1. Anasayfa
  2. Tasarrufun İptali Davası
  • TASARRUFUN İPTALİ DAVASININ AÇILMASI – ÖN KOŞUL OLARAK DAHA ÖNCE AÇILMIŞ VE KESİNLEŞMİŞ BİR KARARIN OLMASI GEREKLİ – DAVANIN REDDİ DURUMUNDA AVUKATIN MAKTU VEKALET ÜCRETİNE HÜKMEDİLMESİNE

    Özet: Davacı alacaklı vekili, borçlu davalı hakkında takip başlatıldığını, alacağı karşılayacak mal varlığı bulunmadığı ve hakkındaki takipleri sonuçsuz bırakmak için davaya konu araç ve taşınmazlarını diğer davalılara devrettiğinden bu devirlere dair tasarrufun iptaline karar verilmesini istemiştir. Tasarrufun iptali davalarının görülebilmesi için diğer dava koşullarının yanında geçerli ve kesinleşmiş bir takibin varlığı da ön koşul olup, dava geçerli bir takibin olmadığından bahisle reddedildiğine göre Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 7/2. maddesi gereğince maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde nispi vekalet ücretine hükmedilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Ne var ki, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirir nitelikte görülmediğinden, 6100 Sayılı HMK'nın geçiçi 3/2 maddesi delaletiyle 1086 Sayılı HUMK'un 438/7 maddesi uyarınca hükmün düzeltilerek onanması gerekmiştir.
  • TASARRUFUN İPTALİNE İLİŞKİN TALEP – ÖN ŞART OLARAK DAVALILAR HAKKINDA BAŞLATILAN İCRA TAKİBİNİN KESİNLEŞMİŞ BİR KARARIN OLMASI GEREKİR

    Özet: Davacı alacaklı vekili, borçlu davalılar hakkında takip başlatıldığını, borçlunun alacağı karşılayacak mal varlığı bulunmadığı ve hakkındaki takipleri sonuçsuz bırakmak için davaya konu araçları diğer davalılara devrettiğinden bu devirlere dair tasarrufun iptaline karar verilmesi istemi ile her bir üçüncü kişi aleyhine dava açmış davalar arasında irtibat bulunduğundan mahkemece birleştirilmiştir. Dava İİK'nın 277 vd. maddelerine dayalı olarak açılan tasarrufun iptali istemine ilişkindir. Tasarrufun iptali davasının ön şartı borçlu davalı hakkında yapılmış ve kesinleşmiş bir icra takibinin bulunması, davacı tarafından borçlunun aciz halini gösterir aciz belgesi ibraz edilmesi ve borcun tasarruf tarihinden önce doğmuş olması gerekir. Bu durumda, mahkemece davacı alacaklı tarafından İİK'nın 33/a-2 maddesi uyarınca açılmış bir dava bulunup bulunmadığı araştırılarak dava açılmış ise sonucun beklenmesi, açılmamış olması halinde borçlu hakkında geçerli bir icra takibinden söz edilmeyeceğinden davanın ön koşul yokluğundan reddine karar verilmesi gerekirken hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
  • MUVAAZALI SATIŞA İLİŞKİN TASARRUFUN İPTALİ İSTEMİ – BOŞANMA DAVASI VE KATKI PAYI DAVASI DEVAM EDERKEN EŞİN KENDİSİNE AİT TAŞINMAZI  MUVAAZALI OLARAK BAŞKASINA DEVRETMESİ

    Özet: Davalılar arasında gerçekleştiği ileri sürülen muvazaalı işlem, davacı yönünden haksız eylem niteliğinde olup, davacının oluşacak tazminat ve katılma alacağının tahsilini sağlamak bakımından eldeki davayı açmakta hukuksal yararı bulunmaktadır. Bu durumda davanın BK 19. maddesi uyarınca açılan tapu iptal ve tescil isteğine ilişkin olup, İİK'nın 277 ve devamı maddeleri uyarınca açılan bir dava olmadığından davada icra takibi ve aciz vesikası ibrazı zorunlu olmadığından mahkemece davacının dayandığı dava dosyasının sonucunun beklenilmesi, ondan sonra tarafların tüm delillerinin toplanması ve hasıl oalcak sonuca göre bir karar verilmesi gerekir.
  • TASARRUFUN İPTALİ DAVASINDA BORÇLUNUN MÜTEMERRİD OLMASININ MECBURİ OLMADIĞI

    Özet: Tasarrufun borcun doğumundan sonra yapılmış olması yeterli olup tasarruf sırasında borçlunun mütemerrid olması da mecburi değildir. Davalının borçlunun alacaklılarından mal kaçırmak ya da alacaklılarını ızrar kastı ile hareket ettiğini bilebilecek kişilerden olduğunun nazara alınarak diğer iptal şartları da mevcut ise davanın kabulüne karar verilmesi yerine yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm tesisi isabetli değildir.
  • TASARRUFUN İPTALİ DAVASI – İPTAL DAVASINDAKİ HAK DÜŞÜRÜCÜ SÜRELER – BORÇLAR KANUNU HÜKÜMLERİNE DAYANILMASI

    Özet: Davacı taraf, dava dilekçesinde her ne kadar aciz vesikasından söz etmiş ise de olayların açıklanması kısmında İİK hükümlerinin benzetme yoluyla uygulanmasını istemiş ve hukuki sebepler bölümünde de BK 18 vd. maddelerinde belirtilen sözleşmenin yorumu ve muvazaalı işlemlere ilişkin hükümlere dayanmış; cevaba cevap dilekçesinde dahi davanın Borçlar Kanunu kapsamında açılmış olduğu sarih olarak belirtilmiştir. Bu durumda İİK m. 277 vd. maddelerinde yer alan iptal davası hükümleri uygulanarak hak düşürücü süre yönünden reddine karar verilemez.
  • TASARRUFUN İPTALİ DAVASI – KÖTÜNİYETİN İSPATI – FAHİŞ FARKTA TEMEL ÖLÇÜT

    Taşınmazın değeri ister 65.000,00 TL, isterse 70.000,00 TL olarak kabul edilsin, bedeller arasında fahiş fark bulunmamaktadır. İİK'nın 280. maddesine göre kötüniyeti kanıtlama yükümlülüğü davacı tarafta bulunmakta olup, davalılar arasında akrabalık bağı, iş ortaklığı, arkadaşlık gibi kötüniyeti gösterir bir durumda kanıtlanmamıştır. Bu nedenlerle davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu üzere davanın kabulüne karar verilmiş olması doğru değildir.