1. Anasayfa
  2. Yargıtay
  3. Hukuk Genel Kurulu

Hukuk Genel Kurulu

  • KAMBİYO SENETLERİNE MAHSUS HACİZ YOLUYLA TAKİP – YETKİ İTİRAZI VETAKİBİN İPTALİ İSTEMİ – YETKİSİZ MAHKEME TARAFINDAN İHTİYATİ HACİZ KARARI ALINMIŞ OLMASI

    Özet: Borçlu şirketin yerleşim yeri adresinin Boğazlıyan'da bulunduğu ile takibe konu çekin Boğazlıyan'da keşide edildiği ve muhatabın da bu yerde bulunduğu konusunda uyuşmazlık bulunmamakta olup, ihtiyati haciz kararı Kayseri Mahkemesi nezdinde alınmış ve icra takibi  Kayseri icra dairesinde başlatılmıştır. Bu durumda; icra dairesinin yetkisinin İİK’nın 50. maddesi atfı ile HMK’nın genel yetki kuralları uyarınca belirlenmesi gerekir. HMK'nın 6. maddesine göre borçlu şirketin yerleşim yeri icra dairesi yetkilidir. Olayda borçlu şirketin yerleşim yeri Boğazlıyan ilçesinde bulunduğundan icra takibinin başlatıldığı Kayseri 8. İcra Müdürlüğü iş bu takip yönünden yetkisizdir.
  • İCRA KASASINDA TAKİP DAYANAĞI SENEDİN BULUNMAMASI NEDENİYLE ÖDEME EMRİNİN İPTALİ İSTEMİ

    Özet: Takip dayanağı çekin icra kasasında bulunmadığı gerekçesiyle ödeme emrinin iptali talebiyle şikayet yoluna başvuran borçlunun talebinin reddedilmesi ve daire kararına uyulması gerekirken şikayetin  kabulü hukuka aykırıdır. Zira alacaklı, yapması gerekeni yapıp takip talebine çekin aslını eklemiştir, daha sonra icra kasasında yer olmaması nedeniyle çekin alacaklı vekiline teslimi ödeme emrinin iptalini gerektirmez.
  • TRAFİK KAZASI NEDENİYLE TAZMİNAT İSTEMİ – SİGORTA ŞİRKETİNE AÇILAN DAVADA YETKİLİ MAHKEME

    Özet: Merkez veya şubenin veya sigorta sözleşmesini yapan acentenin bulunduğu yer mahkemeleri, Karayolları Trafik Kanunu uyarınca yetkili kabul edildiğine göre, acente ve şubeyi denetleyen üst mercii olan, genel merkezin emir ve talimatı doğrultusunda çalışan ve yetkisi şubeye göre daha fazla olan bölge müdürlüğünün bulunduğu yer mahkemesinin de yetkili olduğunu kabul etmek gerekir.
  • KİŞİLİK HAKLARINA SALDIRI NEDENİYLE MANEVİ TAZMİNAT TALEBİ (REFERANDUMDA EVET OYU KULLANANLARA YÖNELİK DÜŞÜNCELERİN KİŞİLİK HAKKINI ZEDELEDİĞİ İDDİASI) – MATUFİYET UNSURU

    Özet: İktidar partisi milletvekili olan davacı, katıldığı panelde 2010 referandumuna ilişkin "bana göre %42'nin dışındaki oylar gaflet, dalalet, hıyanet içindedir" şeklinde sözler sarf eden davalının, bu sözleriyle kişilik hakkını ihlal ettiğini iddia etmiş ve manevi tazminat talep etmiştir. Yerel mahkeme, davalının sözlerinin davacıya matuf olmadığı ve davacıya doğrudan zarar vermediği, davacının milletvekili olması nedeniyle bu tür fikirlere katlanması gerektiği gerekçeleriyle davayı reddetmiştir. Yerel mahkemenin bu yöndeki direnme kararı Hukuk Genel Kurulunca yerinde bulunmuştur.
  • NAFAKA – İŞTİRAK NAFAKASI MİKTARININ ARTTIRILMASI – MÜŞTEREK ÇOCUK İÇİN NAFAKA

    Özet: Tarafların müşterek çocuğu E.. T.., dava tarihi itibariyle 12 yaşında olup ilköğretim kurumunda eğitimine devam eden öğrencinin servis ve kurs ücret giderlerinin bulunduğuna yönelik fatura ve banka dekontları dosyaya ibraz edilmiştir.Davalı babanın ise tanık beyanları ile ulusal bir market zincirinde müdür olarak çalıştığı ve dava tarihi itibariyle asgari ücretin üç katı düzeyinde aylık gelirinin olduğu ücret bordrosundan ve 21.06.2012 tarihli oturumdaki beyanından anlaşılmaktadır. Yerel mahkemece hükmedilen iştirak nafakası miktarının, tarafların ekonomik ve sosyal durumları ve müşterek çocuğun okul durumu ve yaşı itibariyle ihtiyaçlarıyla uyumlu olduğu kabul edilmiştir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, mahkeme kararında açıklanan gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, usul ve yasaya uygun bulunan direnme kararının onanması gerekir.
  • EMLAKÇININ HAK KAZANACAĞI KOMİSYON ÜCRETİ – SÖZLEŞME ŞARTLARI – TELLALLIK ÜCRETİ

    Özet: Tellallık sözleşmesinin belli muayyen ve açık olması gerekir. Taraflar arasında düzenlenen tellallık sözleşmesinde açıkça “kan ve sıhri hısımlardan” bahsedilmiş olup, eş tarafından gösterilen evin satın alınması durumunda tellallık ücretinin hak edileceğine dair bir düzenleme bulunmamaktadır. Böyle bir düzenlemeye yer verilmediğine göre yorum yolu ile de eş bu kapsam içerisine alınamaz. Davalı, taraflar arasındaki sözleşme hükümlerine göre komisyon ücretinden sorumlu tutulamaz. Mahkemece sözleşmenin yorumunda yanılgıya düşülerek yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
  • KREDİ SÖZLEŞMESİNİN ÖDENMEMESİ – YENİ BİR PROTOKOL TANZİMİ – KREDİ – TAŞIT KREDİSİ

    Özet: Yerel mahkemece, taraflar arasındaki uyuşmazlığa 12.03.1999 tarihli kredi sözleşmesi hükümleri uygulanmak suretiyle borcun belirlenip sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, tersine 27.12.2001 tarihli protokol esas alınarak borcun buna göre belirlenip davanın reddine karar verilmesi doğru değildir.Yerel Mahkemece, açıklanan tüm bu hususlar göz önüne alınıp, Hukuk Genel Kurulu’nca da benimsenen Özel Daire bozma ilamına uyulmak gerekirken; hatalı tespit ve değerlendirme sonucu yazılı şekilde davanın reddine dair önceki kararda direnilmiş olması usul ve yasaya aykırıdır.
  • KİRA SÖZLEŞMESİ – KİRA BEDELİNİN YENİLENEN DÖNEM İÇİN DE GEÇERLİ OLUP OLMADIĞI – FAİZ – ALACAK DAVASI

    Özet: Alacaklı tarafından, takip taleplerinde kısmi ödemelerin faize ve masraflara mahsup edileceği belirtilmiştir. Davalı kira bedelini kabul etmiştir. Mahkemece; konusunda uzman bir bilirkişi heyetinden rapor alınarak icra takip tarihi itibarıyla her bir dosyadaki asıl alacak ve işlemiş faiz alacağı hesaplattırılıp, yapılan ödemelerin ödeme tarihleri dikkate alınarak toplam alacak miktarından mahsup edilmesinden sonra tarafların alacak ve borç durumu tespit ettirilerek varılacak uygun sonuç dairesinde bir hüküm kurulması gerekirken, yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak yanılgılı gerekçe ile yazılı şekilde eksik araştırma ve inceleme sonucu karar verilmesi isabetsizdir.
  • MAHKEME KARARINDA NELERİN YAZILMASI GEREKTİĞİ – USULE UYGUN MAHKEME KARARI

    Özet: Mahkemece aslolan kısa kararda yukarıda açıklanan mevzuata uygun hüküm fıkrası oluşturulmamış sadece "önceki kararda direnilmesine" denilerek önceki karara atıf yapılmakla yetinilmiştir. Usulün öngördüğü anlamda oluşturulmuş bir hüküm bulunmadığı gibi, direnme kararlarını denetleyen Hukuk Genel Kurulu tarafından incelenebilecek nitelikte teknik anlamda bir direnme hükmü de bulunmadığı her türlü duraksamadan uzaktır. Mahkemenin, usulün öngördüğü niteliklere haiz bulunmayan kısa kararı usul ve yasaya uygun değildir.
  • KİRA ALACAĞININ TAHSİLİ İÇİN İCRA TAKİBİNE İTİRAZIN KALDIRILMASI DAVASI – KİRA ALACAĞI – ALACAĞIN TAHSİLİ

    Özet: Davacı-alacaklı tarafından, ödenmeyen kira alacaklarının tahsili amacıyla yapılan tahliye talepli icra takibine, M.. Yurtiçi ve Yurtdışı Taşımacılık A.Ş tarafından yapılan itirazın kaldırılması davasının kabulüne ve taşınmazın tahliyesine ilişkin kararın kesinleştiği, söz konusu takip ve davada, davalı-borçlunun kiracılık sıfatlarına itiraz etmediği gibi davalı-borçlunun fazla kira bedeli ödemelerine ilişkin keşide ettiği ihtarnamede de kiracılık sıfatına karşı çıkmadığı anlaşılmaktadır. Öte yandan davalı-borçlunun kira bedellerini düzenli olarak yatırdığı da belirgindir.