdirde, geri kalanların dinlenilmemesine karar verebilir…” hükmüne gerekçesinde yer vererek, dolayısıyla yeni bir hukuki olguya dayalı olarak direnme olarak adlandırdığı kararı vermiştir.
Buna göre mahkemenin direnme olarak adlandırdığı temyize konu kararın usul hukuku anlamında gerçek bir direnme kararı olmadığı; aksine yeni yasal durumun eldeki davaya etkisi yönünden Özel Daire denetiminden geçmeyen ve bozmadan sonra yürürlüğe giren yasal düzenlemeleri dayanak alan; ilk kararda tartışılıp, değerlendirilmemiş yeni gerekçeye dayalı, yeni hüküm niteliğinde olduğu her türlü duraksamadan uzaktır.
Hal böyle olunca; kurulan bu yeni hükmün temyizen incelenmesi görevi, Hukuk Genel Kurulu’na değil, Özel Daireye aittir.
Bu nedenle, ön sorunun kabulü ile yeni hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesi için dosya Özel Daireye gönderilmelidir.
SONUÇ : Yukarıda gösterilen nedenlerle davalı vekilinin yeni hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesi için dosyanın 2. HUKUK DAİRESİNE GÖNDERİLMESİNE, 6217 sayılı Kanunun 30.maddesi ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’na eklenen “Geçici madde 3” atfıyla uygulanmakta olan 1086 sayılı HUMK’un 440. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 26.09.2012 gününde oybirliği ile karar verildi.
Yazdırılabilir versiyonu indir

Bu içtihat yardımcı oldu mu?

Aynı Dairenin Başka İçtihatları