1. Anasayfa
  2. Yargıtay
  3. 8. Hukuk Dairesi

8. Hukuk Dairesi

  • BELEDİYE HİZMET BİNASININ BULUNDUĞU TAŞINMAZ İLE CAMİİ VE MÜŞTEMİLATININ İÇİNDE BULUNDUĞU TAŞINMAZLARA HACİZ KONULAMAMASI – BELEDİYEYE AİT TAŞINMAZLARA HACİZ KONULMASI – HACZEDİLMEZLİK ŞİKAYETİ – BELEDİYEYE GELİR GETİREN TAŞINMAZLARA HACİZ KONULABİLMESİ

    Özet: Borçlu, Belediyenin taşınmazlarına haciz konulduğunu, taşınmazların kamu hizmetine tahsis edildiğini belirterek hacizlerin kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir. Belediyenin proje karşılığı borçlanma yoluyla elde ettiği gelirleri şartlı bağışlar ve kamu hizmetinde fiilen kullanılan malları ile belediye tarafından tahsil edilen vergi, resim ve harç gelirleri haczedilemez. Haczedilmezlik şikayetinin kabul edilebilmesi için mahcuzların kamu hizmetinde fiilen kullanılması gerekli olup kamuya tahsis kararı alınmasının sonuca etkisi bulunmamaktadır. Belediye hizmet binasının da içinde bulunduğu taşınmaz ile camii ve müştemilatının içinde bulunduğu taşınmazların fiilen kamu hizmetinde kullanıldığının kabulü gerekir. Bu taşınmazlara dair hacizlerin kaldırılmasında isabetsizlik yoktur. Ancak haciz konulan başka bir taşınmazın üzerindeki çok katlı binanın içindeki dükkanların değişik kurum ve şahıslara kiraya verildiği, yine üzerinde soğuk hava deposu bulunan bir diğer taşınmazın ise meyve üreticilerine kiraya verildiği, bu taşınmazların Belediyeye gelir getiren taşınmazlar olduğu değerlendirilerek, bu taşınmazlara dair şikayetin reddi gerekir.
  • İCRA EMRİNE HESAP NUMARALARININ YAZILMADIĞI VE ALACAKLILARDAN HER BİRİNE ÖDENECEK MİKTARIN  YAZILMADIĞI GEREKÇELERİYLE İCRA EMRİNİN İPTALİ

    Özet: Yerel mahkeme, icra emrinde banka hesap bilgilerinin bulunmadığı ve takip alacaklılarına ödenecek miktarlar açıkça belirtilmediğinden icra emrinin iptaline karar vermiştir. Hesap numaralarının eksikliği sonradan giderilebilecek bir eksiklik olup alacaklılardan her birine ne kadar ödeme yapılacağı da onların iç ilişkilerini ilgilendiren bir konudur. Mahkemece iptal kararına gerekçe gösterilen bu nedenler icra emrinin iptalini gerektirmez.
  • KESİNLEŞMEDEN TAKİBE KONULAMAYAN İLAMLAR – İLAMIN KESİNLEŞMEDİĞİ ŞİKAYET – TAKİBİN İPTALİ İSTEMİ

    Özet: Borçlu, aleyhine sonuçlanan eğitim ve yurt masraflarının tahsili davası sonucundaki ilamın, kesinleşmeden takibe konulamayacağı iddiasıyla takibin iptalini istemiştir. Alacak davalarındaki ilamlar kesinleşmeden takibe konulamayacak ilamlardan olmadığından, mahkemece borçlunun diğer şikayetleri değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekir.
  • MİRAS PAYININ DEVRİ – ELBİRLİĞİ MÜLKİYETİ PAYLI MÜLKİYETE ÇEVRİLMEDEN PAYIN ÜÇÜNCÜ KİŞİ TESCİLİNE TESCİLİNE KARAR VERİLMESİ

    Özet: Mirasçılardan taşınmaza ilişkin miras paylarını satın aldığını söyleyen davacı, söz konusu payların kendi adına tescili talebiyle tapu sicilinin düzeltilmesini istemiştir. Terekenin halen elbirliği mülkiyetine tabi olduğu mirasçılar arasında paylaşılmadığı anlaşıldığına göre, elbirliği mülkiyeti paylı mülkiyete çevrilmeden tapu sicilinin düzeltilmesine karar verilmesi hukuka aykırıdır.
  • MEHİR SENEDİNDEN KAYNAKLANAN ALACAK TALEBİ – MEHRİ MÜECCEL – BAĞIŞLAMA VAADİ – GÖREVLİ MAHKEME

    Özet: Davacının talebi, mehir olarak ödenmiş olan bir alacak değil, bağışlama vaadi şeklinde niteliğinde, mehir senedinden kaynaklanan alacak talebine ilişkindir. Taraflar arasında sözleşme ilişkisi vardır. Uyuşmazlık, Aile Hukukundan dayalı alacak niteliğinde olmayıp, genel hükümlere dayalı bir alacak talebi niteliğindedir. Davayı görmeye genel mahkemeler görevlidir. Görevle ilgili düzenlemeler kamu düzenine dair olup, taraflar ileri sürmese dahi yargılamanın her aşamasında re'sen gözetilir. Bu taleple ilgili dava hakkında HMK 167. maddesi gereğince ayırma ve görevsizlik kararı verilmesi gerekirken; hatalı değerlendirme ile işin esasına girilerek yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olmuş, bozmayı gerektirmiştir.
  • İCRA TAKİBİ – İŞTİRAK NAFAKASI – BOŞANMA DAVASI – MÜŞTEREK ÇOCUKLAR İÇİN İŞTİRAK NAFAKASI

    Özet: İcra takibinin dayanağı Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ilamında tarafların daha önce boşandıkları, çocukların velayetinin verildiği, anne tarafından iştirak nafakası talebiyle açılan dava sonunda Mahkemece “Davanın kısmen kabulü ile; müşterek çocukların her biri için aylık 750,00-TL iştirak nafakasının aydan aya davalıdan alınarak davacıya verilmesine'' karar verildiği, icra emrinde dava tarihinden itibaren nafaka talep edildiği anlaşılmaktadır. Takibe konu ilamda iştirak nafakasının başlangıç tarihi hakkında açıkça bir hüküm bulunmadığı için karar tarihinden itibaren nafaka talep edilebilir. Mahkemece, iştirak nafakasının dava tarihinden talep edilebileceğin kabulüyle şikayetin reddine karar verilmesi doğru değildir.
  • SADAKATSİZLİK NEDENİYLE BAĞIŞTAN DÖNME – TAPU İPTAL DAVASI – TESCİL – MAL REJİMİ TASFİYESİ

    Özet: Davacının dava dilekçesinde açıkça davalının kanundan kaynaklanan yükümlülüğünü ihlal ettiğinden bağıştan dönme şartları oluştuğunu belirterek bağıştan dönme nedenine dayalı tapu iptal ve tescil, mümkün olmadığı takdirde alacak talebinde bulunduğu anlaşılmakla, davacının iddiası genel hükümlere dayalı olup, mal rejiminin tasfiyesi kapsamında bir talep niteliğinde değildir. Talep için Aile Mahkemesi görevli olmayıp, uyuşmazlığın çözüm yeri belirlenecek Asliye Hukuk Mahkemesidir. Görev kamu düzeni ile ilgili dava şartı olduğundan iddia ve savunma olarak ileri sürülmese bile yargılamanın her aşamasında mahkemece resen göz önünde bulundurulur. Mahkemece davaya genel hükümler çerçevesinde Asliye Hukuk Mahkemesi'nde bakılması gerekirken, Aile Mahkemesi görevli olduğu gerekçesi ile görevsizlik kararı verilmesi usul ve yasaya aykırı olmuş, bozmayı gerektirmiştir.
  • AYNI İLAM NEDENİYLE İKİ AYRI TAKİP YAPILMASI – VEKALET ÜCRETİ İÇİN AYRI TAKİP – MÜKERRER TAKİBİN İPTALİ GEREKTİĞİ

    Özet: Alacaklı tarafça borçlu hakkında vekalet ücreti ile işlemiş faizi için takip başlatıldığı ve asıl alacak ve işlemiş faizi, yargılama gideri ve işlemiş faizi şeklinde icra takibi yapıldığı, bu haliyle aynı ilamdan dolayı iki ayrı icra takibi bulunduğu, mükerrer takip olduğu anlaşılmaktadır. Bu durumda, Mahkemece şikayetin kabulü ile sonraki icra takibinin iptaline karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile şikayetin tümden reddi doğru değildir.