1. Anasayfa
  2. Ticaret Hukuku
  • HAKSIZ REKABETİN KALDIRILMASI -TİCARET UNVANINA TECAVÜZ – İNTERNET YOLUYLA HAKSIZ REKABETTE BULUNULMASI

    Özet: Dava, haksız rekabetin kaldırılması istemine ilişkindir. Dava konusu edilen iş yerlerinden birindeki kuyumcu dükkanlarının işletme ruhsatları her ne kadar dava dışı ve davalının oğlu olan şahıs adına düzenlenmiş ise de Vergi Dairesi’nin ve Ticaret Odası’nın yazılarından davalının da bu adreslerde kuyumculuk ürünleri ticaretiyle iştigal ettiğinin anlaşıldığı, anılan dükkanların tabela ve camekanlarında özellikle “Murat” ibaresinin ön plana çıkarıldığı, unvanların yanında “Murat Kuyumculuk” kısaltması olan “MK” harflerinin kullanıldığı, soyismin oldukça küçük puntoda ve göze çarpmayacak şekilde yazıldığı, davacının “Murat Kuyumculuk” ticaret unvanı ile iltibas yaratacak şekilde “Murat” sözcüğünü kullanarak davacının tescilli ve yasal koruma altındaki ticaret unvanına tecavüz edildiği ve haksız rekabette bulunulduğu, aynı şekilde davalının İnternet sitesinde “Murat” ibaresini öne çıkartıp “Murat Kuyumculuk” ibaresinin kısaltması olan “MK” ibaresini kullandığı, soyisim ibaresini oldukça küçük puntolarla ve göze çarpmayacak biçimde yazdığı, bu nitelikteki kullanımın da davacının ticaret unvanına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiği gerekçesiyle anılan adreslerdeki davalıya ait kuyumcu dükkanları ile ilgili olarak açılan davanın kabulüne, davalıya ait İnternet sitesinde yer alan “Murat” ibaresinin kaldırılmasına yönelik davanın kabulüne, İnternet sitesi ile tecavüz tespit edilen dükkanlarda yer alan tüm basılı evraklarından “Murat” ibaresinin silinmesine, sökülmesine, basılı evrak ve kaşelerin imhasına karar verilmesi usul ve yasaya uygundur.
  • KAMBİYO SENETLERİNE MAHSUS HACİZ YOLU YERİNE GENEL HACİZ YOLLA TAKİBİN BAŞLATILMASI – BONONUN ZAMANAŞIMINA UĞRAMASI – İTİRAZ SEBEPLERİ SONRADAN DEĞİŞTİRİLEMEZ VE GENİŞLETİLEMEZ

    Özet: Alacaklı tarafından borçlu aleyhine bir adet bonoya dayalı olarak genel haciz yolu ile ilamsız takip başlatıldığı,İİK'nın 63.maddesi uyarınca, itiraz eden borçlu, itirazın kaldırılması duruşmasında, alacaklının dayandığı senet metninden anlaşılanlar dışında itiraz sebeplerini değiştiremez ve genişletemez. Zamanaşımı itirazı, senet metninden anlaşılan itiraz sebepleri arasındadır. O halde mahkemece, takibe konu belgenin bono vasfını taşıması nedeni ile kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu yerine genel haciz yolunun seçilmesinin, senedin tanzim tarihi itibariyle uygulanması gereken 6762 sayılı TTK'nın 661. maddesinin uygulanmasını engellemeyeceği de gözetilerek, borçlunun zamanaşımı itirazı incelenerek oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeye dayalı olarak yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir.
  • KEŞİDECİ LEHİNE AVAL VERENİN RÜCU HAKKI – İTİRAZIN İPTALİ

    Özet: Keşideci lehine aval veren davacı, davalı keşidecinin borcunu ödediğini ve bu bedelin   tahsilini talep etmiştir. Davalı, istenilen bedelin bir kısmını davacıya ödediğini iddia ettiyse de bunu ispatlayamamıştır. Davalı lehine aval veren davacının rücu hakkı bulunduğuna göre talebinin kabul edilmesinde hukuka aykırılık yoktur.
  • TRAFİK KAZASI NEDENİYLE TAZMİNAT İSTEMİ – SİGORTA ŞİRKETİNE AÇILAN DAVADA YETKİLİ MAHKEME

    Özet: Merkez veya şubenin veya sigorta sözleşmesini yapan acentenin bulunduğu yer mahkemeleri, Karayolları Trafik Kanunu uyarınca yetkili kabul edildiğine göre, acente ve şubeyi denetleyen üst mercii olan, genel merkezin emir ve talimatı doğrultusunda çalışan ve yetkisi şubeye göre daha fazla olan bölge müdürlüğünün bulunduğu yer mahkemesinin de yetkili olduğunu kabul etmek gerekir.
  •   TAZMİNAT DAVASI – HASARIN TEMİNATI – KASKO POLİÇESİ – HASARIN TEMİNATI İÇİN İSPAT GEREKTİĞİ

    Özet: Sigortalı araç sürücüsünün kaza sonrası olaydan yerinden ayrılması tek başına hasarın teminat dışı kalmasına neden olmayacağından bununla birlikte Kasko Sigortası Genel Şartları'nın A.5. maddesinde belirtilen teminat dışı hallerin mevcut olduğunun somut delillerle sigortacı tarafından ispat edilmesi gerekir. Davalı şirketinin hasarın teminat dışında olduğunu somut delillerle ispat edemediği gözetilerek hasarın teminat kapsamında olduğunun kabulüyle sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
  • EMLAKÇININ HAK KAZANACAĞI KOMİSYON ÜCRETİ – SÖZLEŞME ŞARTLARI – TELLALLIK ÜCRETİ

    Özet: Tellallık sözleşmesinin belli muayyen ve açık olması gerekir. Taraflar arasında düzenlenen tellallık sözleşmesinde açıkça “kan ve sıhri hısımlardan” bahsedilmiş olup, eş tarafından gösterilen evin satın alınması durumunda tellallık ücretinin hak edileceğine dair bir düzenleme bulunmamaktadır. Böyle bir düzenlemeye yer verilmediğine göre yorum yolu ile de eş bu kapsam içerisine alınamaz. Davalı, taraflar arasındaki sözleşme hükümlerine göre komisyon ücretinden sorumlu tutulamaz. Mahkemece sözleşmenin yorumunda yanılgıya düşülerek yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
  • KREDİ SÖZLEŞMESİNİN ÖDENMEMESİ – YENİ BİR PROTOKOL TANZİMİ – KREDİ – TAŞIT KREDİSİ

    Özet: Yerel mahkemece, taraflar arasındaki uyuşmazlığa 12.03.1999 tarihli kredi sözleşmesi hükümleri uygulanmak suretiyle borcun belirlenip sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, tersine 27.12.2001 tarihli protokol esas alınarak borcun buna göre belirlenip davanın reddine karar verilmesi doğru değildir.Yerel Mahkemece, açıklanan tüm bu hususlar göz önüne alınıp, Hukuk Genel Kurulu’nca da benimsenen Özel Daire bozma ilamına uyulmak gerekirken; hatalı tespit ve değerlendirme sonucu yazılı şekilde davanın reddine dair önceki kararda direnilmiş olması usul ve yasaya aykırıdır.
  • SENEDİN VADE TARİHİNDE TAHRİFAT İDDİASI – TAKİBİN İPTALİ TALEBİ – BONODAKİ VADE TARİHİ ALTINDAKİ PARAF İMZASININ BORÇLUYA AİT OLUP OLMAMASININ SONUCA ETKİLİ OLMADIĞI

    Özet: Senetteki rakamla yazılı vade tarihi altındaki paraf imzanın keşideci borçluya ait olup olmadığı ve tahrifat öncesi vade tarihi iddiası yönünden bilirkişi incelemesi yaptırılarak oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle mahkeme kararı bozulmuş ise de; bonoda rakamla ve yazı ile yazılan vade tarihlerinin farklı tarihleri içermiş olması sebebi ile rakamla yazılan vade tarihi altındaki paraf imzasının borçluya ait olup olmamasının tespiti sonuca etkili olmadığı gibi tahrifattan önceki tarihin tespiti ile de bononun kayıtsız şartsız borç ikrarına haiz kambiyo senedi olarak kabulü mümkün olmadığından, yapılacak bilirkişi incelemesinin verilecek karara etkili olmayacağı anlaşılmaktadır. O halde, mahkemece şikayetin kabulüne dair verilen 05.11.2013 tarih ve 2013/436 Esas - 2013/560 Karar sayılı kararın onanması gerekirken Dairemizce maddi hataya dayalı olarak bozulduğu anlaşılmakla, mahkeme kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Sonraki sayfa »