1. Anasayfa
  2. Yargıtay
  3. 17. Hukuk Dairesi

17. Hukuk Dairesi

  • TASARRUFUN İPTALİ DAVASININ AÇILMASI – ÖN KOŞUL OLARAK DAHA ÖNCE AÇILMIŞ VE KESİNLEŞMİŞ BİR KARARIN OLMASI GEREKLİ – DAVANIN REDDİ DURUMUNDA AVUKATIN MAKTU VEKALET ÜCRETİNE HÜKMEDİLMESİNE

    Özet: Davacı alacaklı vekili, borçlu davalı hakkında takip başlatıldığını, alacağı karşılayacak mal varlığı bulunmadığı ve hakkındaki takipleri sonuçsuz bırakmak için davaya konu araç ve taşınmazlarını diğer davalılara devrettiğinden bu devirlere dair tasarrufun iptaline karar verilmesini istemiştir. Tasarrufun iptali davalarının görülebilmesi için diğer dava koşullarının yanında geçerli ve kesinleşmiş bir takibin varlığı da ön koşul olup, dava geçerli bir takibin olmadığından bahisle reddedildiğine göre Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 7/2. maddesi gereğince maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde nispi vekalet ücretine hükmedilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Ne var ki, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirir nitelikte görülmediğinden, 6100 Sayılı HMK'nın geçiçi 3/2 maddesi delaletiyle 1086 Sayılı HUMK'un 438/7 maddesi uyarınca hükmün düzeltilerek onanması gerekmiştir.
  • TASARRUFUN İPTALİNE İLİŞKİN TALEP – ÖN ŞART OLARAK DAVALILAR HAKKINDA BAŞLATILAN İCRA TAKİBİNİN KESİNLEŞMİŞ BİR KARARIN OLMASI GEREKİR

    Özet: Davacı alacaklı vekili, borçlu davalılar hakkında takip başlatıldığını, borçlunun alacağı karşılayacak mal varlığı bulunmadığı ve hakkındaki takipleri sonuçsuz bırakmak için davaya konu araçları diğer davalılara devrettiğinden bu devirlere dair tasarrufun iptaline karar verilmesi istemi ile her bir üçüncü kişi aleyhine dava açmış davalar arasında irtibat bulunduğundan mahkemece birleştirilmiştir. Dava İİK'nın 277 vd. maddelerine dayalı olarak açılan tasarrufun iptali istemine ilişkindir. Tasarrufun iptali davasının ön şartı borçlu davalı hakkında yapılmış ve kesinleşmiş bir icra takibinin bulunması, davacı tarafından borçlunun aciz halini gösterir aciz belgesi ibraz edilmesi ve borcun tasarruf tarihinden önce doğmuş olması gerekir. Bu durumda, mahkemece davacı alacaklı tarafından İİK'nın 33/a-2 maddesi uyarınca açılmış bir dava bulunup bulunmadığı araştırılarak dava açılmış ise sonucun beklenmesi, açılmamış olması halinde borçlu hakkında geçerli bir icra takibinden söz edilmeyeceğinden davanın ön koşul yokluğundan reddine karar verilmesi gerekirken hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
  • MUVAAZALI SATIŞA İLİŞKİN TASARRUFUN İPTALİ İSTEMİ – BOŞANMA DAVASI VE KATKI PAYI DAVASI DEVAM EDERKEN EŞİN KENDİSİNE AİT TAŞINMAZI  MUVAAZALI OLARAK BAŞKASINA DEVRETMESİ

    Özet: Davalılar arasında gerçekleştiği ileri sürülen muvazaalı işlem, davacı yönünden haksız eylem niteliğinde olup, davacının oluşacak tazminat ve katılma alacağının tahsilini sağlamak bakımından eldeki davayı açmakta hukuksal yararı bulunmaktadır. Bu durumda davanın BK 19. maddesi uyarınca açılan tapu iptal ve tescil isteğine ilişkin olup, İİK'nın 277 ve devamı maddeleri uyarınca açılan bir dava olmadığından davada icra takibi ve aciz vesikası ibrazı zorunlu olmadığından mahkemece davacının dayandığı dava dosyasının sonucunun beklenilmesi, ondan sonra tarafların tüm delillerinin toplanması ve hasıl oalcak sonuca göre bir karar verilmesi gerekir.
  • TRAFİK KAZASI – TEDAVİ GÖRÜLÜRKEN İMZALATILAN İBRANAME – İBRANAMENİN GEÇERLİ OLUP OLMAMASI

    Özet: Davacının davaya konu ettiği tüm tedavi giderleri, kazanç kaybı ve ulaşım giderleri bu ibraname tarihinden sonra gerçekleşmiştir. İbraname, imzalanan tarihe kadar ki tedavi gideri gibi maddi zararlara karşılık gelmekte olup 22.10.2007 tarihinden sonraki henüz oluşmayan ve oluşması davacı tarafından bilinmeyen zararları kapsamamaktadır. Hukukumuzun genel prensibi gereğince doğmamış haktan feragat edilmeyeceğinden davacı tarafından imzalanan bu ibranamenin geleceğe değil, imzalandığı tarihten önceki zararları kapsadığının, kazadan kısa bir süre sonra ve hastanede imzalatılan bu ibranamenin geçersizliğinin kabulü gerekir.
  • ALKOLLÜ ARAÇ KULLANMA – ALKOL ORANI – BİLİRKİŞİ HEYETİNİN RAPORU – ARAÇ SİGORTASI

    Özet: Bilirkişi heyetince düzenlenen 24.03.2014 tarihli rapora göre karar verilmiştir. Adı geçen raporda, her iki araç sürüsünün de 0,50 promilin üzerinde alkolü olup, kanlarındaki yüksek düzeydeki alkol oranının her iki araç sürücüsü yönünden de güvenli sürüş yeteneğini ortadan kaldıracağının belirtilmiş olmasına göre Mahkemece, kazanın münhasıran alkolün etkisiyle meydana geldiği kabul edilerek yazılı şekilde hüküm kurulmuş ise de; sigortalı araç sürücü... (1,06 promil) ve karşı araç sürüsü ... (1,35 promil) alkollü olması yalnız başına kazanın münhasıran alkolün etkisiyle meydana geldiğini göstermez. Kaldı ki somut olayda karşı aracın alkollü sürücüsü ...kazanın meydana gelmesinde kavşakta geçiş önceliğine uymadığından her halükarda (tam yada asli) kusurlu olup bu halde kazanın münhasıran alkolün etkisiyle meydana geldiğinden söz edilemez. Hal böyle olunca somut olayda münhasırlık bulunmadığından davanın reddi gerekirken yazılı şekilde kabulü doğru görülmemiş ve hükmün açıklanan sebeplerle bozulması gerekmiştir.
  •   TAZMİNAT DAVASI – HASARIN TEMİNATI – KASKO POLİÇESİ – HASARIN TEMİNATI İÇİN İSPAT GEREKTİĞİ

    Özet: Sigortalı araç sürücüsünün kaza sonrası olaydan yerinden ayrılması tek başına hasarın teminat dışı kalmasına neden olmayacağından bununla birlikte Kasko Sigortası Genel Şartları'nın A.5. maddesinde belirtilen teminat dışı hallerin mevcut olduğunun somut delillerle sigortacı tarafından ispat edilmesi gerekir. Davalı şirketinin hasarın teminat dışında olduğunu somut delillerle ispat edemediği gözetilerek hasarın teminat kapsamında olduğunun kabulüyle sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
  • TRAFİK KAZASI – CEZA ZAMANAŞIMI – MALULİYET DURUMU – TAZMİNAT DAVASI – MESLEKTE KAZANMA GÜCÜ KAYBI TESPİTİ 

    Özet: Dava tarihinde yürürlükte bulunan "Çalışma gücü ve meslekte kazanma gücü kaybı oranı tespit işleri yönetmeliği" hükümlerine göre hazırlanmış, davacının maluliyetinde gelişen bir durum olup olmadığını belirten rapor alınması, gelişen durumun var olduğunun anlaşılması halinde davacının dava açarken belirttiği %27 maluliyet oranından sigorta tahkim dosyasında esas alınan %10 maluliyet oranının tenzili ile %17 maluliyet oranı üzerinden davaya devam edilip sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, davacının sigorta tahkim komisyonu kararından sonra gelişen bir maluliyeti bulunup bulunmadığı hususu araştırılmadan sigorta tahkim komisyonu tarafından verilen kararın miktar itibariyle kesin olduğu ve iş bu dava yönünden kesin hüküm teşkil ettiği gerekçesiyle maddi tazminat isteminin reddine karar verilmesi doğru görülmemiş ve bozma nedeni yapılmıştır.
  • KADASTRO TESPİTİ – GÖREVSİZLİK KARARINDAN SONRA DAVANIN AÇILMAMIŞ SAYILMASI – KANUN YARARINA BOZMA

    Özet: Kadastroya ilişkin davanın sulh hukuk mahkemesinde açılması üzerine mahkemece görevsizlik kararı verilerek dosya kadastro mahkemesine gönderilmiştir. Kadastro mahkemesince 3402 s. Kadastro Kanununun 28. maddesine uygun olarak işlem yapılması gerekirken, süresinde başvurulmadığından bahisle davanın açılmamış sayılması kanun yararına bozma sebebi yapılmıştır.