1. Anasayfa
  2. Yargıtay
  3. 19. Ceza Dairesi

19. Ceza Dairesi

  • BİRİNCİ HACİZ İHBARNAMESİNE İTİRAZ – HÜKMEDİLMESİ GEREKEN TAZMİNAT VE FAİZİN İŞLENMEYE BAŞLANACAĞI ZAMAN

    Özet: Birinci haciz ihbarnamesine sanığın vekili aracılığıyla itirazda bulunması ve vekilin beyanından dolayı asilin sorumlu tutulamayacağı göz önünde bulundurulduğunda sanığın beraatine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi; tazminata ilişkin olarak kurulan hükme yönelik incelemede, ihbarname tarihinden itibaren işlemiş faiz ile birlikte tazminat talep edildiği halde, faiz talebi konusunda bir karar verilmemişse de aleyhe temyiz olmadığından bu husus bozma nedeni yapılmamıştır. Kabule göre de, birinci haciz ihbarnamesinin tebliği tarihi olan 24.03.2012 tarihi itibariyle üçüncü şahsın asıl borçluya olan borç miktarı kadar tazminata hükmedilmesi gerekirken itiraz tarihi olan 29.03.2012 tarihi itibariyle tazminata hükmedilmesi kanuna aykırıdır.
  • TAKİP KESİNLEŞMEDEN ŞİKAYETTE BULUNMANIN SUÇUN OLUŞMADIĞI ANLAMINA GELMESİ 

    Özet: Söz konusu davada,  takip kesinleşmeden  şikayette bulunulduğunun anlaşılması karşısında, icra ceza mahkemesince suçun unsurlarının oluşmaması nedeniyle sanıkların beraatine karar verilmesi gerekirken mahkumiyetlerine karar verilmesi ve suça konu tasarrufun iptaline ilişkin dosyanın sonucunun kesinleşmesi beklenilmeden eksik araştırma ile bu sonuca varılması kanuna aykırıdır.
  • TASARRUFUN İPTALİ DAVASI – MUVAZAA

    Özet:  Olayda sanıklardan birkaçının müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla söz konusu genel nakdi ve gayri nakdi sözleşmesini imzaladıkları, taşınmazları yakınları olan diğer sanıklara düşük bedellerle satmak suretiyle muvazaalı şekilde devrettikleri ve alacağın tahsilinin bu şekilde engellendiğinin iddia edilmesi karşısında, belirtilen devirlere ilişkin olarak şikayetçi tarafından sanıklar aleyhine tasarrufun iptali davası açılmıştır. Ancak şikayete konu dava dosyasının sonucunun kesinleşmesi beklenerek, sonucuna göre belirtilen devirlerin alacaklıyı zarara uğratmak kastıyla yapılıp yapılmadığına dair sanıkların hukuki durumlarının takdiri gerekirken eksik inceleme yapılarak beraat kararı verilmiştir ve bu nedenle Yargıtay 19. hukuk dairesi tarafından bozulmuştur. 
  • SAHTE FATURA KULLANIMI – SAHTE FATURA KULLANIMINDA MAHKEMENİN YAPMASI GEREKEN – SEVK VE TAŞIMA İRSALİYELERİ – TESLİM TESELLÜM BELGELERİ

    Özet: Davayı ilgilendiren ve sahteliği belirleyen delillerin ve faturaların onaylı örneklerinin dava dosyasına intikal ettirilmesi, faturaların gerçek alım satım karşılığı olup olmadığının tespiti bakımından, mal ve para akışını gösteren sevk ve taşıma irsaliyeleri, teslim tesellüm belgeleri, bedellerinin ödendiğine ilişkin ticari teamüle uygun kanıtlama yeteneği olan geçerli ödeme belgeleri ve satıcının kasasına ya da banka hesabına girip girmediğinin tespiti ile, faturaları düzenleyen mükelleflerin yeterli üretimi, mal girişi ya da stoğu olup olmadığı dikkate alınarak, faturaları düzenleyenler ile sanığın ticari defter ve belgeleri üzerinde karşılaştırmalı bilirkişi incelemesi yaptırılması ve sonucuna göre sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerektiği gözetilmeden, eksik inceleme ile yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmiştir.
  • TAKLİT AYAKKABI SATIŞI EYLEMİNE İŞTİRAK – SADECE EŞYAYI TAŞIDIĞINDAN BAHİSLE MAHKUMİYETE KARAR VERİLEMEYECEĞİ

    Özet: Nakliyatçılık yapan ve davaya konu koliler içinde bulunan ayakkabıları fatura ve irsaliye belgeleri ile taşıyan sanığın, ayakkabıların taklit olduğunu bilerek sanık ... eylemine iştirak ettiğine ilişkin deliller gösterilip tartışılmadan sadece eşyayı taşıdığından bahisle mahkumiyetine karar verilerek yetersiz gerekçe ile hüküm tesisi bozmayı gerektirmiştir.
  • MARKA HAKKININ İHLALİ – ETKİN PİŞMANLIK HÜKÜMLERİNİN ÖNGÖRÜLMESİ NEDENİYLE UZLAŞMA HÜKÜMLERİNİN UYGULANAMAYACAĞI

    Özet: Katılanın marka hakkının ihlali suretiyle meydana gelen zararın basit bir araştırma ile tespit edilebilecek zarar niteliğinde olmadığı ve dosyaya yansıyan katılanın tespit edilmiş bir zararı bulunmadığı ve 556 sayılı Kanun hükmünde Kararname'nin 5833 sayılı Kanun ile değişik 61/A-son maddesi gereğince etkin pişmanlık hükümleri öngörüldüğünden, uzlaşma hükümlerinin uygulanamayacağı gözetilmeden mahkemece "sanığın müdahil tarafın zararını karşılamadığı ve uzlaşma sağlanamadığı anlaşılmakla şartları bulunmadığı" gerekçesiyle sanık hakkında CMK 231 maddesinin uygulanmasına yer olmadığına karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
  • AĞAÇ KESME SUÇU – AĞACIN DİP KÖKÜNÜN OLMAMASI NEDENİYLE YENİDEN KEŞİF YAPILMASINDA HUKUKİ YARAR OLMADIĞI – CEZANIN TAZMİN SURETİYLE TAMAMEN GİDERİLMESİ SEÇENEK YAPTIRIMINA ÇEVRİLMESİ – TAZMİN EDİLEN ZARAR MİKTARININ AÇIKÇA GÖSTERİLMESİ GEREKTİĞİ

    Özet: Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede; sanık hakkındaki cezanın tazmin suretiyle tamamen giderilmesi seçenek yaptırımına çevrilmesine rağmen, tazmin edilmesi gereken zarar miktarının açıkça gösterilmemesi bozmayı gerektirmiştir.
  • HABERLERİN GÜNCEL VE GERÇEK OLMASI GEREKTİĞİ – AÇIKLANIŞ ŞEKLİ İLE KONUSU ARASINDA DÜŞÜNSEL BAĞ BULUNMASI VE HABER İÇERİĞİNDE KÜÇÜLTÜCÜ İFADELERE YER VERİLMEMESİ NEDENLERİYLE TEKZİP TALEBİNİN REDDEDİLMESİ GEREKTİĞİ

    Özet: Kanun yararına bozma istemine konu somut olayda ...'nin 03/07/2014 tarihli nüshasının 1. ve 12. sayfalarında, “‘Tutun Şu Savcıyı” manşetiyle, 04/07/2014 tarihli nüshasının 1. ve 16. sayfalarında “Evlerini Basın" başlığıyla ve 05/07/2014 tarihli nüshasının 1. ve 11. sayfalarında “Yanlışlıkla Basacakmış” manşetiyle yayımlanan yazı içerikleri ve yazıya konu haber sebebiyle Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu'nca C. Savcısı ... hakkında disiplin soruşturması başlatılması karşısında, haberin güncel ve gerçek olması, kamuoyunun ilgisini konu üzerine dikkat çekerek ilgililer hakkında denetim görevini üstlenmesi, haberin açıklanış şekli ile konusu arasında düşünsel bir bağ bulunması ve mağdur hakkında haber içeriğinde küçültücü ifadelere yer verilmediği gibi okuyucuya mağdurun hukuki yararının ihlal edildiği izlenimi de uyandırmadığı anlaşılmıştır. Bu nedenle, kararın bozulması gerekmiştir.
  • ÇEKİN TAHSİLİ – KARŞILIKSIZ ÇEK İÇİN GÖREVLİ MAHKEME – ADLİ PARA CEZASI

    Özet: Karşılıksız çek şikayeti davaları, çekin tahsil için bankaya ibraz edildiği veya çek hesabının açıldığı banka şubesinin bulunduğu yer ya da hesap sahibinin yahut şikâyetçinin yerleşim yeri mahkemesinde görülür.” şeklinde düzenleme yapılarak çekle ilgili olarak karşılıksızdır işlemi yapılmasına sebebiyet vermek eyleminin, adli para cezasını gerektirir bir suç olarak öngörüldüğü, aynı maddede bu suçtan dolayı açılan davaların İcra mahkemelerinde görüleceği ve 2004 sayılı kanunun 347, 349, 350, 351, 352 ve 353'üncü maddelerinde düzenlenen yargılama usûlüne ilişkin hükümlerin uygulanacağının açıkça hükme bağlandığı, 2004 sayılı kanunun 349. maddesinde “Şikayet dilekçe ile veya şifahi beyanla yapılır. Dilekçeyi veya dava beyanını alan icra mahkemesi duruşma için hemen bir gün tayin edip şikayetçinin imzasını alır ve maznuna celpname gönderir. Şahit gösterilmişse o da celbolunur.” şeklinde yer alan düzenlemeye nazaran, 5941 sayılı kanunun 5. maddesinde düzenlenen karşılıksızdır işlemi yapılmasına sebebiyet vermek suçundan dolayı şikâyetlerin doğrudan İcra mahkemelerine yapılması gerektiği cihetle, itirazın reddi yerine yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir.