1. Anasayfa
  2. Yargıtay
  3. 22. Hukuk Dairesi

22. Hukuk Dairesi

  • DAVACI İŞÇİNİN SOSYAL MEDYA ÜZERİNDEN ŞİRKET YETKİLİSİ ALEYHİNE PAYLAŞIMDA BULUNDUĞUNUN İSPAT EDİLEMEMESİ ANCAK TANIK VE DAVACI BEYANLARININ İDDİA EDİLEN SATAŞMAYI DOĞRULAMASI

    Özet: Facebook isimli sosyal paylaşım sitesindeki paylaşımın davacı tarafından yapılmadığı savunulmuş ise de, davacının tanıkların yanında iken şirket yöneticisi Metin Türk hakkında “onu vuracağım” şeklinde beyanda bulunduğu tanık anlatımları ve davacının beyanı ile sabittir. Söz konusu eylem işverenin bir başka işçisine sataşma niteliğinde olduğuna göre, feshin haklı nedene dayanması nedeniyle ihbar ve kıdem tazminatına ilişkin taleplerinin reddine karar verilmesi gerekirken, hatalı değerlendirme ile bu alacakların hüküm altına alınması hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
  • FACEBOOK YAZIŞMALARINDA; İŞÇİNİN İŞTEN AYRILMA İRADESİNİ AÇIKLAMASI

    Özet: İşçinin Facebook yazışmalarında işten ayrılacağını, rapor süresi dolmasına rağmen işe başlamadığı ve iş sözleşmesini başka bir işyerinde çalışmak için kendisinin feshettiği anlaşılmakla, bu durum fesih için haklı sebep teşkil etmediğinden kıdem ve ihbar tazminatının reddine karar verilmesi gerekirken, dosya kapsamına uygun düşmeyen gerekçeyle kabulü isabetli görülmediğinden hükmün bozulması gerekmiştir.
  • İŞ ŞARTLARININ ESASLI ŞEKİLDE AĞIRLAŞTIRILMASI – DİSİPLİN KURULU KARARI – HAK DÜŞÜRÜCÜ SÜRE

    Özet: Davacı iş sözleşmesini 19.11.2013 tarihinde iş şartlarının esaslı şekilde ağırlaştırılması gerekçesi ile feshetmiştir. Disiplin kurulunca verilen kararın davacıya 25.09.2013 tarihinde tebliğ edildiği ancak bu karar sonrası davacının görev yerinin değiştirildiği tarihin belirlenemediği bu sebeple öncelikle davacının görev yerinin ne zaman değiştirildiği hususunun belirlenerek iş sözleşmesinin altı günlük hak düşürücü süre içinde feshedilip edilmediği tespit edilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde eksik inceleme ile karar verilmesi isabetli olmamıştır.
  • İŞÇİLİK ALACAKLARI İSTEMİ – KENDİNE AİT ARACI ŞİRKETE KİRA VERME – İŞ MAHKEMESİNİN GÖREVLİ OLMASI

    Özet: Dava; işçilik alacakları istemine ilişkindir. Somut olayda, her ne kadar davalı ile davacı arasında imzalanmış olan bir iş sözleşmesi dosyaya sunulmamış ve davacının hizmet döküm cetvelinde davalı nezdinde kayıtlı bir çalışması gözükmemekte ise de; davalılar arasında imzalanan hizmet alım sözleşmelerinin konusu kiralık araç çalıştırılması işi ile ilgili olup, davalı kurum tarafından davacının aracı ile şirket adına çalıştığının tespit edildiği bildirilmiştir. Yine davalı kurum tarafından delil olarak sunulan araçların puantaj formları ile görev formlarında şoför olarak davacının ismi yazılıdır. Davacı tanığı duruşmada alınan beyanında; taşıma işi yaparken kendilerine ait araçları şirkete kiralayıp yine şirket adına iş yaptıklarını, belirli bir fatura kesmediklerini, maaş karşılığında çalıştıklarını beyan etmiştir. Kaldı ki davalı tarafından da davacı ile imzalanan bir araç kiralama sözleşmesi dosyaya sunulmamıştır. Hal böyle olunca davacı ile davalı arasındaki hukuki ilişkinin iş sözleşmesinden kaynaklandığı, bu halde iş mahkemesinin davaya bakmaya görevli olduğu kabul edilmelidir. Bu durumda, davacının davaya konu yaptığı dönem içinde Sosyal Güvenlik Kurumu kayıtlarında işveren olarak gözüken işyerleri ile davalılar arasında ne tür bir ilişki olduğu belirlenerek davacının çalışma süresi net olarak tespit edilmeli ve taraf delilleri toplanarak soncuna göre karar verilmesi gerekir.
  • ASGARİ SÜRELİ İŞ SÖZLEŞMESİ – BU SÖZLEŞMEDE CEZAİ ŞARTIN TARAFLAR ARASINDA ANLAŞARAK KONULMASI  

    Özet: Taraflar arasında imzalanan sözleşme asgari süreli iş sözleşmesi olup, bu tür sözleşmelerde cezai şart düzenlemesine yer verilmesi mümkündür. Dosya içeriğinden, sözleşmedeki düzenlemenin karşılıklılık prensibine uygun olduğu, davalı işçinin işten ayrılış dilekçesinde haklı sebebe dayanmadığı, yargılama aşamasında da bu yönde bir iddiada ve ispatta bulunmadığı anlaşılmaktadır. Şu halde, davalının çalıştığı ve çalışması gereken süreler oranlanmak ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 182. maddesinin son fıkrası gereği indirim yapılmak suretiyle belirlenecek cezai şart alacağının hüküm altına alınması gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
  • İŞ SÖZLEŞMESİNİN FESHİ – İŞÇİ ALACAKLARI VE TAZMİNATI

    Özet: Davada davacı vekili, davacının iş sözleşmesinin işverence haksız olarak kötüniyetle feshedildiği, tazminat ve alacaklarının ödenmediği iddiasıyla kıdem tazminatı, yıllık izin ücreti, fazla çalışma ücreti ve kötü niyet tazminatı alacaklarının faizleriyle birlikte tahsilini istemiş, davalı vekili ise iş sözleşmesinin devamsızlık sebebiyle haklı olarak feshedildiğini, fazla mesai yapmadığını, yılın belli zamanlarında çalıştığını belirterek davanın reddini talep etmiştir. Mahkeme tarafından istek kısmen kabul edilmiştir. Davalı tanıklarının ortalama beyanlarına ve dosya içeriğine göre, davacının işyerinde haftalık üç saat fazla çalışma yaptığı anlaşılmış, fazla çalışma ücretinin buna göre belirlenmesi gerekirken hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi hatalıdır. Ayrıca, işverenin davacıya yıllık izin vermemesi kötüniyetli olduğunu göstermediğinden ve yıllık izinlerin ne zaman kullanılacağının belirlenmesi işverenin yönetim hakkı kapsamında olduğundan dolayı, davacının yıllık izin kullanmak istemesine rağmen işverence izin verilmemiş olması işverenin kötüniyetli olarak davacıyı işten çıkardığı anlamına gelmediğinden bu talebin reddi yerine kabulüne karar verilmesi ve kabule göre işgüvencesi hükümlerinden yararlanan işçilerin kötüniyet tazminatı alamayacakları dikkate alındığında, davacının işgüvencesi hükümlerinden yararlanıp yararlanmadığı araştırılmadan eksik araştırma ile karar verilmesi hatalı olmuştur.
  • İŞ AKDİNİN FESHİ – FESHİN GEÇERLİ NEDEN DAYANMASI

    Özet:  Davacı, iş sözleşmesinin geçerli ve haklı sebebe dayanmaksızın işverence feshedildiğini ileri sürerek feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini, istemiştir. Davalı, davacının izin gününde WC küpesteleri üzerinde bulunan bakır kaplamaların söküldüğünün ve 60 kg. ağırlığındaki bakır levhanın yanında davacının görüldüğünü, tutulan tutanak ile iş akdini haklı sebeple feshettiğini beyanla davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir. Temyiz edilen kararda Yargıtay 22. Hukuk Dairesi, davacının fesih sebebi yapılan davranışı kesin şekilde kanıtlanamamış ise de  işverende iş ilişkisini sürdürmesi beklenemez derecede şüphe meydana gelmiş olup bu durumda iş sözleşmesinin feshinin haklı nedene dayandığı sabit olmasa da geçerli nedene dayandığı kabul edilerek kararın onanmasına karar
  • İŞÇİ ALACAKLARI – İŞÇİNİN KENDİ BELİRLEDİĞİ ÇALIŞMA SAATLERİ İÇİN FAZLA MESAİ ÜCRETİ TALEBİ

    Özet: Davacı, iş sözleşmesinin haksız olarak feshedilmesi nedeniyle tazminat isteminde bulunmuştur. Davalı ise, davacının davalı şirketten kendi isteği ile ayrıldığını, fazla çalışma yapılmadığını, yapılması durumunda karşılığının ödendiğini, davacının kendi mesai saatlerini belirlediğini belirtmiştir. İş sözleşmesinin haklı sebeple feshinin davalı işveren tarafından ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü üzerine davalı kararı temyiz etmiştir. Somut olayda, davacıya acentelik verildiği, davacının acentelik sözleşmesi sebebiyle iş sözleşmesinin feshedildiğini ileri sürdüğü, altıncı aydan sonra sağlık sorunları sebebiyle acentelik yapamayacağını işverene bildirmiştir. Yargıtay incelemesine göre, mahkemece, tazminatına hak kazanılıp kazanılmadığının tespiti yönünden, acentelik sözleşmelerinin muvazaaya dayanıp dayanmadığı, davacının sağlık sebeplerinin var olup olmadığı, yapılan sözleşmelerde tazminat ödemesi yapılmasına dair anlaşma olup olmadığı belirlendikten sonra sonucuna göre karar verilmesi  ve davacının mesaisini kendisinin belirleyip belirlemediği araştırılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi hatalıdır ve bu yüzden bozmayı gerektirir.
  • İŞE İADE DAVASI – ASIL İŞVEREN – ALT İŞVEREN – HİZMET ALIM SÖZLEŞMESİ

    Özet: Son alt işveren olan K... Ltd. Şti.nin davalı K... Ltd. Şti. ile arasında hukuki ilişki veya organik bağ olup olmadığı araştırılarak sonucuna göre davaya teslimini sağlamaktır. Davacıya, davayı K... Ltd. Şti.ne teşmil etmesi için süre verilmeli, dava teşmil edilip taraf teşkili sağlandıktan sonra teşmil suretiyle davalı olarak davada yer alacak olan işverene savunma ve delillerini bildirmesi için imkan tanınmalı, bildirilecek deliller toplanmalı, asıl işveren-alt işveren ilişkisini oluşturan hizmet alım sözleşmeleri, bu sözleşmelerin dayanağı şartnameler ile asıl işverenin iş yerinde çalışma düzenini belirleyen belgeler getirilmeli ve bundan sonra tüm deliller birlikte bir değerlendirmeye tabi tutularak oluşacak sonuca uygun bir karar verilmelidir. Mahkemece bu hususlar gözetilmeksizin eksik incelemeyle yazılı şekilde hüküm kurulması hatalı olup bozma sebebidir.
  • UYAP’TAN MAZERET GÖNDERİLMESİNE RAĞMEN DİLEKÇE EKİNDE MASRAF BULUNMAMASI HALİNDE MAZERETİN REDDİNİN GEREKMEYECEĞİ – DURUŞMA GÜNÜNDEN NE ŞEKİLDE HABERDAR EDİLECEĞİNİN BİLDİRİLMEMESİ GEREKÇESİ İLE MAZERETİN REDDİNE KARAR VERİLEMEYECEĞİ

    Özet: Mahkemece, eksik kalan gider avansının tamamlanmadığı ve mazeret dilekçesi ekinde masraf bulunmadığı, davacı vekilinin duruşma gününden ne şekilde haberdar edileceğini de bildirmediği gerekçesi ile mazeretinin reddine karar verilmiştir. Ardından 6100 sayılı Kanun'un 320/4 maddesi gereğince ikinci kez takipsiz bırakılan dava açılmamış sayılmıştır. Davacı vekili UYAP ortamından gönderdiği mazeret dilekçesinde, Giresun Dereli Asliye Hukuk Mahkemesi'nde keşfi bulunduğu yönünde geçerli bir mazeret bildirmiştir. Aynı yöntemle, belirlenecek duruşma gününün öğrenilmesi mümkün olup, yeni duruşma gününün tebliği için masraf yatırılmamış olması mazeretin reddini gerektirmez. Mahkemece mazeretin kabulü ile yargılamaya devam edilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile mazeretin reddedilmesi ve ardından dosyanın ikinci kez takipsiz bırakıldığı gerekçesi ile davanın açılmamış sayılması hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.