1. Anasayfa
  2. Marka Patent
  • MARKANIN HÜKÜMSÜZLÜĞÜ TALEBİ – TÜKETİCİDE İLTİBAS YARATACAK DERECEDE BENZERLİK OLMAMASI – KIRMIZI RENKL TÜRKİYE HARİTASININ MARKASAL KULLANIMININ BİR KİŞİNİN TEKELİNE BIRAKILAMAYACAĞI

    Özet: Davacının markalarıyla davalının aynı harita ve figürü içeren başvurusu arasında görsel, sescil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı, görsel ve anlamsal algının markaların bütününde gerek okunuş ve gerekse görünüşte yeteri derecede farklılık yarattığı, kırmızı renkli Türkiye haritasının markasal kullanım olarak bir kişinin tekeline bırakılmasının mümkün olmadığı, öte yandan bu harita ve mavi şerit biçiminin basın yayın sektöründe yoğun ve yaygın kullanımı olduğundan da şüphe olmadığı, böylesine herkesin kullanımına açık ve bir kimseye bağlanması mümkün olmayan bir işaretin sahibinin hususiyetini taşıyan bir eser olduğunun kabulüne de olanak bulunmadığı, markalar benzer olmadığından davacı markalarının tanınmış olmasının sonucu değiştirmeyeceği, bu durumda davalının marka başvurusunda bulunmasının kötüniyetli olarak değerlendirilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine dair verilen kararın onanması gerekmiştir.
  • MARKA HAKKINA TECAVÜZÜN VE HAKSIZ REKABETİN – HUSUMETİN KAT MALİKLERİNİN TÜMÜNE YÖNELTİLMESİ GEREKTİĞİ

    Özet: Bu durumda, her ne nekadar A Blok Kat Malikleri Yöneticiliği namına gerçek kişiler davada hasım gösterilmiş ise de, davacının talebi söz konusu A Blok Yöneticiliği tarafından gerçekleştirilen markaya tecavüz eyleminin önlenmesine ilişkin olduğundan, husumetin A Blok'u oluşuran kat maliklerinin tümüne yöneltilmesi gerekirken birleşen davada sadece davalı gerçek kişiler aleyhine yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamış, birleşen davadaki hükmün davalılar yararına bozulması gerekmiştir. 
  • LOGONUN TAKLİT EDİLMESİ – HAKSIZ REKABET – ZAMANAŞIMI DEF’İ – MARKAYA TECAVÜZ – TECAVÜZÜN GİDERİLMESİ

    Özet: Dava, markaya tecavüz ve haksız rekabetin tespiti, meni ve refine karar verilmesini istemiştir. Davacı vekili tarafından dosyaya sunulan ıslah dilekçesinin karşı tarafa tebliği üzerine davalı vekili tarafından ıslah edilen miktara yönelik olarak zamanaşımı definde bulunulduğu halde, bu hususta olumlu veya olumsuz bir karar verilmeksizin maddi tazminata yönelik olarak ıslah edilen miktarı da kapsayacak şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir. Ayrıca, kararda davalıda ele geçirilen "Renault" marka ve logosunu taşıyan jant kapaklarının imhasına ve jant kapaklarını üretmeye yarayan araç, cihaz ve makine benzeri vasıtalar ile "Renault" marka ve logosunu taşıyan etiket katalog ve broşür benzeri basılı reklam materyallerinin toplatılarak imhasına karar verilmiştir. Ancak, marka hakkına tecavüz oluşturan işaretin, üretilen jant kapaklarından başka bir yolla çıkarılması suretiyle tecavüzün giderilmesinin mümkün olup olmadığı araştırılmaksızın, yine jant kapaklarının üretimine yarayan araç, cihaz ve makine benzeri vasıtaların da münhasıran tecavüz oluşturan ürünlerin imalatına tahsis edilip edilmediği hususlarında gerektiğinde konusunda uzman bir bilirkişiden görüş alınmaksızın yazılı şekilde ürünlerin ve üretimde kullanılan makinelerin toplatılarak imhasına şeklinde karar verilmesi dahi doğru görülmemiştir.
  • ALAN ADININ İPTALİ – BENZERLİK – TESCİLLİ MARKA – MARKA HAKKINA TECAVÜZ – TECAVÜZÜN TESPİTİ

    Özet: Mahkeme kararı gerekçesinde davacının BMS ibareli tescilli markası bulunmadığı ve marka hakkına dayanılamayacağı belirtildiği halde, hüküm fıkrasında BMS ibaresinin kullanılması dolayısıyla marka hakkına tecavüzün tespiti ve önlenmesine ilişkin gerekçe ile hüküm arasında çelişki oluşturacak şekilde hüküm kurulmuş olması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
  • MARKA HAKKI – MARKADA ÖNCEYE DAYALI HAK SAHİBİ – MARKAYA TECAVÜZ – MARKA TESCİLİ – MADDİ VE MANEVİ TAZMİNAT DAVASI

    Özet : Dava, davacının markalarına tecavüz edildiği iddiasına dayalı maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Kural olarak marka hakkı bir işareti ilk kez oluşturup kullanan kişiye aittir. Önceye dayalı hak sahibi olan kişi, markanın tesciline itiraz etmemiş ve yapılan tescil aleyhine hükümsüzlük davası açmamış olsa bile, tescilli marka hakkı sahibi, bu işareti önceden beri marka veya sair bir tanıtma işareti olarak kullanan kişiyi, bu tanıtma işaretini önceki kapsamı ile kullanmaktan men edemez. Diğer bir deyişle; tescilli marka sahibi daha sonra bu öncelik hakkı bulunan kişiye karşı dava açarak onu bu işareti kullanmaktan men edemez. Davalının eskiye dayalı kullanım ve uzun süreli sessiz kalma nedeniyle hak kaybına ilişkin savunmasının belirtilen ilkeler çerçevesinde tartışılarak hasıl olacak sonuç çerçevesinde karar verilmesi gerekirken, mahkemece tescilli marka hakkının varlığından bahisle davanın kısmen kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir.
  • MARKAYA TECAVÜZÜN ÖNLENMESİ – ZAMANAŞIMI – TECAVÜZDEN HABERDAR OLUNDUĞU TARİHTEN İTİBAREN 1 YILLLIK ZAMANAŞIMI SÜRESİNİN GEÇMESİ

    Özet : Davacı vekili, davalının müvekkilinin markasına vaki tecavüzün önlenmesini, davalı şirketin haksız marka basılı her türlü evrak, broşür ve ürünlerin toplattırılarak muhafaza altına alınmasını, ve maddi manevi tazminat talep etmiştir.Davalı vekilinin zamanaşımı definde bulunması üzerine davacının davalı tarafın tecavüzünden haberdar olduğu tarihten itibaren 1 yıllık zamanşımı süresi geçmiş olduğundan, zaman aşımı süresinin dolduğu gerekçesi ile davanın reddine karar verilmesi doğrudur.
  • TAKLİT AYAKKABI SATIŞI EYLEMİNE İŞTİRAK – SADECE EŞYAYI TAŞIDIĞINDAN BAHİSLE MAHKUMİYETE KARAR VERİLEMEYECEĞİ

    Özet: Nakliyatçılık yapan ve davaya konu koliler içinde bulunan ayakkabıları fatura ve irsaliye belgeleri ile taşıyan sanığın, ayakkabıların taklit olduğunu bilerek sanık ... eylemine iştirak ettiğine ilişkin deliller gösterilip tartışılmadan sadece eşyayı taşıdığından bahisle mahkumiyetine karar verilerek yetersiz gerekçe ile hüküm tesisi bozmayı gerektirmiştir.
  • MARKA HAKKININ İHLALİ – ETKİN PİŞMANLIK HÜKÜMLERİNİN ÖNGÖRÜLMESİ NEDENİYLE UZLAŞMA HÜKÜMLERİNİN UYGULANAMAYACAĞI

    Özet: Katılanın marka hakkının ihlali suretiyle meydana gelen zararın basit bir araştırma ile tespit edilebilecek zarar niteliğinde olmadığı ve dosyaya yansıyan katılanın tespit edilmiş bir zararı bulunmadığı ve 556 sayılı Kanun hükmünde Kararname'nin 5833 sayılı Kanun ile değişik 61/A-son maddesi gereğince etkin pişmanlık hükümleri öngörüldüğünden, uzlaşma hükümlerinin uygulanamayacağı gözetilmeden mahkemece "sanığın müdahil tarafın zararını karşılamadığı ve uzlaşma sağlanamadığı anlaşılmakla şartları bulunmadığı" gerekçesiyle sanık hakkında CMK 231 maddesinin uygulanmasına yer olmadığına karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
  • TAKLİT AYAKKABI – ÜRÜNLERİN VE MODELLERİN BENZER OLMASINDAN DOLAYI İLTİBAS TEHLİKESİ – MARKA HAKKINA TECAVÜZ – HAKSIZ REKABET KOŞULLARININ OLUŞTUĞU

    Özet: Davalıların 125-101, 123-2392, 090-038, 001-777, 126-726, 011-51 ve 029 kod numaralı olarak piyasaya sürdüğü spor ayakkabılarda C..... ibaresi kullanılmış ise de davacı tarafa ait A....... markasının tescilli olduğu 3 şerit markası ve trefoil şekil markalarının kullanılması, ürün ve modellerin benzer olmasından dolayı iltibas tehlikesi yarattığı, davalıların eyleminin davacının marka hakkına tecavüz teşkil ettiği, TTK'nın 54/2 maddesi uyarınca davacıya ait markanın kullanımı dürüstlük kuralına aykırı olduğundan haksız rekabet koşullarının da oluştuğu, davalı taraf defterlerini ibraz etmeyip davacının lisansa dayalı tek taraflı delilleri ile sonuca ulaşılması mümkün olmadığından BK'nın 50. maddesi gereğince davalı tarafın kullanımı, davacı markasının tanınmışlığı dikkate alınarak 10.000-TL maddi tazminata ve olayın oluş şekline göre 25.000-TL manevi tazminata hükmedilmesi gerektiği, davalı A.. E.. şirketi temsile yetkili kişi olup dava konusu eylemlerden dolayı 556 sayılı KHK gereği sorumluluk taşıdığı gerekçesiyle davacı tarafa ait 3 şerit ve "t......" markalarının davalı tarafından spor ayakkabılar üzerinde kullanılmasının davacı tarafın markasına tecavüz ve haksız rekabet yarattığının tespiti ve men'ine, BK'nın 50. madde gereği 10.000-TL maddi tazminatın ve 25.000-TL manevi tazminatın davalılardan tahsiline, karar kesinleştiğinde gazetede ilanına dair verilen karar taraf vekilleri tarafından temyizi üzerine Dairemizin 14/11/2014 tarihli kararı ile bozulmuştur. Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davalı-karşı davacılar A.. E.. ve C.. A.. vekilinin HUMK'nın 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.
  • MARKA HÜKÜMSÜZLÜĞÜ – MARKA DEVİR SÖZLEŞMESİNİN İPTALİ

    Özet: Markanın hükümsüzlüğünü isteyebilecek “zarar gören kişi“ kavramının geniş yorumlanarak 556 sayılı KHK’nin 61/c maddesi gereğince davalı şirkete ait markayı veya ayırt edilmeyecek derecede benzerini kullanmak suretiyle markanın taklit edildiğini bildiği veya bilmesi gerektiği halde tecavüz yoluyla kullanılan markayı taşıyan ürünleri satmak suretiyle 61/A maddesi gereğince cezalandırılmaları istemiyle yargılanan davacıların verilen ara kararı gereğince “OXXO” markasının tanınmış “XOXO” markası ile iltibas oluşturduğundan tescil edilemeyeceği gerekçesiyle 556 sayılı KHK’nın 7/ı ve 42/a madde hükümlerine istinaden, açtıkları eldeki davada aktif dava ehliyetinin bulunduğunun kabulü gerekir. Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulması gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Direnme kararı bu nedenlerle bozulmalıdır.
Sonraki sayfa »