1. Anasayfa
  2. İcra ve İflas Hukuku
  • GENEL KREDİ SÖZLEŞMESİ SEBEBİYLE BAŞLATILAN TAKİBE İLİŞKİN BORÇLUNUN İTİRAZ ETMESİ – İTİRAZIN İPTALİ İSTEMİNE İLİŞKİN BİR YILLIK HAK DÜŞÜRÜCÜ SÜRENİN BULUNMASI

    Özet: Dava İİK 67. maddesi uyarınca açılan itirazın iptali davasıdır. İİK'nın 67/1. maddesi uyarınca takip talebine itiraz edilen alacaklı itirazın tebliğ tarihinden itibaren 1 sene içinde mahkemeye başvurarak genel hükümler dairesinde alacağın varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir. 1 yıllık dava açma süresi hak düşürücü süre olup, mahkemece resen dikkate alınması gerekir. Somut olayımızda davaya konu icra takip dosyasındaki ödeme emrine itiraz üzerine verilen takibin durdurulmasına ilişkin karar davacıya 17.09.2010 tarihinde tebliğ edilmiş, söz konusu dava ise 1 yılı aşkın süre geçtikten sonra 13.08.2013 tarihinde açılmış olup, bu durumda İİK'nın 67/1. maddesi uyarınca davanın reddi gerekirken kabulü bozmayı gerektirmiştir.
  • BİRİNCİ HACİZ İHBARNAMESİNE İTİRAZ – HÜKMEDİLMESİ GEREKEN TAZMİNAT VE FAİZİN İŞLENMEYE BAŞLANACAĞI ZAMAN

    Özet: Birinci haciz ihbarnamesine sanığın vekili aracılığıyla itirazda bulunması ve vekilin beyanından dolayı asilin sorumlu tutulamayacağı göz önünde bulundurulduğunda sanığın beraatine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi; tazminata ilişkin olarak kurulan hükme yönelik incelemede, ihbarname tarihinden itibaren işlemiş faiz ile birlikte tazminat talep edildiği halde, faiz talebi konusunda bir karar verilmemişse de aleyhe temyiz olmadığından bu husus bozma nedeni yapılmamıştır. Kabule göre de, birinci haciz ihbarnamesinin tebliği tarihi olan 24.03.2012 tarihi itibariyle üçüncü şahsın asıl borçluya olan borç miktarı kadar tazminata hükmedilmesi gerekirken itiraz tarihi olan 29.03.2012 tarihi itibariyle tazminata hükmedilmesi kanuna aykırıdır.
  • TAKİBİN İPTALİ VE HACİZLERİN KALDIRILMASI İSTEMİ – KEFİLİN TAKİBİN İPTALİ TALEBİ – TÜKETİCİ KREDİSİNİN TEMİNATI OLARAK ŞAHSİ TEMİNAT VERİLMESİ

    Özet: Dava takibin iptalini ve hacizlerin kaldırılmasına ilişkindir. Tüketici kredisinin teminatı olarak şahsi teminat verildiği hallerde, kredi veren, asıl borçluya başvurmadan kefilden borcun ifasını isteyemez. Alacaklı banka, asıl borçlu aleyhine icra takibi yapıp, takip semeresiz kalmadıkça kefilden borcun ifasını isteyemez. Bu konudaki başvuru şikayet niteliğinde olup, Kanunun amir hükmüne de dayanıldığından, icra mahkemesine süresiz başvuru hakkı doğurur. Şikayetin esası incelenerek karar verilmesi gerekir.
  • KAMBİYO SENETLERİNE MAHSUS HACİZ YOLU YERİNE GENEL HACİZ YOLLA TAKİBİN BAŞLATILMASI – BONONUN ZAMANAŞIMINA UĞRAMASI – İTİRAZ SEBEPLERİ SONRADAN DEĞİŞTİRİLEMEZ VE GENİŞLETİLEMEZ

    Özet: Alacaklı tarafından borçlu aleyhine bir adet bonoya dayalı olarak genel haciz yolu ile ilamsız takip başlatıldığı,İİK'nın 63.maddesi uyarınca, itiraz eden borçlu, itirazın kaldırılması duruşmasında, alacaklının dayandığı senet metninden anlaşılanlar dışında itiraz sebeplerini değiştiremez ve genişletemez. Zamanaşımı itirazı, senet metninden anlaşılan itiraz sebepleri arasındadır. O halde mahkemece, takibe konu belgenin bono vasfını taşıması nedeni ile kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu yerine genel haciz yolunun seçilmesinin, senedin tanzim tarihi itibariyle uygulanması gereken 6762 sayılı TTK'nın 661. maddesinin uygulanmasını engellemeyeceği de gözetilerek, borçlunun zamanaşımı itirazı incelenerek oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeye dayalı olarak yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir.
  • İHALENİN FESHİ – PARA CEZASI – ZARAR UNSURU – USULSÜZ TEBLİGAT – MERNİS ADRESİNE TEBLİĞ – SATIŞ İLANININ TEBLİĞİ

    Özet: Dava, ihalenin feshi istemine ilişkindir. İİK'nın 134. maddesinin 2. fıkrasının son cümlesinde işin esasına girilmeden ihalenin feshi talebinin reddi halinde şikayetçi aleyhine para cezasına hükmedilemeyeceği öngörülmektedir. Şikayetçinin bir taşınmaza yönelik ihalenin feshi isteminin zarar unsuru yokluğu sebebiyle ve işin esasına girilmeden reddi gerektiğinden anılan taşınmaz yönünden, aleyhine ihale bedelinin %10'u oranında para cezasına hükmedilmesi doğru değildir. Öte yandan, şikayetçinin dosya kapsamına göre bilinen iki ayrı adresi bulunduğu halde, bilinen bu adreslere tebligat çıkarılmadan; Mernis adresinin bilinen son adres olarak kabulüyle bu adrese tebligat gönderilmesi doğru olmadığı gibi, şikayete konu satış ilanı tebliğ evrakı üzerinde; tebligat mazbatasını çıkaran mercii tarafından T.K.'nın 23/1-8. ve Yönetmeliğin 16/2. maddesi kapsamında bir şerh verilmediği anlaşılmakta olup; dağıtıcının kendiliğinden satış ilanı tebliğ işlemini T.K.'nın 21/2. maddesi uyarınca yapması yasa ve yönetmelik hükümlerine aykırıdır. Bu nedenle, sözü edilen tebligatın usulüne uygun yapıldığını söyleyebilme olanağı yoktur. Ayrıca, İİK.'nın 127. maddesi gereğince; taşınmaz satışlarında, satış ilanının bir örneği satışı yapılan taşınmazın paydaşlarına tebliğ edilmelidir. Taşınmazın hissedarı olan şikayetçiye satış ilanının tebliğ edilmemiş olması veya usulsüz tebliğ edilmesi ise başlı başına ihalenin feshi sebebidir.
  • İHALENİN FESHİ ŞİKAYETİ – HUKUKİ YARAR – TAŞINMAZ SATIŞ BEDELİNİN MUHAMMEN BEDEL ÜZERİNDE OLMASI – ZARAR UNSURU – ESASA GİRİLMEKSİZİN İHALENİN FESHİ ŞİKAYETİNİN REDDİ – ŞİKAYETÇİ ALEYHİNE PARA CEZASI HÜKMEDİLEMEYECEĞİ

    Özet: Dava; ihalenin feshi şikayetine ilişkindir. Somut olayda, satış bedelinin taşınmazın muhammen bedelinin üzerinde olduğu anlaşıldığından, zarar unsurunun gerçekleşmemiş olduğu görülmektedir. Şikayetçi, İİK'nın 134/8. maddesi kapsamında kendi menfaatinin muhtel olduğunu ispatlayamadığından ihalenin feshini istemekte hukuki yararı bulunmamaktadır. Bu durumda, mahkemece ihalenin feshi isteminin esasa girilmeden reddine karar verilmesi gerekir. İİK'nın 134/2. maddesi uyarınca işin esasına bu sebeple girilmemiş olacağından şikayetçi aleyhine para cezasına hükmedilmesi doğru değildir.
  • İHALENİN FESHİ İSTEMİ – ZARAR UNSURU – PARA CEZASI – DÜZELTEREK ONAMA

    Özet: Dava, ihalenin feshi istemine ilişkindir. Yerleşik Yargıtay uygulamasına göre satış bedelinin muhammen bedelin üzerinde olması halinde, ihalede zarar unsurunun gerçekleşmediğinin kabulü gerekir. Ancak İİK'nın 134. maddesinin ikinci fıkrasının son cümlesinde, işin esasına girilmeden ihalenin feshi talebinin reddi halinde şikayetçi aleyhine para cezasına hükmedilemeyeceği öngörülmektedir. Bu durumda şikayetçinin ihalenin feshi isteminin zarar unsuru yokluğu nedeniyle ve işin esasına girilmeden reddi gerektiğinden aleyhine ihale bedelinin %10'u oranında para cezasına hükmedilmesi isabetsiz olup, mahkeme kararının bu nedenle bozulması gerekir ise de, anılan yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını zorunlu kılmadığından kararın düzeltilerek onanması gerekmiştir.
  • İHALENİN FESHİ İSTEMİ – SATIŞ BEDELİNİN MUHAMMEN BEDELİN YÜZDE YÜZÜNÜN ÜZERİNDE OLMASI – PARA CEZASI

    Özet: Şikayet, ihalenin feshi istemine ilişkindir. İhalenin feshini şikayet yolu ile talep eden ilgili, vaki yolsuzluk neticesinde kendi menfaatlerinin muhtel olduğunu ispata mecburdur. Satış bedelinin, muhammen bedelin yüzde yüzünün üstünde olması halinde zarar unsuru oluşmayacağından, ihalede zarar unsurunun gerçekleşmediğinin kabulü gerekir. Bu durumda şikayetçinin ihalenin feshini istemekte hukuki yararı yoktur. Mahkemece istemin bu sebeple reddi gerekir. İşin esasına girilmeden ihalenin feshi talebinin reddi halinde şikayetçi aleyhine para cezasına hükmedilemeyeceği öngörülmektedir. Şikayetçinin ihalenin feshi istemi zarar unsuru yokluğu sebebiyle ve işin esasına girilmeden reddedileceğinden aleyhine ihale bedelinin %10'u oranında para cezasına hükmedilmesi isabetsizdir.
  • TASARRUFUN İPTALİNE İLİŞKİN TALEP – ÖN ŞART OLARAK DAVALILAR HAKKINDA BAŞLATILAN İCRA TAKİBİNİN KESİNLEŞMİŞ BİR KARARIN OLMASI GEREKİR

    Özet: Davacı alacaklı vekili, borçlu davalılar hakkında takip başlatıldığını, borçlunun alacağı karşılayacak mal varlığı bulunmadığı ve hakkındaki takipleri sonuçsuz bırakmak için davaya konu araçları diğer davalılara devrettiğinden bu devirlere dair tasarrufun iptaline karar verilmesi istemi ile her bir üçüncü kişi aleyhine dava açmış davalar arasında irtibat bulunduğundan mahkemece birleştirilmiştir. Dava İİK'nın 277 vd. maddelerine dayalı olarak açılan tasarrufun iptali istemine ilişkindir. Tasarrufun iptali davasının ön şartı borçlu davalı hakkında yapılmış ve kesinleşmiş bir icra takibinin bulunması, davacı tarafından borçlunun aciz halini gösterir aciz belgesi ibraz edilmesi ve borcun tasarruf tarihinden önce doğmuş olması gerekir. Bu durumda, mahkemece davacı alacaklı tarafından İİK'nın 33/a-2 maddesi uyarınca açılmış bir dava bulunup bulunmadığı araştırılarak dava açılmış ise sonucun beklenmesi, açılmamış olması halinde borçlu hakkında geçerli bir icra takibinden söz edilmeyeceğinden davanın ön koşul yokluğundan reddine karar verilmesi gerekirken hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
  • KAMBİYO SENETLERİNE MAHSUS HACİZ YOLUYLA TAKİP – YETKİ İTİRAZI VETAKİBİN İPTALİ İSTEMİ – YETKİSİZ MAHKEME TARAFINDAN İHTİYATİ HACİZ KARARI ALINMIŞ OLMASI

    Özet: Borçlu şirketin yerleşim yeri adresinin Boğazlıyan'da bulunduğu ile takibe konu çekin Boğazlıyan'da keşide edildiği ve muhatabın da bu yerde bulunduğu konusunda uyuşmazlık bulunmamakta olup, ihtiyati haciz kararı Kayseri Mahkemesi nezdinde alınmış ve icra takibi  Kayseri icra dairesinde başlatılmıştır. Bu durumda; icra dairesinin yetkisinin İİK’nın 50. maddesi atfı ile HMK’nın genel yetki kuralları uyarınca belirlenmesi gerekir. HMK'nın 6. maddesine göre borçlu şirketin yerleşim yeri icra dairesi yetkilidir. Olayda borçlu şirketin yerleşim yeri Boğazlıyan ilçesinde bulunduğundan icra takibinin başlatıldığı Kayseri 8. İcra Müdürlüğü iş bu takip yönünden yetkisizdir.
Sonraki sayfa »