1. Anasayfa
  2. Yargıtay
  3. 11. Hukuk Dairesi

11. Hukuk Dairesi

  • YOLCUNUN TRAFİK KAZASINDA ÖLÜMÜ NEDENİYLE MANEVİ TAZMİNAT – HATIR TAŞIMASI – FAİZİN OLAY GÜNÜNDEN İTİBAREN YÜRÜTÜLMESİ GEREKTİĞİ – İHTİYARİ DAVA ARKADAŞLIĞINDA AYRI AYRI VEKALET ÜCRETİNE KARAR VERİLMESİ GEREKTİĞİ

    Özet: Yerel mahkemece, kabul edilen manevi tazminatlara da olay gününden itibaren faiz yürütülmesi gerekirken, dava gününden itibaren faiz yürütülmüş olması usul ve yasaya uygun olmamıştır. Yine, trafik kazasında hayatını kaybeden kişinin eşi ve çocukları olup her biri için davanın aynı sebepten doğduğu, birlikte açılan davada davacıların ihtiyari dava arkadaşı olduğu, hüküm altına alınan manevi tazminat üzerinden ihtiyari dava arkadaşlarından her biri için ayrı ayrı vekalet ücretine karar verilmesi gerekeceği göz ardı edilerek, tazminatın toplamı üzerinden vekalet ücreti hesaplanmak suretiyle davacılar yararına noksan vekalet ücretine karar verilmesi de doğru olmamıştır. 
  • MARKANIN HÜKÜMSÜZLÜĞÜ TALEBİ – TÜKETİCİDE İLTİBAS YARATACAK DERECEDE BENZERLİK OLMAMASI – KIRMIZI RENKL TÜRKİYE HARİTASININ MARKASAL KULLANIMININ BİR KİŞİNİN TEKELİNE BIRAKILAMAYACAĞI

    Özet: Davacının markalarıyla davalının aynı harita ve figürü içeren başvurusu arasında görsel, sescil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı, görsel ve anlamsal algının markaların bütününde gerek okunuş ve gerekse görünüşte yeteri derecede farklılık yarattığı, kırmızı renkli Türkiye haritasının markasal kullanım olarak bir kişinin tekeline bırakılmasının mümkün olmadığı, öte yandan bu harita ve mavi şerit biçiminin basın yayın sektöründe yoğun ve yaygın kullanımı olduğundan da şüphe olmadığı, böylesine herkesin kullanımına açık ve bir kimseye bağlanması mümkün olmayan bir işaretin sahibinin hususiyetini taşıyan bir eser olduğunun kabulüne de olanak bulunmadığı, markalar benzer olmadığından davacı markalarının tanınmış olmasının sonucu değiştirmeyeceği, bu durumda davalının marka başvurusunda bulunmasının kötüniyetli olarak değerlendirilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine dair verilen kararın onanması gerekmiştir.
  • KREDİ SÖZLEŞMESİ NEDENİYLE ÖDENEN KOMİSYON VE EKSPERTİZ ÜCRETİNİN İADESİ – KONUT KREDİSİNİN TÜKETİCİ KREDİSİ NİTELİĞİNDE OLDUĞU – GÖREVLİ MAHKEME

    Özet: Dava, kredi sözleşmesi nedeniyle ödenen komisyon ve ekspertiz ücretinin geri alımına ilişkindir. Taraflar arasında bağıtlanan kredi sözleşmesi göz önüne alındığında, davacının konut alımı için kredi aldığKREDİ SÖZLEŞMESİ NEDENİYLE ÖDENEN KOMİSYON VE EKSPERTİZ ÜCRETİNİN İADESİ - KONUT KREDİSİNİN TÜKETİCİ KREDİSİ NİTELİĞİNDE OLDUĞU - GÖREVLİ MAHKEMEı anlaşılmakta olup, sözleşme tarihinde yürürlükte olan 4077 S.K.'un 3, 10/B ve 21/3 maddelerine göre, konut kredisinin tüketici kredisi niteliğinde olduğunun kabulü ile davaya tüketici mahkemesince bakılması gerekirken, tüketici kredisinin ticari kredi olarak kabul edilmesi isabetli görülmediğinden, hükmün bozulması gerekmiştir. Sözleşmenin düzenlendiği tarih itibariyle 818 sayılı Borçlar Kanunu yürürlükte olduğu halde, uyuşmazlıkta uygulanma imkanı olmayan genel işlem şartları bakımından 6098 sayılı TBK'nın 20 ve 21. maddesinin uygulanması dahi doğru görülmemiştir.
  • MALİ HAKLARA TECAVÜZ – TELİF TAZMİNATI – LİSANSSIZ YAZILIM KULLANILMASI SEBEBİYLE TAZMİNAT TALEBİ

    Özet: Davalı şirketlerin, davacı şirkete ait bilgisayar yazılım programını izinsiz ve lisanssız olarak kullandığı iddiasıyla, tazminat talebine ilişkindir. Dava konusu edilen 3 adet lisanssız yazılımın davalılara ait bilgisayarlarda kullanıldığı, bilirkişilerce belirlenen rayiç bedelin, dava tarihi itibariyle TCMB efektif satış kurundan çevrilmesi sonucu elde edilen bedelin üç katı tutarı tazminattan davalıların sorumlu olduğuna karar verilmesi doğrudur.
  • HAKSIZ REKABETİN KALDIRILMASI -TİCARET UNVANINA TECAVÜZ – İNTERNET YOLUYLA HAKSIZ REKABETTE BULUNULMASI

    Özet: Dava, haksız rekabetin kaldırılması istemine ilişkindir. Dava konusu edilen iş yerlerinden birindeki kuyumcu dükkanlarının işletme ruhsatları her ne kadar dava dışı ve davalının oğlu olan şahıs adına düzenlenmiş ise de Vergi Dairesi’nin ve Ticaret Odası’nın yazılarından davalının da bu adreslerde kuyumculuk ürünleri ticaretiyle iştigal ettiğinin anlaşıldığı, anılan dükkanların tabela ve camekanlarında özellikle “Murat” ibaresinin ön plana çıkarıldığı, unvanların yanında “Murat Kuyumculuk” kısaltması olan “MK” harflerinin kullanıldığı, soyismin oldukça küçük puntoda ve göze çarpmayacak şekilde yazıldığı, davacının “Murat Kuyumculuk” ticaret unvanı ile iltibas yaratacak şekilde “Murat” sözcüğünü kullanarak davacının tescilli ve yasal koruma altındaki ticaret unvanına tecavüz edildiği ve haksız rekabette bulunulduğu, aynı şekilde davalının İnternet sitesinde “Murat” ibaresini öne çıkartıp “Murat Kuyumculuk” ibaresinin kısaltması olan “MK” ibaresini kullandığı, soyisim ibaresini oldukça küçük puntolarla ve göze çarpmayacak biçimde yazdığı, bu nitelikteki kullanımın da davacının ticaret unvanına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiği gerekçesiyle anılan adreslerdeki davalıya ait kuyumcu dükkanları ile ilgili olarak açılan davanın kabulüne, davalıya ait İnternet sitesinde yer alan “Murat” ibaresinin kaldırılmasına yönelik davanın kabulüne, İnternet sitesi ile tecavüz tespit edilen dükkanlarda yer alan tüm basılı evraklarından “Murat” ibaresinin silinmesine, sökülmesine, basılı evrak ve kaşelerin imhasına karar verilmesi usul ve yasaya uygundur.
  •   FATURAYA DAYALI İCRA TAKİBİ – FATURANIN DAVACIYA TEBLİĞ EDİLMESİ – AKDİ İLİŞKİ – AKDİ İLİŞKİNİN VARLIĞININ TESPİTİ

    Özet: Davalı alacaklı tarafça faturaya dayalı icra takibi başlatılmıştır fakat tek taraflı olarak fatura düzenlenip, ticari defterlere kaydedilmesi akdi ilişkinin varlığını ispata yeterli değildir. Dosya kapsamı itibariyle anılan faturanın davacıya tebliğ edildiğine dair bir belge bulunmadığı gibi, taraf ticari defterlerinin bilirkişi marifetiyle incelenmesi neticesinde takip konusu faturanın davacı ticari defterlerinde kayıtlı olmadığı da tespit edilmiştir. Ayrıca, ancak akdi ilişkinin ispatı halinde mal teslimi hususunda tanık dinlenebileceğinden, akdi ilişki, uyuşmazlık kapsamında ise, taraflar arasındaki taşıma sözleşmesinin varlığının tanık delili ile ispatı mümkün olmayıp, 6100 Sayılı HMK'nın 200. maddesi uyarınca yazılı delille kanıtlanması gerekmektedir. Bu itibarla, mahkemece anılan hususlar nazara alınmaksızın hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
  • GÖREVLİ MAHKEME – TÜKETİCİ MAHKEMESİNİN GÖREVLİ OLDUĞU

    Özet: Dava konusu işlem bankacılık işleminden kaynaklansa dahi aynı Kanun'un 3/1 bendi gereğince tüketici işlemi sayılmaktadır. 6502 Sayılı Kanun'un 72. maddesi uyarınca tüketici işleminden doğan uyuşmazlıklarda tüketici mahkemesi görevli olup işbu davada da Tüketici Mahkemesi'nin görevli olduğundan bahisle görevsizlik kararı verilmesi gerekirken, yerinde olmayan gerekçelerle Asliye Hukuk Mahkemesi'nin görevli olduğuna karar verilmesi doğru görülmemiş ise de bu husus yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden bozma nedeni sayılmamış kararın düzeltilerek onanması gerekmiştir.
  • MARKA HAKKINA TECAVÜZÜN VE HAKSIZ REKABETİN – HUSUMETİN KAT MALİKLERİNİN TÜMÜNE YÖNELTİLMESİ GEREKTİĞİ

    Özet: Bu durumda, her ne nekadar A Blok Kat Malikleri Yöneticiliği namına gerçek kişiler davada hasım gösterilmiş ise de, davacının talebi söz konusu A Blok Yöneticiliği tarafından gerçekleştirilen markaya tecavüz eyleminin önlenmesine ilişkin olduğundan, husumetin A Blok'u oluşuran kat maliklerinin tümüne yöneltilmesi gerekirken birleşen davada sadece davalı gerçek kişiler aleyhine yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamış, birleşen davadaki hükmün davalılar yararına bozulması gerekmiştir.