Untitled Article

Yazdırılabilir versiyonu indir
SÖZLEŞMEDE 15 GÜN ÖNCEDEN KİRACININ FESHİNİN DÜZENLENDİĞİ – 6 AYLIK KİRA BEDELİNİN DAVALIDAN TAHSİLİNE KARAR VERİLEMEYECEĞİ
 
Özet: Davalı kiracı, 24/03/2014 tarihinde, 31/03/2014 tarihi itibariyle taşınmazı tahliye edeceğini bildirmiştir. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda, davaya konu taşınmazın aynı şartlarla 6 aylık süre içerisinde kiraya verilebileceği belirtilmiş, Mahkemece, bilirkişi raporu ile belirlenen 6 aylık kira bedelinin tahsiline karar verilmiştir. Kira sözleşmesinin 17. maddesindeki düzenleme ile kiracıya 15 gün önceden tek taraflı feshi ihbarla kira sözleşmesini sona erdirme hakkı tanındığına göre, taraflar kendi aralarında makul süreyi 15 gün olarak belirlemişlerdir. Bu nedenle Mahkemece, sözleşmede belirlenen 15 günlük süre makul süre olarak kabul edilip sonucuna göre karar verilmesi gerekirken 6 aylık kira bedelinin davalıdan tahsiline karar verilmesi doğru değildir.
Hüküm bu nedenle bozulmalıdır.
T.C.
Yargıtay
6. Hukuk Dairesi
E: 2015/3958 K: 2016/465 K.T.: 27.01.2016
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı alacak davasına dair karar, davalıve davacı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava, erken tahliye nedeniyle yoksun kalınan kira alacağı, aydınlatma ve ısıtma bedellerinin tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş,hüküm davacı ve davalı vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı vekili dava dilekçesinde, müvekkiline ait taşınmazın 02/04/2012 başlangıç tarihli, 10 yıl süreli sözleşme ile davalıya kiralandığını, davalının 24/03/2014 tarihli dilekçesi ile müvekkili kuruma başvurarak sözleşmeyi 31/03/2014 tarihinden geçerli olmak üzere tek taraflı olarak feshettiğini bildirdiğini, 03/04/2014 tarihinde yapılan kontrolde işyerinin faaliyetinin durulduğunun tutanakla tespit edildiğini, davalı kiracının gerek kanun gerekse şartname ve sözleşme hükümlerine aykırı biçimde ve tek taraflı olarak sözleşmeyi feshettiği belirterek 02/04/2014-01/04/2015 dönemine ilişkin 28.298,00.TL kira bedeli, 534,27 TL gecikme zammı, kira bedeline ait 5.093,64 TL tutarında KDV, 22/02/2014-24/03/2014 dönemine ait 292,60.TL ısıtma bedeli ve yine aynı döneme ait 105,62 TL tutarında aydınlatma gideri olmak üzere toplam 34.324,13.TL alacağın tahsilini talep etmiştir. Davalı vekili, talep edilen ısıtma bedeli ve aydınlatma giderine ilişkin alacağı kabul ettiklerini, taşınmazın yeniden kiraya verilmesi süresini aşan kira bedellerinden sorumlu olmadıklarını beyan etmiştir.
1-Dosya kapsamına, toplanan delillere, mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verilmiş olmasına ve takdirde de bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacı vekilinin temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Davalı vekilinin temyiz itirazlarına gelince;
Hükme esas alınan 02/04/2012 başlangıç tarihli ve 10 yıl süreli kira sözleşmesi konusunda taraflar arasında bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. Sözleşmenin 17.maddesinde “İşletici, taşınmazı sözleşme süresi içinde tahliye edeceği zaman en az 15 gün önce yazılı olarak idareye bildirecektir. Kira sözleşmesi fesh edilen kiracının kira bedelinden işlememiş aylara ait kısmı kendilerine ödenmeyerek Belediye’ye irad kaydedilecektir. Aynı uygulama peşin ödenen aylık kiralar için da geçerlidir.” hükmüne yer verilmiştir. Davalı kiracı, 24/03/2014 tarihinde, 31/03/2014 tarihi itibariyle taşınmazı tahliye edeceğini bildirmiştir. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda, davaya konu taşınmazın aynı şartlarla 6 aylık süre içerisinde kiraya verilebileceği belirtilmiş, Mahkemece, bilirkişi raporu ile belirlenen 6 aylık kira bedelinin tahsiline karar verilmiştir. Kira sözleşmesinin 17. maddesindeki düzenleme ile kiracıya 15 gün önceden tek taraflı feshi ihbarla kira sözleşmesini sona erdirme hakkı tanındığına göre, taraflar kendi aralarında makul süreyi 15 gün olarak belirlemişlerdir. Bu nedenle Mahkemece, sözleşmede belirlenen 15 günlük süre makul süre olarak kabul edilip sonucuna göre karar verilmesi gerekirken 6 aylık kira bedelinin davalıdan tahsiline karar verilmesi doğru değildir.
Hüküm bu nedenle bozulmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle davalının temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 27/01/2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Yazdırılabilir versiyonu indir

Bu içtihat yardımcı oldu mu?

Aynı Dairenin Başka İçtihatları